2015 Avrupa Kültür Başkenti: MONS

Gamze DÜŞMEZ- Avrupa’nın batısında yer alan Belçika’nın haritasını incelediğinizde ya da internette arama motorunda bu ülkeyi aradığınızda genel olarak ülkenin tarihi, coğrafyası, iklimi, ekonomisi ve demografisi hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz. Belçika denince akla gelen diğer bir nokta da AB ve NATO gibi uluslararası organizasyonların merkezlerinin bulunduğu ülke olmasıdır. Belçika’nın Flaman, Alman topluluğunun yanı sıra Fransız topluluğunu barındıran Valon bölgesinin bir şehri olan Mons, bu sene ülkenin bu bilindik özelliklerine farklı bir boyut kazandırdı.

Mons Türkiye’de çok duyulmamış bir şehir. Bu şehrin ismini Türkiye’de duyanların ve bilenlerin büyük kısmı Türk ordusu mensupları… Bunun nedeni, Avrupa ülkelerinde görevlendirilen askerlerimizin bir bölümünün Mons’ta yer alan Avrupa Müttefik Güçleri Yüksek Karargahı (SHAPE) merkezinde görev yapmış olmaları…

Mons şimdi tarih, kültür ve sanatla arama motorlarında yer alıyor. Nasıl mı? Avrupa Birliği’nin her yıl verdiği Avrupa Kültür Başkenti unvanının bu yılki sahibi Belçika’nın Mons şehri… 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti İstanbul olmuştu. Ancak Mons bu unvanı Çek Cumhuriyeti’nin Pilsen şehriyle paylaşıyor. Mons, Belçika’nın Fransızca konuşulan Valon bölgesinde yer alıyor. Başkent Brüksel’e 50 kilometre uzaklıkta bulunan ve Valon bölgesinin Hainaut ilinin 2002’den bu yana halihazırda kültürel başkenti olan Mons zengin bir tarih, kültür ve sanat mirasını barındırıyor.

Avrupa’nın kalbinde yer alan ve nüfusu yaklaşık 93 bin olan bu şirin şehirdeki heykeller, kiliseler ve evler 1000 yıldan fazla bir tarihe sahip. Bu tarih birikimini dünyaya sergi, dans, müzik, tiyatro, resim ve edebiyat alanında 2015 Avrupa Kültür Başkenti sıfatıyla tanıtmaya bu yılın Ocak ayında başlayan Mons, bu çerçevede ziyaretçiler için mirasını ve yaratıcılığını sergileyeceği 300 etkinlik düzenliyor.

Bu etkinlikler çerçevesinde yıl boyunca 20 sergi açılacak. Eski ve modern sanatın yegane görüntüsünü yansıtacak bu sergiler arasında, ressam Van Gogh, Fransız şiirlerinin önde gelen şairlerinden Verlaine gibi dünyanın önde gelen sanatçılarının klasikleşmiş eserleri ve Çinli sanatçıların modern sanatı yer alıyor.

Mons’un mirasını ve tarihini nasıl kucakladığını dijital ve yaratıcı bir yaklaşımla gösterdiği bu etkinliklerden biri, emsalsiz sayılan “Vincent Van Gogh: Birth of an Artist” temalı sergi oldu. Sanat hayatına ilk adımlarını Mons’un kömür madenlerinin bulunduğu Borinage bölgesinde atan Van Gogh’un tablolarından ve çizimlerinden oluşan bu resim sergisi Mayıs ayında düzenlendi. Serginin kapanmasına rağmen, Hollandalı ressamın hayatının iki yılını (1878-1880) geçirdiği evini ziyaret etmek ve onun sanat çalışmalarını etkileyen bu yerde attığı adımları yeniden keşfetmek de yapılması gereken kültürel bir etkinlik olacaktır.

