7. ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı başladı

7. ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı başladı. 30 Mart ile 3 Nisan tarihlerinde 10.00-20.00 saatleri arasında gerçekleşecek fuar, ATO Congresium’da sanatseverleri konuk edecek. 21 ülkeden, 107 sanatçının katıldığı fuar, resim, heykel, seramik, fotoğraf sergileri, kavramsal sanat eserleri ve enstalasyon çalışmaları ile özgün baskı ve canlı performansları bir araya getiriyor. ArtAnkara’nın bu yıl 25 ile 30 bin arasında sanatseveri ağırlayacağı bekleniyor

Pekmezci: “1930’larda Ankara sanat anlamında İstanbul’dan daha avantajlı hâle geliyor”

SULTAN YAVUZ/ANKARA- 7. ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı başladı. ATO Congresium’da 30 Mart ile 3 Nisan tarihlerinde 10.00-20.00 saatleri arasında gerçekleşecek fuara, 21 ülkeden, 107 sanatçı katılıyor. Resim, heykel, seramik, fotoğraf sergileri, kavramsal sanat eserleri ve enstalasyon çalışmaları ile özgün baskı ve canlı performansları bir araya getiren etkinliğe, 25 ila 30 bin sanatseverin katılacağı öngörülüyor.
Fuar süresince 22 farklı konferansın düzenleneceği etkinlikte, sanatın güncel ve kavramsal sorunları, sanatçı ve uzmanların konuk olduğu oturumlarda tartışılacak. Fuarın ilk günü konferans konuğu olan Akademsiyen ve Sanatçı Prof. Dr. Hasan Pekmezci, “Ressamların Gözü ile Ankara” başlığı ile sunum gerçekleştirdi.
Pekmezci, 1883 yılında İstanbul’da kurulan ve sonradan Güzel Sanatlar Akademisi adını alan Sanayi-i Nefise Mektebi ile önceki yıllarda yurt dışına çıkan ressamların büyük kısmının sadece İstanbul resmi yaptıklarını söyledi. 1923 yılına kadar İstanbullu ressamların gündeminde Anadolu olmadığına dikkat çeken Pekmezci, 1920 yılı öncesinde İstanbul yalılarının, Boğaz’ın, körfezlerin resme konu edindiğini ancak Ankara diye bir yerden bahsetmenin olanaksız olduğunu vurguladı.
1700’lü yıllardan itibaren yabancı sanatçı ve misyonerlerin çalışmalarında Ankara’ya rastlandığını ancak bunun yapılma sebebinin Ankara sevgisinden ziyade gizli belge ve bilgileri edinerek, “paylaşma hesabı” amacının güdüldüğünü belirten Pekmezci, bunlardan birinin de Koç Müzesi’nde de sergilenen Ankara manzarası resmi olduğunu söyledi. Söz konusu tabloda Ankara’nın ticari ve sosyal yaşamının ip uçları olduğuna dikkat çeken Pekmezci, ayrıca Anadolu’ya ilişkin gravürlerin de yayınlandığını ifade etti.

Akademsiyen ve Sanatçı Prof. Dr. Hasan Pekmezci

Pekmezci, “Atatürk tüm sergilere kendisi katılıyor ya da bakanlarını yolluyor ve mutlaka resim alınmasını sağlıyor”
Ankara’nın sanatla tanışmaya 27 Aralık 1919 yılında Atatürk’ün gelmesiyle başladığını dile getiren Pekmezci, kendisinin ilk tespit ettiği etkinliğin 1921 yılında Ankara Kalesi’nin Akkale burcunda kurulan Eti Müzesi olduğunu söyledi. Açılışını Atatürk’ün yaptığı bu müzedeki derin mesajın “Yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, zenginliğiyle Anadolu bizim” olduğunu kaydeden Pekmezci, söz konusu müzenin arkeoloji ve sanat adına bir milad olduğunu belirtti. Bu tarihlerde iki büyük hareket olduğunu belirten Pekmezci, şöyle konuştu:
“14 Ekim 1923’te Ankara’da ilk kez İstanbullu ressamların sergisi açıldı ve öncesinde bir sanatçı duyarsızlığı görüyoruz. 1916 yılında sanatçıların bu duyarsızlığını yenmek için Çanakkale ve Gelibolu’ya ekip gezisi düzenlenir ama sonuç alınamaz. 1920’lerde Kurtuluş Savaşı yaşanıyor ama mesela Halil Paşa’nın bununla ilgili tek resmi yok. Hoca Ali Rıza’nın da… Halit Paşa o sırada İstanbul’un koylarını çizmiş örneği… Sanatçılar Ankara’yı 1923’ten sonra keşfetmeye başlıyor.
İbrahim Çallı 1926 tarihli bir Ankara resmi yapıyor ve bu resmi yok olmaktan kurtaran da benim. 140X140 ölçeğinde, Atatürk ve arkasında eski ve yeni Ankara… Bu Atatürk resmi, bir anlamda Ankara’nın resmidir. Halil Paşa’nın 1929 tarihli Ankara resmini de sayabiliriz. Ankara’ya sanatçılar özellikle davet ediliyor ve Ankara;’da ilk kez resim satılmaya başlıyor. Atatürk tüm sergilere kendisi katılıyor ya da bakanlarını yolluyor ve mutlaka resim alınmasını sağlıyor. 1930’larda Ankara sanat anlamında İstanbul’dan daha avantajlı hâle geliyor. Şevket Dağ, Sami Yetik, o yılların Ankara’sının resmediyorlar. Bu resimler aynı zamanda belgesel niteliği de taşıyor. Hikmet Onat, Sururi Taylan, Mısırlı Hidayet, İhsan Cemal Karaburcak, Cemal Tollu, bu dönemin öne çıkan ressamlarından.
İkinci hareket de 1938 yılında başlatılan Memleket Resimleri Hareketi’dir. 1937 yılında İstanbul’da Resim Heykel Müzesi açılır fakat içinde Anadolu resmi yoktur, İstanbul resmi vardır. Sanatçılar Anadolu’yu tanısın, Anadolu da sanatçıyı tanısın diye bir hareket başlatılır. 1950’lere kadar sürer ve Anadolu sanat öğrenmeye başlar. 675 Anadolu resmi yapılır. Kaybolanlar da var, kaybolmayanlar da ve bunlar birer belge niteliği taşıyor. Özellikle Şeref Akdik ve Refik Epikman resimleri… 1924 yılının o zor koşullarında on sanatçı eğitim amaçlı yurt dışına gönderilir ve bunlardan biri de Epikman’dır. Kurtuluş Savaşı’nı içtenlikle betimleyen biri, Eşref Üren de… “
Pekmezci, Mehmet Saip Tuna, Hasan Hulusi Mercan, Lütfü Günay, Turgut Zaim, Naciye İzbul, Nevzat Akoral, Burhan Doğançay, Orhan Ruhi Arel, Turan Erol, Fethi Ardan, Hamza İnanç, Dervim Erbil, İmren Erşen, Hüseyin Yıldırım ve kendisinin de içinde olduğu ressamların resimlerini göstererek sunumuna devam etti. 1982 yılında Vakko tarafından Ankara ile ilgili resimlerin yarışacağı, büyük ödüllü bir yarışma düzenlediğini, ancak bunun 1984 yılında sona ermesinin kayıp olduğunu belirten Pekmezci, tüm bu resimlerin sanat olmasının dışında birer tarihi belge olduğunu hatırlatarak, “O sanatçının da şehri nasıl gördüğünü, nasıl sahip çıktığını ya da çıkmadığını da gösterir bu resimler. Sanat bir paylaşımdır” dedi.

