Ailelere ‘karne’ uyarısı

Karne beklentisinin çocuktan çok aileyi gerdiğini söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Sözer Çapan, “Karne başarı ölçütü değildir. Aileler çocukların yeteneklerine baksın. Sömestr tatilinde çocuğa sadece ders çalıştırmasını söylemek en büyük yanlıştır” dedi

İSTANBUL, (DHA) – Okullar 18 Ocak’ta yarıyıl tatiline giriyor. 15 günlük yarıyıl tatiline çıkacak olan milyonlarca öğrenci ve aileleri tatil planları yaparken bir yandan da karnelerin nasıl geleceğini düşünüyor. Uzmanlar, ailelere, karneleri zayıf gelen çocuğu başkalarıyla kıyaslamamaları, bütün tatil boyunca ders çalıştırmamaları ve baskıya maruz bırakmamaları gerektiğinin altını çizdi.
“KARNE ZAYIF DİYE DERS ÇALIŞTIRMAK YANLIŞ”
Karne dönemlerinde çocukların üzerindeki baskının giderek arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Aylin Sözer Çapan, “Karne beklentisi çocuktan çok aileyi geriyor. Aileler bu yöndeki kaygılarını çocuk daha karne almadan yansıtıyor. Çok çalışkan çocuk bile ‘takdir veya teşekkür alacak mıyım?’ kaygısı yaşar. Karneleri zayıf gelen çocuğu 15 tatilde ders çalıştırmak en büyük yanlıştır” dedi.
“KARNE BAŞARI ÖLÇÜTÜ DEĞİLDİR”
Çocukların her birinin hangi sıralamada olursa olsun çok kıymetli ve değerli olduklarını belirten Çapan, “Ailelerin karneyi başarı ölçütü olarak görmemesi lazım. Okulda yedinci sırada olan bir çocuk birinci sırada olan başka bir çocuğa göre daha başarılı olabilir. Çocuk teşekkür aldığında, aile sonra laf arasında ‘şunun kızı veya oğlu takdir almış’ derse o anda sıralamaya girdiğini anlıyor. Söylemlerinizi tavırlarınızla desteklemeniz gerekiyor. Çocuk yalan söylemiyorsa, görevlerini zamanında yerine getiriyorsa, sorumluluk alıyorsa böyle değerleri hiçbir karne ölçemez. Bence karne davranışlardan ötürü verilmelidir” diye konuştu.
“AİLELER ÇOCUKLARININ YETENEKLERİNE BAKSIN”
Çocuklara, 15 tatilde ders çalışmak yerine oyun oynamalarını tavsiye eden Çapan, “Aile önce çocuğun yetenekleri noktasında ne yapabilir ona bakmalı. Zayıf notlar ısrarla aynı alandan geliyorsa çocuğun o alandaki eksikliklerine yoğunlaşmak lazım. Çocukları sömestr tatilinde ders çalıştırmak yerine oyun oynatsınlar. Bahsettiğim şey bilgisayar oyunu değil. Arkadaşlarıyla ve ailesiyle oynayabilirler ama özledikleri tatilin hakkını versinler. Hiç ders çalışmasınlar demiyorum fakat çılgınca soru çözmek, geçmişte yapılan hataları kapatmak gibi bir yanlışa düşülmesi çocuğu okuldan ve derslerinden daha fazla soğutacaktır” ifadelerini kullandı.
“AİLELER BAŞARI ÖLÇÜTLERİNİ YENİDEN TANIMLASIN”
Başarının okulla ölçülmediğinin altını çizen Çapan, “Steve Jobs ve Bill Gates’lerden bunu biliyoruz. Ailelerin başarı ölçütlerini yeniden tanımlaması lazım. Takdir alan bir çocuk çok başarılı olabilir, aile tarafından ödüllendirilir ancak bu çocuk aynı zamanda çok az arkadaşa sahipse kimse bunu sorgulamaz. Aynı zamanda çocuğun kaç arkadaşı var, bu arkadaşlarıyla ne kadar oyun kurgulayabiliyor, çevresinde liderliği üstleniyor mu? Lideri izleyebiliyor mu? gibi çocukta olması gereken meziyetlere odaklansınlar” dedi.
ÇOCUĞUN BAŞARISIZLIĞININ ALTINDA ‘SORUMLULUK’ YATIYOR
Çocukların aslında karne başarısızlığının altında sorumluluk alıp almadıklarının yattığını dile getiren Çapan, “Sorumluluk alan çocuk zihinsel performansında özel bir durum yoksa sınıfı kalmadan geçer. Burada aileler çocuklarının ne kadar sorumluluk aldığına bakmalıdır. Esas mesele çocuğun daha başarılı olması değil, ‘daha başarılı çocuk nasıl yetiştiririm?’ diye aile bakış açısını yeniden kurgulamalıdır. Birçok araştırma ve bilim insanı da bunu söylüyor” diye konuştu.