“Artık Bu Solan Ankara’da Rüzgârlı Sokak’a Yer Yok”

İçli, Rüzgârlı Sokak’ı yazdı

Mutlu Yakıcı İçli’nin sözlü tarih çalışması olan “Artık Solan Ankara’da Rüzgârlı Sokak’a Yer Yok” Dorlion Yayınları’ndan çıktı. Gazeteci dayısı İstiklal Yaradılış’ın anılarından ve tanıklıklarından yola çıkarak, bir aile teması üzerinden 1960 ve 1970’li yılların Ankarasını anlatan İçli, Rüzgârlı Sokağı merkeze alıyor. Çalışmasının o dönemki insanlara ve Ankarayı Ankara yapan değerlere bir saygı niteliğinde olduğunu söyleyen İçli, meraklıları için değerli bir kaynağı literatüre ekliyor

SULTAN YAVUZ (ANKARA) – Makine mühendisi olan Mutlu Yakıcı İçli’nin Dorlion Yayınları’ndan çıkan kitabı “Artık Bu Solan Ankara’da Rüzgârlı Sokak’a Yer Yok” sözlü tarih çalışması olarak, meraklılarına Ankara’yı anlatıyor. Gazeteci olan dayısı Gazeteci İstikbal Yaradılış’ın anılarından yola çıkarak, olayları hikâyeleştiren İçli, 1960 ve 1970’li yılların Ankarasını resmediyor. Bir aile etrafında anlatılan tanıklılara, Yenişehir’in kurulması, Taşhan, Ankara Palas, Anafartalar Caddesi, Yahudi Mahallesi, Bahçelievler ve Yenimahalle, dönemin filmleri, radyo programları, meşhur Karpiç ve Süreyya restoranları eşlik ediyor. Küçük Tiyatro, Büyük Tiyatro ve Opera Binası’nın da anlatıldığı çalışmada, dönemin Ankara sosyal hayatı çiziliyor.
1968 yılında Kars Göle’de doğan İçli, babasının askerlik görevi nedeniyle ülkenin çeşitli yerlerinde bulunmuş. Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği’nden mezun olan İçli, ODTÜ’de aynı alanda yüksek lisansını tamamlamış. 27 yıldır mesleğini yürüten İçli, evli ve bir çocuk annesi…
Ankara’nın erken Cumhuriyet döneminin fotoğraflarını, kitaplarını, kartpostallarını ve belgelerini toplayan İçli, gazeteci olan dayısı İstiklal Yaratılış’ın hoş sohbet bir insan olduğunu ve anılarını mutlaka yazması gerektiğini düşünmüş. İçli, “Dayımın anılarının, o bu hayattan göçtüğü zaman gitmemesi gerektiğini düşündüğüm için bu kitabı yazmayı istedim. Başlangıçta bir aile kitabı olacaktı ama bittikten sonra bir şehrin ve bir dönemin sözlü tarihi oldu. Kitap sadece dayımı anlatmıyor, bir dönemi yaşamış ve katkı vermiş herkese bir saygı niteliği taşıyor aslında…” diyor.
Gazeteci olmayı çok isteyen İçli’ye, dayısı “Aç kalırsın” diyerek caymasını sağlamış. İçli, “Hayalimi bu kitapla gerçekleştiriyorum. Zaten gazeteci olsaydım, ben de hapiste olurdum, yazmaktan geri durmazdım” diye ifade ediyor. Daha önce Ankara Magazin ve NTV Tarih dergilerinde de makaleleri yayınlanan İçli, “Bir dönemin Ankarasını, 1960’lı ve 1970’li yılların sosyal hayatını ama özel olarak da Rüzgârlı Sokağı’n basınının 1980 yılına kadarki sürecini anlattım” diyor.
“Bir kentin tarihi, hepimizin anılarının paylaşımıdır”
İçli, 1920’li yılların sonunda Ankara’ya gelerek Ulus’a yerleşen ve esnaflık yapan dedesinin ileri görüşlü bir adam olduğunu ve dayısını, Muhsin Ertuğrul’un açtığı çocuk tiyatrosu sınavlarına yolladığını anlatıyor. İçli, “O dönemde yurt dışında Nazilerden kaçanlara Cumhuriyet kucak açıyor. Carl Ebert de konservatuarı kuruyor ve ondan sonra da başına Muhsin Ertuğrul geliyor. Onun çocuk tiyatrosu için açtığı sınava dedem, dayımı da yolluyor. Dayım kazanıyor ve kitapta Küçük Tiyatro’nun nasıl kurulduğu, Büyük Tiyatro, Opera Binası hepsine yer vermeye çalıştım. Dönemin sosyal yaşantısı içinde yer alan partileri ve gece hayatını da anlattım. Bir kentin tarihi hepimizin anılarının paylaşımıdır. Biz bunların eseriyiz ve bir dönem çok güzel şeyler yaşanmış. Bugün, yapılan her şeyin üstünden âdeta bir silindir geçiyor ve bu aslında Cumhuriyet’e yapılan bir saldırıdır” diye belirtiyor.
Dayısı İstiklal Yaradılış için de şunları söylüyor, “Dayım, İngilizce derslerine çok meraklıymış, bir ödevinde ‘Kırmızı Pabuçlar’ isimli eserdeki balerini çizince, öğretmeni ‘Sen ahlaksızsın, yerin de tiyatro’ diyor. Dayım da Ticaret Lisesi’ni bırakıp, İstanbul’a gidiyor ve orada özgür bir ortam olarak anlattığı gazetecilik bölümünü okuyor. Dayım, Rüzgârlı Sokağı’nın ilk mektepli gazetecisi. 1960 İhtilali sonrasında Demokrat Parti’yi yargılayan Altay Ömer Egesel’le problem yaşıyor ve onu mahkemeye veriyor ama sonunda beraat kararı çıkıyor. Dayım da bu sayede tanınıyor.
Dayım, Ragıp Gümüşpala’yla da yurt dışına çıkıyor, Osman Bölükbaşı ile de çalışıyor. Sonra küçük bir gazete kuruyor ama batıyor. Yurt dışında Türk işçilerinin sorunlarını anlatıyor. 12 Eylül sonrasında yargılamalarda tanık olarak dinleniyor. Dünya Gazetesi’nin nasıl ekonomi gazetesine dönüştüğünü görüyor. 12 yıl Ankara temsilciliğini yapıyor ama 1990’lı yıllarda Rüzgârlı Sokağı’na yeniden dönünce rahatsız oluyor, eski basının kalmadığı bir yer çünkü… Benim 1990’lı yıllarda dayımla röportaj yaptığım o bina da, ne yazık ki artık yok. Benim amacım bir bellek oluşturmak ve unutturmamak…”