Paul Verlaine sergisi de Fransız şairin subay babasıyla başladığı disiplinli hayatını bir eşcinsel olarak sürdürdüğü ve sevgilisini tabancayla vurup Mons’ta hapse düştüğü dönemi kapsıyor. Açılışı 17 Ekim’de yapılacak sergi, romantik, ancak içki ve uyuşturucudan kendini kurtaramayan bu ünlü şairin 51 yaşında hayata veda etmesine kadar süren kısa yaşamını gözler önüne serecek.

Modern sanatı sevenlere, bu ay açılan ve Ekim’e kadar sürecek, Çinli sanatçıların hazırladığı “La Chine Ardente: Çağdaş Dev Heykeller” sergisini gezmeleri tavsiye ediliyor.

Mons’u yalnızca etkinliklerin takip edileceği bir şehir olarak görmemek lazım. Şehrin sivil, tarihi ve dini yapıları da görülmeye değer. Şehri daha iyi tanımak için ana meydanı Chateau’daki kafelerde ve restoranlarda oturmak, sokakları, parkları ve bahçelerinde yürümek gerekir. Bu yürüyüşler sırasında fark ediyorsunuz ki Mons yalnızca tarihi mimarisiyle dikkat çekmiyor. Modern mimarisinin dışında şehrin her köşesine, sokağına ya da çıkmazına yaklaşık 15 modern enstalasyon yerleştirilmiş. Bu enstalasyonlardan birine, bir sokağın köşesini döndüğünüzde “bir binanın penceresinden sokağa atılan binlerce kitap” gibi bir görüntü halinde rastlayabilirsiniz. Şaşırtan bu görüntüleri yani enstalasyonları yorumlamak size kalmış.

Mons’da yeme-içme olmazsa olmazların arasında. Çünkü buradaki restoranların bazıları, restoranları değerlendiren ve yemek dünyasının “Oscar”larını dağıtan Michelin’in listesinde yer alıyor. Bu restoranlarda rezervasyon yaptırmak kaydıyla yemekleri tatmanız öneriliyor. Chateau meydanında kafelerde bir mola verip Belçika biralarının çeşitlerini tatmak ve günün yorgunluğunu atmak ayrı bir keyif veriyor.

Böyle bir şehrin idaresi de deneyimli ve karizmatik bir siyasinin elinde. Şehrin şimdiki Belediye Başkanı Belçika’da 541 gün süren siyasi krizden sonra 2011’de kurulan hükümetin Başbakanı olan Elio Di Rupo. İtalyan asıllı Elio Di Rupo, karizmatik kişiliği, kırmızı papyonu ve ülkenin ilk gay başbakanı olarak tanınıyor.

Mons şehri her yıl geleneksel bir festivale ev sahipliği yapıyor. Bu festival, her yıl paskalyadan yaklaşık iki ay sonra pazar günü kutlanan yortu çerçevesinde düzenleniyor. Şehir meydanında toplanan halk, Saint (Aziz) George ile Doudou adındaki bir yeşil ejderha arasındaki mücadelenin temsilini izliyor. Ejderhanın kuyruğundan koparılan at kıllarının da o yıl şans getireceğine inanılıyor.

Mons’un Avrupa Kültür Başkenti olarak etkinlikleri yalnızca kendi sınırları içinde değil, Charleroi, Brüksel, Namur ve Valenciennes şehirlerinde de düzenleniyor. Bu şehirlerdeki 17 müze Mons etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.

Hemen hemen her yere yürüyerek gidebileceğiniz Mons’ta konaklama seçenekleri çok fazla olmasa da şehirde yaklaşık 20 kadar otel, farklı mimarileri ve sunumlarıyla konuklarını çok güzel ağırlıyor. Otellerin gecelik fiyatları da bu şehri ziyaret etmek isteyenler için uygun.

2015 Avrupa Kültür Başkenti hakkında www.mons2015.eu adresinden ayrıntılı bilgi edinebilir ve 12 Aralık’a kadar sürecek etkinliklerin neler olduğunu öğrenebilirsiniz.