Ankara ve Türk sporunun beklentisi

Güray SOYSAL

MANSUR YAVAŞ’IN SPORA KATKISI

Ankara Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Mansur Yavaş’ın işlerinin kolay olmadığını öncelikle kabul etmek zorundayız.
Tüm işçi ve mal alımlarını durduran Yavaş’ın spora girme konusu ise, işin başka tarafı.
Herşeyden önce, şu 19 Mayıs Stadının durumu en kısa zamanda açıklığa çıkmalı. Tesisin büyük kısmı yıkıldı ve sadece şeref tribünü çürük diş gibi duruyor. Bir itiraz nedeniyle yıkılmayan buranın da en kısa zamanda icabına bakılacağı görüşündeyim.
Mansur Yavaş’ın Ankaragücü’ne olan bağlılığını biliyorum.
Bu 109 yıllık kulübün 19 Mayıs Stadı gibi bir tesise kavuşması gerekir.
Yani…
Belediye Başkanı Yavaş, başındaki bunca sıkıntıya rağmen 19 Mayıs Stadı işini biran evvel çözmesi gerekir.
Bunu yapabilecek gücünü ise, yerel seçimlerde gördüğümüz Ankaragücü sevdalılarının bu sıkıntıyı da biran evvel ortadan kaldıracağı görüşündeyim.
Öyle ise…
Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu iş için elini çabuk tutması gerekiyor.

KARATENİN AYAK SESLERİ

Türk sporunun madalya deposunun güreş olduğunu her fırsatta dile getirdik.
Zaman zaman tekvando ve haltercilerimiz bu başarıya ortak oluyor.
Şimdilerde ise, olimpik olan Karateciler sıraya girdi.
İlk defa Tokyo’da karatecilerimiz madalya kazanmak için kolları sıvamış durumda.
Bu konuda bakın Başkan Esat Telihasan neler söylüyor:
“2020 Tokyo Olimpiyatları için kota süreci başladığından bu yana başarılı çizgimiz devam ediyor. Bugün itibarıyla baktığımızda Ali Sofuoğlu, Uğur Aktaş, Merve Çoban ve Serap Özçelik Arapoğlu klasmandaki yerleriyle 2020 Tokyo Olimpiyatları’na katılabiliyor. Dilara Eltemur ve Eray Şamdan da Avrupa Şampiyonası’nda elde ettikleri madalyalarla kategorilerinde oldukça iddialı konuma geldi. Bu açıdan baktığımızda ev sahibi kontenjanıyla 8 kategoride yarışacak Japonya’nın ardından en başarılı ülke durumundayız. Yine dünya sıralamasında da Japonya’nın ardından ikinci sırada yer alıyoruz. Bunun son örneğini İspanya’da aldığımız 11 madalyayı gösterebilirim. Sırada Tokyo Olimpiyatları var.”
Anlaşılan Karatecilerimiz, gözleri güreşteki başarımıza takılmış durumda.
Haydi, hayırlısı…

BÜYÜK ŞAMPİYONU YİNE ANDIK

Türk güreşinin büyük Şampiyonlarını zaman zaman anıyoruz. Minderdeki başarıların yanı sıra, ozanlığı ile de öne çıkmayı başaran İsmet Atlı, geçen hafta 5 nci ölüm yıldönümünde anıldı. Zamanının Dünya Şampiyonı İranlı Tahti’yi ülkesinde yenme başarısını gösteren İsmet Atlı, atlara düşkünlüğü ile tanınmıştı. Adana’daki Spor Salonuna onun adı verilirken, nüktedanlığını her fırsatta ortaya koyma becerisini gösterirdi. Türk ve Adanalıların “ İsmet babası” olan bu büyük Şampiyonu bir kez daha anarım.

Unutulmayanlar EYÜP CAN

1964 yılında Konya’nın Cihanbeyli kazasının Pınarbaşı’nda dünyaya geldi. Küçüklüğünden bu yana boksa olan ilgisi her fırsatta ortaya çıktı. Daha sonra ailesi ile birlikte gittiği Danimarka’da ringe çıktı ve 3 kez bu ülkenin Şampiyonluğunu 51 kiloda aldı. Daha sonra Ay Yıldızlı formayı giyip Avrupa Gençlerde üçüncülük elde etti.1984 Los Angeles Olimpiyatlarında ülkemize madalya kazandırdı. Amerika’da yapılan Dünya Boks Şampiyonasında bronz madalya elde etti. Bilahare profesyonel olan Eyüp Can sıkletinde Avrupa Şampiyonluğuna kadar çıktı. Şimdilerde Danimarka’da sosyal hayatını devam ettiriyor.

GÜLE GÜLE CAN ABİ

Sinyor Bartu ile hayatımda bir kez karşılaştım. Tarihini hatırlamıyorum, İtalya’da bir maçı izlemek için bulunuyorduk. Ancak, Can abi hazırlıklarını yapmış ve telefonu oturduğu basın tribünündeki masasında hazırdı.
Ben de ise basın tribünde çırıl çıplak kalmıştım. Zira o zaman çalıştığın gazetede telefonumu önüme koymamıştı. Üstelik o günlerde cep telefonları da yoktu. Maç başladı ve yanımda yorumunu yazdıran Can Bartu oturuyordu.
Birara fırsat bulup, haberi yazdırmam için telefonu kullanmak istedim. O zarif insan “Telefonu bir şartla veririm. Yorumum bittiğinde kullanabilirsin” cevabını verdi.
Maçın bitimine 10 dakika kala Sinyor, işinin bittiğini ve telefonu kullanabileceğimi söyleyip tribünü terk etti.
Bayram yapmıştım.
Hemen İstanbul’u arayıp, maçı ve yorumu yazdırmıştım.
Bu konu, hayatımda ilk kez yanyana geldiğim Can Bartu konusunda üzerimde öyle güzelliler sergiledi. Zaten basketbolu ve futbolu ile büyüktü. Ama, bana yaptığı o büyüklüğü hiçbir zaman unutmadım.
Türk sporuna verdiği adamlıklarıyla her zaman anılacak.
Rahat uyu, Sinyor Bartu.