ABD’nin arka bahçesinde neler oluyor?

Utku ŞENSOY

Bolivya’da Latin Amerika’nın ilk yerli başkanı Evo Morales’i, 20 Ekim seçimlerine hile karıştırıp kazandığını iddia eden ABD yanlısı muhalif gruplar, “seçimler yenilensin” baskısı için haftalardır sokaklardaydı. 3 kişinin yaşamını yitirdiği onlarca göstericinin yaralandığı bu karmaşadan vazife çıkaran ordu,“istikrarı yeniden tesis etmek için” Morales’e istifa çağrısında bulundu.
Morales, bir çeşit “postmodern darbeye maruz kaldığını”, ülkede kan akmasını önlemek için görevini bıraktığını açıkladı. Morales yaşananları,”sivil, siyasi ve polis gücüyle” bir darbe olarak nitelendirdi. Kızılderili başkan istifasının ardından hakkında tutuklama emri çıkarılıp, evinde şiddet içeren saldırılara maruz kalınca, komşu ülke Meksika’ya sığındı.
20 EKİM SEÇİMLERİ
Bolivya’daki seçimleri Devlet Başkanı Morales yüzde 48’ e yakın oyla ilk turda kazanmış, rakibi eski Devlet Başkanı Carlos Mesa ise yüzde 36′ da kalmıştı. Chung’un liderliğindeki PDC de yüzde 8 oy almıştı.Seçimlerde hile yapıldığını iddia eden muhalefet, yandaşlarını sokağa çağırınca ülke ABD yanlısı aşırı sağcı grupların ırkçı ve şiddet içeren eylemlerine sahne olmuştu.Olaylar sürerken, Amerikan Devletler Örgütü’nün (OAS) seçimlerde “ciddi ihlaller yapıldığı” yönündeki raporu, Morales’in ipinin çekildiğinin bir göstergesiydi aslında.
2005 yılından beri Latin Amerika’nın en uzun süre iktidarda kalan lideri olan Morales’in oyu dördüncü kez seçilmeye yeterliydi. Zira,Bolivya yasalarına göre, bir adayın devlet başkanı olabilmesi için geçerli oyların yüzde 50’sini alması veya yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine yüzde 10 fark atması gerekiyor. Ülkede neler olduğunu bu sürece nasıl gelindiğini biraz daha ayrıntılarıyla inceleyelim istedik.
2016 REFERANDUMU
2003 yılında gaz fiyatlarının artması sonrasında yaşanan 70 kişinin yaşamını yitirdiği halk ayaklanmasından yola çıkıp başkanlığa kadar yükselen 60 yaşındaki Evo Morales, yoksul işçilerle yerli halkın savunucusu ve küresel solun yaşayan efsanesi olarak görülüyordu. Bolivya 2005 yılı sonrası 10 yıllık süreçte, önceki 35 yılından daha hızlı bir ekonomik büyüme yaşadı.
Ülkedeki fakirlik yüzde 45 oranında azalırken, asgari ücret yüzde 90 arttı. “Gelir dağılımı adaletsizliğini düşürebilen nadir ülkelerden biri” olarak gösterilen Bolivya’da her şey yolunda giderken Morales, 2016 yılında yeniden seçilebilmek için referanduma gitti. Referandumu küçük bir oyla kaybeden Morales, Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden seçilebilmesinin önünü açtı. Başkanın bu hamlesi kendi destekçisi yoksul ve yerli kesim tarafından bile “otoriterleşme” şeklinde algılandı.
LATİN AMERİKA’DA SOL GERİLİYOR
Venezuela’da Hugo Chavez’in 1990’lardaki başarısıyla beraber kıtada solcu liderler başa geçince, Latin Amerika’da sosyalizm güç kazanmaya başlamıştı. ABD’nin en önemli arka bahçesi Latin Amerika dünyasının ABD’ye rağmen sol politikaların ilanihaye iktidarda tutunabilmesinin sürdürülebilir olmadığı aşikar. Arap baharında birkaç valiz dolarla operasyon yapıp eski müttefiklerini bir, bir deviren ABD, benzer uygulamaları doğal hakkı ve alanı olarak gördüğü Latin Amerika’da da yapmadığı ne malum? Ancak, Soğuk Savaş döneminde kıtayı darbelerle kontrol eden ABD, artık Latin Amerika’yı kontrol edebilmekte daha zorlandığı bir gerçek. Sol liderlerin bile koltuklarına yapışma sevdası yüzünden, 2015 yılından sonra Latin Amerika’da sol rüzgar Washington’un da gayreti ile gerilemeye başladı. Bölgedeki olumsuzlukları kendi lehine çevirmekte son derece başarılı olan ABD, sol iktidarların devrilmesi için büyük çaba sarf etti. Ancak Washington’un tüm bu çabalarına rağmen, Küba ve Venezuela hala direnç gösterebiliyor.
Arjantin’de Krichner, Venezuela’da Hugo Chavez’in ölümünün ardından, Nikolas Maduro ve son olarak da Evo Morales’in yaşadıkları… Kendiliğinden görevinden ayrılmayı tercih eden Brezilya devlet başkanı Lula hariç hepsi başkanlık dönemlerini artırma yoluna gidip, Morales’in akıbetini yaşamışlardır.
