Arap yarımadası kaynıyor

Utku ŞENSOY

Suudi Arabistan’ın devlet şirketi Saudi Aramco petrol tesislerine İnsansız Hava Araçlarıyla (İHA)düzenlenen saldırının ardından, ham petrol fiyatı yüzde 20 arttı.
Yemen›de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşan Şii Husiler’in, 10 İHA ile, hafta sonunda Abkayk ve Khurais’teki petrol tesislerine saldırı düzenlemesiyle düşen üretimlerinin ardından, Suudi’ler ham petrolün varilini 72 dolara çıkardı. Batı Teksas ham petrol varil fiyatı da yüzde 15 artarak 63 dolara yükseldi.Petrolde böylesine olağanüstü bir artış en son 91 yılı başında Körfez savaşında yaşanmıştı. Suudiler son saldırıyla 5,7 milyon varil düşüş gösteren petrollerinin faturasını petrol ihraç eden ülkelere dolayısıyla bize de çıkarmış oldu.


Söz konusu artışın “geçici” olduğu belirtilse de, benzer saldırılar oldukça petroldeki bu olağandışı oynamalara hazır olmalıyız. Zira Husiler patlamaların ardından dünyaya, benzer saldırılarının ardı arkası kesilmeyeceği mesajını verdiler.
Arap yarımadasında ne oluyor?
Biz Suriye’de İdlib’e odaklanırken, hemen yanı başımızda Suudi Arabistan ile Yemen uzun bir süredir kanlı ve yıkıcı bir çatışma içindeler. 2015 yılından buyana Suudi Arabistan’da sürgünde olan Yemen Devlet Başkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidara geri getirmek için Riyad yönetimi Yemen’de Husilere karşı siyasi ve askeri mücadele içine girdi. Bir yanda İran’ın desteklediği Şii Husiler, diğer yanda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Ürdün, Sudan, Kuveyt, Mısır, Fas ve ABD’nin oluşturduğu koalisyon. Sürgündeki devrik Sünni Yemen Hükümetini destekleyen koalisyon güçleri bölgede İran destekli Şii yayılmaya karşı cephe oluşturdu.


Asıl neden Şii-Sünni çatışması mı?
2015’te patlak veren iç savaşı Husilerin Yemen’i 6 bölgeye ayırmayı öngören anayasa tasarısını reddetmesi tetikledi. Aslında bu fitili ateşleyen basit bir kıvılcımdı. Şiilere göre asıl neden kendilerine karşı yapılan ayrımcılıktı. 2014 yılı sonunda Yemen’in kuzeyinde güç birliği oluşturan Husiler, kısa sürede ülkenin önemli bir bölümünde kontrolü ele geçirince, Mansur Hadi ülkeden kaçıp Riyad’a sığınmak durumunda kaldı. Suudiler de Husilerin İran’dan destek aldığı iddiasıyla, Körfez ülkelerinden oluşan bir güç birliği oluşturup 2015’den buyana Husi kontrolündeki bölgeleri havadan bombalamaya başladı.
Yemen’de durum içler acısı.
Hava saldırıları ve koalisyon güçlerinin ablukası nedeniyle Yemen’de 20 milyondan fazla insan gıda ve ilaç sıkıntısı altında yaşam savaşı veriyor. Ülkede toplu açlık sürerken, elverişsiz savaş koşullarından en çok çocuklar etkileniyor.
Bölgede adı konmamış bu kirli savaşın tarafları İran ve Suudi Arabistan bilek güreşini sürdürürken, ABD destekli Suudi uçaklarının Yemen’de misket bombası kullandığı iddiaları da havada uçuşuyor. Keza bir başka iddia da, Suudi Arabistan’ın Amerikan yapımı F-15 uçaklarıyla Yemen’in Husilerin kontrolündeki bölgelere gerçekleştirdiği 10 binlerce sortilik hava saldırılarında yakıt ikmalini, İncirlik’ten kalkan tanker uçaklarla sağladığı yolunda.


ABD’nin Suudileri desteğinin
altında ne yatıyor?
Washington-Riyad ilişkilerinin son dönemde limoni olmasına rağmen, ABD’nin Yemen’deki operasyonlara desteğinin arkasında şüphesiz İran’ın bölgede Şii kuşağı yaratma çabalarının önünü kesmek yatıyor. Washington’un bir başka hedefi ise, Bölgedeki El-Kaide›nin en aktif kollarının Yemen’deki çatışma ortamından yararlanarak yeşermesinin önünü kesmek.
Bu gelişmelerin bize yansıması
nasıl olur?
Riyad ile Sana çatışmasının olumsuz yansımalarından 5 yıldır pek fazla etkilendiğimiz söylenemez. Ancak son saldırının Türkiye’deki pompa fiyatlarına yansıması kaçınılmaz. Bundan sonraki dönemde de savaşın seyrine göre etkileneceğimizi söylemek kehanet değil.