Ankara’nın bitki örtüsü, “Otomobil” oldu!..

TÜİK’in açıkladığı“Motorlu Kara Taşıtları” verilerine göre, Ankara’da otomobil sayısı 1,5 milyona yaklaştı. Ankara’da her 3,5 kişiye bir otomobil düşüyor. Bu tablo, Ankaralıların önümüzdeki yıllarda hava kirliliği ve solunum sorunlarıyla çok daha fazla karşılaşacağını gösteriyor

Cemgazi Yoldaş / ANKARA – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılının Eylül ayına ilişkin Motorlu Kara Taşıtları verilerini kamuoyuna açıkladı. TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 23 milyon kara taşıtı var ve bunların yarısından fazlasını otomobiller oluşturuyor. Türkiye’de toplam 12 milyon 500 bin otomobil bulunuyor. Verilere göre İstanbul, yaklaşık 2 milyon 900 bin ile en çok otomobil bulunan il olurken, İstanbul’u yaklaşık 1 milyon 500 bin otomobilin yollarda olduğu başkent Ankara takip ediyor. Ankara’nın ardından sırasıyla İzmir, Antalya ve İzmir en çok otomobil bulunan şehirler olarak sıralanıyor.

En çok otomobil büyükşehirlerde
Motorlu Kara Taşıtları verilerine göre otomobiller Türkiye’de en çok büyük şehirlerde bulunuyor. Türkiye’deki 30 büyükşehirin 25’i, Türkiye’de en çok otomobilin olduğu listenin ilk 30’unun içinde yer alıyor. Büyükşehir olmasına karşın Ordu, Erzurum, Diyarbakır, Van ve Mardin, listede yer almazken büyükşehir olmayan Kütahya, Zonguldak, Çanakkale, Afyonkarahisar ve Sivas en çok otomobil bulunan ilk 30 şehir içinde listesine giriyor. Verilere göre, Türkiye genelindeki 12 milyon 500 bin otomobilin yaklaşık 10 milyon 200 bini büyükşehirlerde kullanılıyor. Türkiye nüfusunun yüzde 77’sini oluşturan büyükşehirler, toplam otomobil sayısının da yüzde 83’ünü barındırıyor.

Otomobilin en yoğun olduğu kent: Ankara
Otomobil sayılarına ilişkin veriler, şehirlerin nüfus sayılarına göre kıyaslandığında farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Verilere göre, Türkiye’nin en kalabalık ve en fazla otomobil barındıran şehri İstanbul’da bile her 5,5 kişiye bir otomobil düşerken 5 milyon 500 bin kişinin yaşadığı başkente, her 3,5 kişiye bir otomobil düşüyor. Başkent’te son yıllarda artan hava kirliliği ve sağlık problemlerinde ise bu oranın etkisi büyük.