Fuar alanından renkler; Dışkapı Sanat Atölyesi ve Japon Müziği ve Sanatları Derneği
Dışkapı Sanat Atölyesi de ArtAnkara Fuarı’nda stand açtı. Yedi sağlık personelinin resimlerinden oluşan sergi, ilgiyle karşılanıyor. Ressamlardan Dışkapı Beyin Cerrahi Kliniği’nden Doç. Dr. Erdal Yılmaz, özellikle pandemi döneminde sağlık çalışanları olarak sabah akşam mesaide oldukları için, arkadaşlarıyla “en azından sters atmak için” güzel sanatlarla uğraşmaya başladıklarını söyledi. Dışkapı Hastanesi’nde sosyal hizmet uzmanı olan Hidayet Yılmaz Gürbüz, “Atölyemizde sıcak bir ortam vardı. Pandemi sürecinde yalnızlığa itildik, yorulduk. Çcocuklarımıza dokunmaya hasret kaldık, dokunuşlarımızı sanatla yapalım dedik. Ben yeni başladım, arkadaşlarımızı teşvik ediyrolar” dedi.
Aynı hastanede hemşirelik yapan Fatma Eksik Kaya, özellikle bu süreçte çok yorulduklarını ve bu nedenle kendilerini rahatlatacak bir uğraş olarak atölyeye dâhil olduklarını söyledi. Kaya, “Başhekimimize ve buraya katılmamıza vesile olan herkese teşekkür ediyoruz. En azından evimize rahat şekilde gidebiliyoruz bu sayede” diye konuştu.
Şule Karahan, “Bizim için pandeminin stresli ortamından kurtulacağımız bir alan oldu, atölyeyi kuran üç arkadaşımzın teşvikiyle başladık” dedi. Mikrobiyoloji bölümünde hekim olan Didem Yiğit Özkan da, üç ay önce başladıkları küçük atölyeyi, kullanılmayan bir yoğun bakım alanına kurduklarını belirterek, “Vakit buldukça atölyedeyiz, akşam 21.00’e kadar zaman geçiyorum. Sanata açılan Dışkapı” dedi.

Japon Derneği

Japon Müziği ve Sanatları Derneği
ArtAnkara’da açılan onlarca sergi standından biri de Japon Müziği ve Sanatları Derneği… 2017 yılında Ankara’da bir grup gönüllü tarafından kurularak, Japon sanat değerleri ve kültürünün daha iyi anlaşılabilmesi için söz konusu sanatların icra edilmesi ve öğretilmesini amaçlayan dernek, Japon sanatı örnekleriyle etkinliğe renk katanlardan…
Bu yılki tema “Paradoks”
Fuarın bu yılki teması “paradoks” olarak belirlendi. Bu nedenle, ArtAnkara 2021 kapsamında üniversitelerin güzel sanatlar öğrencileri için düzenlenen yarışma programında da paradoks teması öne çıkarılarak, katılımcıların kanıksanmış kalıpları, dogma ve açmazları sorgulamları istendi.
ArtAnkara’nın gelenekselleşen ödüllerinden Sanatçı Onur Ödülü’ne bu yıl Mehmet Güleryüz layık görüldü. Sanata Katkı Onur Ödülü ise geçen ay kaybedilen sanat dostu, iş insanı ve koleksiyonet Murat Balkan’a ait… 2021 ArtAnkara’da Kurum Onur Ödülü’nün sahibi ise Devlet Resim ve Heykel Müzesi oldu.
Fuarda ayrıca, dünyaca ünlü İspanyol Ressam Pablo Picasso’nun orijinal bir eseri de Galeri Selvin standında görülebilecek.