LİTYUM ve DOĞAL GAZ
Zengin doğal gaz yataklarına rağmen, halkının yüzde 70’i yoksul olan Bolivya dağlarla kaplıdır. 10 milyon nüfuslu bu ülkenin başkenti Sucre 3 bin 700 metre yükseklikte. Denize çıkışı bulunmayan Bolivya’nın kalay, çinko, gümüş ve altın madenleri ile doğalgaz ve petrol yatakları bulunuyor. Stratejik bir maden olarak kabul edilen ve elektrik bataryalarının temel hammaddesi olan lityumun dünyadaki rezervlerinin %60’tan fazlası Bolivya’nın elindedir. Otomotiv dünyasının giderek hybrit ve elektriğe döndüğü bu dönemde elektrikli otomobiller için lityumun ne kadar hayati olduğunu söylemeye gerek yok. Batının dünyaya uyuşturucu ile mücadele, koka savaşları gibi göstermeye çalıştığı “Bolivya operasyonunun” ardında, Lityumu ele geçirme çabasının yattığını, bunun içinde kendileriyle uyum içinde çalışacak bir sağ hükümet arzusunun yattığı iddiaları giderek daha fazla dile getirilmeye başlandı.
MORALES 14 YILDA NELER YAPTI?
İktidara gelir gelmez yeni anayasa üzerinde çalışıp, Bolivya’yı “çok uluslu” ve ülkenin farklı etnik gruplarını daha iyi yansıtması amacıyla “laik” devlet tanımlaması getirdi.
Sosyalist lider Morales, kendi maaşında ve kabinesindeki bakanların maaşında kesintiye gidip, petrol ve gaz sanayiini yeniden kamulaştırdı. Kamu harcamalarını kısıtlayıp, gelir vergilerindeki artış Bolivya’nın döviz rezervlerinin artmasını sağladı.
Zengin gaz yataklarına sahip ülkede Morales’in, yerli ve yoksul halka kaynak aktaran yönetim biçime ve bu konuda “Devrimler için ölümü göze aldık” açıklaması, yıllardır ülkeyi kontrol eden Avrupa kökenli sermaye sahiplerinin tepesini attırdı.
Kamu projelerine ve yoksullukla mücadelede toplumsal programlara yatırım başladı, yüzde kırklarda seyreden yoksulluk, 2018 yılında yüzde 17’ye düştü.Muhalefet ise, yolsuzlukla mücadelede zayıf kaldığını savunuyor. Yerli, yoksul ve çiftçinin yanında olan Morales, koka çiftçilerinin hakları için de mücadele edip, Koka yetiştirmenin yasal statüsünü korudu ve ABD’nin koka üretiminin tamamen durdurulması baskılarına göğüs gerdi. ABD,Morales’i kokain üretiminin ve kaçakçılığının önüne geçmemekle suçladı. Dolayısıyla, Morales’in ABD ile ilişkileri devlet başkanlığı boyunca hep gergindi.
WASHİNGTON’A HİÇ EYVALLAHI OLMADI
Farklı ve aykırı kişiliğiyle Morales, 2008 yılında ABD’nin Sucre Büyükelçisini hükümetine karşı komplo kurmakla suçlayıp sınır dışı etti. ABD’nin Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi’nin Bolivya’daki operasyonlarını da askıya aldı.
DENİZ ERİŞİMİ HAKKI
Ülkede yoksul halk için köklü değişimler yapan Morales’in en büyük yenilgisi ise Şili’ den Bolivya’ya deniz erişimi sağlayamaması oldu. Bolivya, Büyük Okyanus’a erişimi 1884’te Şili ile yapılan savaş sonucu kaybetmişti. Bolivya, kaybettiği deniz erişimi hakkını yeniden almak için 2018’de Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığı başvuru öncesi “Zafer çok yakında” diye vaatte bulunmasına rağmen başvurudan sonuç alamadı. Morales’in uluslararası platformlarda hangi gücün ya da güçlerin kösteklediğini bilmek için müneccim olmaya gerek yok sanırız.
İSTİFASININ YANSIMALARI
Morales’i istifaya götüren süreç, Venezuela ve Arjantin gibi ülkelerde “darbe” nitelendirilmesiyle karşılanırken, bölgenin sağcı hükümetleri Peru, Kolombiya ve Brezilya ise Morales’in istifasını takdir etti. Solcu Obrador liderliğindeki Meksika hükümeti ise, Bolivya’daki krizi çözmek içinMorales’e siyasi iltica hakkı tanıdı.
SONUÇ
Che Guevera, Fidel Castro ve Hugo Chavez’iörnek aldığı liderler olarak gösteren, Morales’ in komşusu Venezuela gibi ABD’ye karşı dik duruşu şimdilik siyasi iltica ile Meksika’da noktalandı. Ülkelerin dik duruş sergilemelerinin ABD sömürgeciliğine karşı büyük önem taşıdığının altını çizen Morales’ in çok çarpıcı konuşmalarından bir cümle; “Arap Baharı-demokrasi bahaneleriyle işgal ettiği topraklarda petrolü kontrol altına alan ABD, uyuşturucu trafiği bahanesiyle Latin Amerika’da terör uygulayıp kaynaklara ulaşma taktiğini uyguluyor”.
Amerikan emperyalizmine karşı boyun eğmeyip, mücadele edilmesi gerektiğini savunan Morales, devletin kaynaklarının ülkede çoğunluğu oluşturan yerli halka yardımcı olmak için kullanması bazı çevrelerde rahatsızlık yarattı. Morales, pazar olarak da ABD’den ziyade Latin Amerika’daki diğer ülkelerle işbirliğine gitti. Muhtemelen tüm bu tavırlarından dolayı da malum güç ve çevreler tarafından uluslararası arenada ipi çekilmiş oldu. Şimdi Bolivya’da yeniden seçim olacak. Ancak Morales’i destekleyen tabanın gücünü hafife almamak gerekiyor. Morales, her ne kadar Meksika’da siyasi ilticacı olsa da Bolivya siyasetinde güçlü bir şekilde var olmaya devam edecek.