39 yaşında hem şampiyon hem mühendis

29 yaşında buz patenine başladı, 4 kez Türkiye, 4 kez Dünya şampiyonu oldu -1

Yetişkinler artistik buz pateni dalında 4 kez Türkiye, 4 kez Dünya şampiyonluğu kazanan “Altın Kuğu” lakaplı sporcu Naz Arıcı, 29 yaşında başladığı buz patenindeki başarıları ile pek çok kişiye ilham oldu. Başarısı sayesinde Türkiye’de bu dalda branş açtırmayı başaran Arıcı’nın “Efsane Antrenörü” Timuçin Özbükücü, Naz’la çalışmaya başladıktan sonra “Buz pateninin yaşı olmadığını” anlamış. Arıcı ve Özbükücü, hikâyelerini 24 Saat gazetesi için anlatıyor. Röportajımızın birinci kısmı…

SULTAN YAVUZ – “Altın Kuğu” lakaplı buz pateni sporcusu Naz Arıcı, 29 yaşında başladığı buz pateninde, adını dünyada duyurmayı başardı. Aslında elektronik mühendisi olan ve mesleğinde başarılı olan Arıcı, hayatını tamamen değiştirecek olan ve hobi olarak başladığı buz pateninde belki tahminlerinin de ötesinde başarılara imza attı. Röportajımızın ilk kısmında şu anda Yenimahalle Belediyesi’nin artistik buz pateni sporcusu olan Arıcı ve “Efsane Antrenör” lakaplı Timuçin Özbükücü’nün hikâyelerini dinleyeceğiz. Röportajımızın ikinci kısmında ise Arıcı’nın başarılarına rağmen pek çok zorlu süreçten geçitiğini ve artık bir “milli sporcu” olmamasının hikâyesini dinleyeceğiz…
-Naz, basında pek çok kez haber oldun. Sadece başarılarınla değil, kimi zaman sponsor arayışınla ya da seni tenkit edici metinlerle de karşılaştık. Bize kendi ağzından hikâyeni ve buz patenine nasıl başladığını anlatır mısın?
Naz Arıcı: Çalışma hayatımın en yoğun olduğu zaman diliminde, 29 yaşındaydım ve bana göre mesleki olarak gelebileceğim en iyi konumdaydım. Fakat akşamları işten eve geliyor, sabah da aynı rutine devam ediyordum ve kazandığımı harcayamıyordum bile. O sırada birlikte büyüdüğüm, en yakın arkadaşımı trafik kazasında kaybettim. Ardından depresyona girdim ve hayat sıkıcıydı. Dedim ki, “Bir gün benim de arkadaşım gibi hayatım bitecek. En azından bu hayatı renklendirecek bir hobi edineyim.” Yaptığım listenin içinde buz pateni de vardı ve Belpa’ya, buz pistine gittim. Soğuğu sevmem ama o soğuk bana sanki tokta attı ve kendime getirdi. Çok sevdim, ilk 40 dakikalık seansın sonunda kendimi yenilenmiş gibi hissettim. Gidip gelmeye başladım ve oradaki antrenörlerden ders almak istedim. Fakat yaşım büyük olduğu için benimle pek de ilgilenmiyorlardı. Ben daha fazla para ödüyordum ama Timuçin Hoca ile tanışana kadar çok zorlandım…
“Sabah 5.30’da buza geliyor, sonra 8.30’da hazırlanıp işe gidiyordum”
-Timuçin Hoca ile nasıl tanıştınız?
Arıcı: Ben o sırada başka bir kadın antrenörden ders alıyordum ve bir hareketi anlamadım. O sırada da piste bir adam geldi ve çok güzel kayıyor. Timuçin Hoca’ymış, antrenörüm yanına gidip yardım istedi, o da hareketi şu şekilde yapabilirsin diyerek elimden tuttu ve gösterdi. Ben de yapabildim ve ben antrenörüm olsun diye beş buçuk ay peşinden koştum. Kendisi de mühendis ve buz hokeyi antrenörü o yüzden boş zamanı da yok. Sonunda ders vermeye ikna ettim ve ikimiz de birbirimizi bırakamadık. O bendeki isteği gördü, ben de buz patenine asıldım.
Fakat şunu da belirteyim, biz tanıştık ve hoca bir buçuk ay sonra Antalya’ya tayin oldu. Beni de tanıdığı antrenörlere yönelndirdi ama yaşım büyük diye bana inanmıyor, ilgilenmiyorlardı. Oysa ben buz patenine bağlanmıştım. Sabah 5.30’da buza geliyor, sonra 8.30’da hazırlanıp işe gidiyordum. Annem de babam da karşı çıkıyordu, bana inanmıyorlardı. Ben ise kazandığım parayı buz patenine harcıyordum. Timuçin Hoca ile ciddi anlamda 2015 yılından itibaren çalışmaya başladık diyebilirim.
-Buz pistine çıktığında ilk hissin ne oldu? Nasıl tutku haline geldi?
