Mehmet Necati GÜNGÖR Onları yıllar önce kaybetmiştik. Birisi baba dostu amcamız, diğerleri dosttan öte dostlarım. Musa Kırkıncıoğlu, babamın dostuydu. Güzel bir insandı. Yardımseverdi, dost canlısıydı. Denge insanıydı. Son olarak Adalet Partisi Merkez İlçe Yönetiminde görevliydi. Aynı zamanda rahmetli babamın çok sevdiği, Benim de “amcam” gibi sevdiğim adam. Yeri doldurulamadı. DURDEMİR BİLİRDÖNMEZ Benim, meslekten arkadaşım, can dostum. O’nu genç denilebilecek bir yaşta kaybettik. Hür Söz gazetesinde iken tanışmıştık. Dostluğumuz giderek perçinleşti. Sonra Tercüman, sonra Akajans, sonra İHA’nın Bölge Müdürü. O İHA’da iken, ben Türk Haberler Ajansı Bölge Müdürüyüm. Aramızda tatlı bir rekabet var. Akşamlarımız, gecelerimiz, hatta bazen öğle yemeklerimizde hep birlikteydik. Ölümünden bir hafta önce Ankara’da buluştuk. Kış olimpiyatları ile ilgili kitap hazırlığında idi. Kitabı baskıya vermiş, matbaayı bekliyordu. Uzun uzun konuştuk, eskileri yadettik. Bir hafta sonra yen ebediayrılacağımızı bilseydim, bırakır mıydım. Daha çok, daha çok konuşurduk. Boynuna sarılıp sarılıp yanaklarından öperdim. RECEP AKAL Yaşı benden büyüktü ama O da arkadaşımdı. Çok severdim. Evime giderken dükkânına uğrayıp çayını içtiğim, bol bol sahbet ettiğim bir Erzurum dadaşı. Demokrat Partili idi, sonradan Adalet Partisi’ne intisap etti. 27 Mayıs ihtilâlinde CHP’li bir öğretmen dükkânına gelmiş, O zamanlar gazete bayiliği de yapıyor. “Ulan kuyruk” diye söze başlıyor, “Bir Cumhuriyet gazetesi ver!” diyor. Belli ki bulaşmak istiyor. Recep ağabeyin yanında Çiftlik köyünün muhtarı var. O da Demokrat Partili. Recep Akal, yumruğunu sıkmış, öğretmeni dövecek. İş büyüyecek yani. O an pratikbir buluş: Muhtar ve Recep ağabey öğretmenin yakasına yapışıyorlar, Onu Atatürk’e hakaret etmekle suçlayıp bir güzel pataklıyorlar. Öğretmen zor ellerinden kurtuluyor. Sözü mert, kabadayı bir insandı. Çok sevmiştim. Ölümüne çok üzülmüştüm. VURAL GÜLER Aslen Artvin’in Şavşat ilçesindendi. Erzurum Ziraat Fakültesine kaydolmuş, fakat bitirememişti. Daha çok siyasetle ilgilendiği için. Etkileyici bir ses tonu vardı. Necip Fazıl’ın Sakaryası’nı O’ndan daha iyi okuyon yoktu. Adalet Partisi toplantılarının vazgeçilmez takdimcisi, aynı zamanda gençlik kolları başkanıydı. Aileden biri gibiydi. Sevecendi, sağlam duruşlu bir insandı. Esprileri ile etrafına neşe saçardı. Birlikte “Anadolu Milliyetçiler Teşkilatı”nı kurmuştuk. Başında “Anadolu” vurgusu var diye mahkemeye bile verilmiştik. Sonra, bu nedenle kapatmak zorunda kaldık. Yaptığımız en önemli icraat, O zamanlar “komünistler” diye suçladğımız solcuların Atatürk Üniversitesi salonlarında düzenledikleri “Lenin’in Yüzüncü Doğum Yılı” etkinliğini protesto etmekti. Binlerce kişiyi üniversiteye yürütmüş, toplantı salonunun önünde nöbet tutmuştuk. Solcuları bir hayli korkutmuştuk. Ondan sonra Erzurumda böylebir toplantı olmadı. Son görevi, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcılığı idi. Hasretimizi telefon konuşmalarıyla giderirdik. İşittim ki vefat etmiş. Kahroldum. Bu değerlerin acısı yüreğimde küllenmiş Zaman zaman kor haline gelip içimi kavuruyor. Mekânları cennet olsun.