Türkiye’nin havası, Avrupa’dan daha kirli
24 Saat Gazetesi olarak, verileri ve konuya ilişkin değerlendirmelerini almak üzere Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı İlkim Yiğit, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi Eş Başkanı Hüsnü Yıldırım, Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Vedat Bulut ile Ankara Tabip Odası Üyesi Ercan Yavuz ile konuştuk.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı İlkim Yiğit, her yıl yayınladıkları hava kirliliği raporunu anımsatarak, 2018’den bu yana araçların artışı nedeniyle hava kirliliği rakamlarında iyileşme olmadığına işaret edip 2019’da daha acı sonuçlarla karşı karşıya kalınacağının altını çizdi.
Türkiye’de yapılan hava kirliliği ölçümlerinin Avrupa’ya kıyasla daha az detaylı olduğunu, ölçüm istasyonlarından alınan verilerde kopmalar yaşandığını bildiren Yiğit “Türkiye’nin havası, neredeyse son on beş yıldır Avrupa’dan daha kirli. Diğer ülkelerde, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde partikül maddeler yüzde on beş kadar azalırken, Türkiye’de yüzde 8 miktarında artış gözüküyor” dedi.
Yiğit, raporlara göre, Ankara’nın Sıhhıye, Keçiören, Cebeci ve Bahçelievler semtlerinde partikül maddenin çok yüksek çıktığını açıklayıp bu bölgelerde bir yılda 500-600 defa Dünya Sağlık Örgütü’nce belirlenen sınırın açıldığına dikkat çekti. Bu semtlerde hava kirliliğini yaratan nedenin araçlar olduğunu belirten Yiğit, “Hava kirliliği küresel bir problem. Bunun çözümü için; bisiklet yollarının kullanılması, bisiklet yollarının yapılması, toplu taşımanın özendirilmesi, özellikle raylı sistemlerin arttırılmasını istiyoruz” önerilerinde bulundu.
Söz konusu önerileri yapılan çalışma veçalıştaylarda, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a ve Ankara’daki diğer ilçe belediye başkanlarına ilettiklerini anlatan Yiğit, ayrıca ortak kullanım uygulamaları ve bisiklet kiralama sistemlerinin de bir yöntem olarak kendileri tarafından dile getirildiğini söyledi.
Sağlıklı bir topluma gitmediğimizin emarelerini görüyoruz
Verileri değerlendiren Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi Eş Başkanı Hüsnü Yıldırım, Şehir Hastanesi’nde yaşanan ulaşım probleminin insanları daha fazla otomobil kullanmaya sevk ettiğini belirtti. Toplu taşıma yönelik zamanında yapılmayan yatırımlarının sonuçlarının bugün daha net gözlendiğini işaret eden Yıldırım, toplu taşıma araçlarının kullanımının halk sağlığı için önemli olduğunu vurgulayarak “Toplu taşıma araçlarının mutlaka Ankara’nın her bölgesine, en ücra noktasına kadar ulaştırılması lazım” dedi.
Yıldırım, bazı hastanelere ulaşım için hastaların toplu taşımadan sonra 15 dakika yürüdüğüne dikkat çekti. Göğüs hastalıkları polikliniklerinin yoğunluğundan da söz eden Yıldırım, “Bu anlamda yapılması gereken, büyükşehir belediyesine düşen işlerden birisi yeşil alanların yaratılmasıdır” diye konuştu.
Kapitalist üretim mantığının hayatın her alanına yayıldığına ve “hızlı yaşam” alışkanlığına değinen Yıldırım, “Eğitimden sağlığa, toplumun düzenlenmesinde kapitalist mantığın geldiği noktaya baktığımızda, çok daha sağlıklı bir topluma gitmediğimizin emarelerini zaman zaman yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Otopark emekçileri, otomobil kaynaklı hava kirliliğine maruz kalıyor
Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan bir başka isim olan Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Vedat Bulut ise, “kurşunsuz benzin” kullanılsa da araçların yine de kirliliğe neden olduğunu belirtti. Arabalardan kaynaklanan hava kirliliğinin etkilerinin özellikle alt geçitlerde arttığını söyleyen Bulut,  “İnsanları alt geçitlerde arabaların camlarını kapatması noktasını uyarıyoruz. Arabaların fitreleri mevcut kirliliği kısmen önleyebiliyor. Ayrıca, araba filtreleri altı ayda bir yenilenmesi ve temizlenmesi gerekiyor” uyarılarında bulundu.
Otomobilden kaynaklı hava kirliliğinin insanlara olan etkilerinin solum hastalıkları, ağır metallerin karaciğerde ve beyinde yaptıkları hasarları olarak karşımıza çıktığını bildiren Bulut, havadan solunan ağır metallerin zaman içerisinde kan dolaşımına yüksek miktarda karışıp, zehirli etkiler yapmasının söz konusu olduğunun altını çizdi.
Bulut, araçların yoğunlukla girip çıktığı kapalı mekânlar olan otoparklardaki emekçilerin,  otomobillerden kaynaklı hava kirliliğine çok fazla maruz kaldığını ve otopark emekçilerinin kendilerine ait meslek odalarının olmadığına değinerek, “Otoparkçıların bir odası yok. Otopark emekçileri, Tuhafiyeciler ve Züccaciyeciler Odası’na bağlanmış. Onlara spesifik oda yapamadıkları için, çok alakasız bir yere bağlamışlar ancak otopark emekçilerinin kendilerine ait sağlık sorunları ve iş ortamları var” diye konuştu.
İnsanın bir günde kirleteceği havayı araç, 10 dakikada kirletiyor
Ankara Tabip Odası Üyesi Ercan Yavuz, gazetemize yaptığı değerlendirmede, Ankara’nın coğrafi anlamda çukur olduğuna dikkat çekti. Toplu taşıma araçlarının kullanım oranı ve yeterliliğinin “başkente yakışır durumda” olmadığını söyleyen Yavuz, Ankaralıların egzoz gazına maruz kalarak “dezavantajlı” bir kentte yaşadıklarına işaret etti.
Egzoz gazlarının içerisinde karbondioksit, kükürtdioksit gibi bileşenler olduğunu ve bu maddelerin insan, hayvan ve bitkiler üzerinde olumsuz etkileri olduğunu aktaran Yavuz, “Trafiğin çok yoğun olduğu büyük şehirlerde oluşan duman ve nemli hava, baş ağrısı, kusma, kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına ve hatta ani ölümlere neden olmaktadır. Ayrıca benzine karıştırılan kurşun bileşiklerinin, kan yapımı üzerinde olumsuz etkileri, akciğer ve solunum yollarında tahriş edici etkileri bulunuyor” uyarısını yaptı.
Hava kirliliğinin kandaki oksijenin yenilenmesini engellediği ve trafiğin yoğunlaştığı yerlerde havadaki oksijen oranının çok düşük olduğunu belirten Yavuz, “Bir insanın, bir günde tüketip kirleteceği bir havayı bir otomobil, 10 dakikada tüketip, kirletiyor” dedi.
Yavuz, egzoz gazlarının halk sağlığı yönünden yüksek riskli kanserojen ajan olduklarını hatırlatırken, bunun en tipik örneğinin kapalı alanlarda çalışan otopark emekçilerinde görülen hastalık gruplarında ortaya çıktığını bildirdi.
Yaşanan olumsuz sonuçların önüne geçilebilmesi için Yavuz, önerilerini şöyle sıraladı:
Kurşunsuz benzin kullanımı teşvik edilmeli ve otomobil yapımcılarına bu konuda zorlama getirilmeli, mevcut araçların egzozlarından dışarıya atılan zararlı gazların sınır değerlerinin düşürülmesi kanunlarla zorlanmalı, egzoz emisyonları düşük olan araçlarda vergi indirimi uygulaması sağlanmalı, modeli düşük araçlarda egzoz gazı zararlarını azaltmak amacıyla yüksek vergi uygulanmalı ve fenni muayene süreleri kısaltılmalı.

Türkiye’de en yoğun otomobilin bulunduğu ilk beş şehir sırasıyla, Ankara, Muğla, Antalya, Burdur ve Eskişehir olurken, en az otomobil yoğunluğu olan şehir, yaklaşık 134 kişiye 1 otomobil düşen Hakkâri oldu. Hakkâri ilini, Şırnak, Ağrı, Siirt ve Muş takip etti. TÜİK verilerine göre İstanbul, yoğunluk sıralamasında 7’nci şehir olurken, İzmir ise 12’nci sırada yer aldı. Büyükşehir olmasına karşın en az otomobil yoğunluğuna sahip şehir ise Van.