Arıcı: O ilk 40 dakikanın ardından nefes aldığımı hissettim. Meğer yaşamıyormuşum, aydınlanma yaşamış gibi oldum. Yine gelmem lazım dedim ve zaten işimde mutlu değildim. İşimde de kazıyarak bir yere gelmiştim ama o parayı harcayacak ne enerjim ne de zamanım vardı. Timuçin Hoca’yı bulup sonra kaybetmek ise hayâl kırıklığıydı. Törpülenerek geldim ve arkamda çok fazla gözyaşı vardır.
-Sanırım Timuçin Hoca’nın samimiyeti seni ona yaklaştırmış?
Arıcı: Aynı dilden konuşuyoruz, o da mühendis ve çok da güzel kayıyordu. Bir antrenörün bu kadar ilgilenmesi çok güzeldi…
-Timuçin Özbükücü… Türkiye’nin de ilk milli buz pateni sporcususunuz. Bize kendinizden bahseder misiniz?
Özbükücü: Ben 1983 yılında başladım buz patenine ve aslında endüstri mühendisiyim. TED Koleji ve Gazi Üniversitesi mezunuyum. O zamanlar, Kurtuluş Parkı’ndaki buz patenine çok giderdim ve akşam ebeveynlerim beni oradan alırdı. Hatta öğle aralarında da paten nedeniyle okula geç kalınca, kat muavini, “Sen yeter ki spora git, önemli değil” derdi. Bu işi en temelinden öğrendim ve bu sporu ancak yapan bilir; ne diğer sporlara ne dansa benzer, şiirsel, duygusal bir şeydir. Naz’ın bu hissi yakalaması zaman aldı ama hissedince dayanamadı. Çocuklar bu ruhu hissetmez mesela ama büyükler müzikle birlikte bunu hissedince bir daha bırakamaz.
“Türkiye’de örneği yok”
-Naz’da ne gördünüz de ona inandınız?
Özbükücü: Ben ders verirken kayarım ve öğrencilerimin yavaş kaymasını istemem, patenden düşmekten korkmamak lazım. Usturuplu düşerseniz en çok kalçanız morarır, fakat büyüklerin başlayıp devam edememesinde bu durumun etkisi çok. Naz’da bu korkuyu hiç hissetmedim. Ben federasyonun çeşitli kurullarında da görev yaptım, milli takımı seçiyorduk o yüzden işin nasıl olacağını bilen biriyim. Uluslararası teknik uzmanlık sertifikam var ki, bu alandaki az kişiden biriyim. Bunlar bir araya gelince, hız ve azim birleşince de hızlı sonuç alınıyor.
Ben halk seanslarında ders vereyim dedim, Naz ilerlemek istediğini söyledi ama nereye kadar gidecek dedim. Türkiye’de örneği yok, yurt dışında ise çocukken kayıp bırakan sonra yine dönen yetişkinler var. Naz’a bir hareket veriyorum hemen yapıyor, verdikçe alıyor ve dolayısıyla çabuk ilerliyordu. Gittiği yere kadar gitsin dedim, büyükler genelde bırakır ama Naz bırakmadı. Derken yarışmak da istediği için yurt dışında adult (yetişkin) pek çok kategoride yarış vardı, biz bunları geçeriz dedik ve çalışmanın statüsü değişti. Naz daha çok çalıştı ve yurt dışındaki ilk yarışmada ve dördüncü senemizde Naz gold kategoride ödül aldı. Ondan sonra herkesin bu işi yapabileceği ortaya çıktı.
-Naz’ın başarısının ardındanTürkiye’de adult kategorisi açıldı değil mi?
Özbükücü: Evet, Naz gibi çok insan var. Açılacak ama kaç kişi gelecekti? Baktık, isteyen çokmuş, ilk sene 14 kişi vardı, şimdi 44. Herkes çok memnun oldu, insanların içinde ukde kalmış, çocuklarını gönderip kendileri gelmiyordu. Bu sayede onlar da yapabilir oldu.
-Buz pateninin yaşı yok yani?
Özbükücü: Yok. Naz’dan önce sorsaydınız ‘Çocukken’ derdim ama işte örneği burada oturuyor. En büyük özelliği de patenin p’sini bilmeden bunu başarması bence. Naz’ın azmi ve hırsı bambaşka… Mühendislikten gelen kendi doğruları var, çok tartışırız. Mesela çocuğa ve yetişkine ders verme arasında fark vardır; çocuk itaat eder, adult sorgular. Neden öyle yapacağını bilmek ister mesela, açıklamak zorundasınız. Yetişkinler anladıktan sonra yapıyor.
-Peki sizi Naz gibi şaşırtan başka yetişkinler de var mı?
Özbükücü: Aslında var ama devam edemiyorlar. Kulüpler çocukların yanına yetişkinleri almıyor, onlar da halk seanslarına geliyor ve bu da iş yeri ile uyuşmuyor. Hafta sonları zaten çok kalabalık oluyor, kulüpler aslında yetişkinler kategorisine daha çok önem verebilirler. Küçük çocuklarla kayacakları ortam yaratılması gerek, yurt dışında yetişkinler kategorisi çok gelişkin, özellikle de Amerika ve Kanada’da…