Asbest ölçümsüz yıkım, işçi ve halk sağlığını tehlikeye atıyor

15 yıl önce çıkarılan ilgili Yönetmeliği’ne göre, binalar yıkılmadan önce, asbest incelenmesinden geçip “asbest envanter raporu”nun hazırlanması gerekiyor. Ancak yerel yönetimler, bazen inşaat şirketlerinden söz konusu raporu istemiyor. Son olarak İzmir’de, 1970’li yapılan Atatürk İl Halk Kütüphanesi için rapor hazırlanmadan yıkım izni verildiği ortaya çıktı. Solunan havada 1 lif asbetin dahi kanser gibi ciddi sağlık riski taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, yerel yönetimleri riske izin vermemeye ve yönetmeliği uygulamaya çağırıyor

METEHAN UD / İZMİR – Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (The International Agency for Research on Cancer- IARC), dünyada kanser yapıcı maddeler listesinde “asbest”i, “kesin kanserojen” olarak tanımlıyor. Avrupa Birliği (AB), 2005 yılından beri üye ülkelerde asbest üretimi ve kullanımını yasaklarken Türkiye’de bu yasak 2010 yılında hayata geçirildi. Türkiye’deki mevcut binalarla ilgili bir envanter çalışması olmasa da bu tarihten önce inşa edilen konut, devlet daireleri, askeri yapılar ve endüstriyel bölgelerde asbest ile karşılaşmak mümkün. Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’ne göre, binaların yıkımından önce belediyelerin asbest envanter raporu istemesi sonra yıkım izin ruhsatı vermesi gerekiyor. Ancak yönetmeliğin tam olarak uygulanmaması, hem yıkım aşamasında çalışan işçileri, ailelerini ve çevrede yaşayan insanların hayatlarını tehlikeye atıyor.
“Atatürk Kütüphanesi’nin asbest envanter raporu yok”
İzmir’de yakın zaman önce yıkılan Atatürk İl Halk Kütüphanesi için asbest ölçümü yaptırılmadan yıkım ruhsatı izni verildiği bildiriliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Konak Belediyesi’nden binanın asbest envanter raporunu talep ettik ancak belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından “Mithatpaşa Caddesi No:45 adresinde ve tapunun 128 ada 46 parselinde kayıtlı taşınmazla ilgili talep edilen belge Müdürlüğümüz uhdesinde kalmamaktadır” yanıtı geldi.
Deprem analizi sonrasında yıkım kararı alınan Atatürk İl Halk Kütüphanesi, 1970’li yılların başında hizmete girmişti. İhalesi yapılmadığı için yeni binanın inşaat çalışmaları henüz başlamamış. Kütüphanenin enkazı da tamamen temizlenmemiş, eski binadan kalan harfiyatın bir kısmı hâlâyerinde duruyor. Konak Belediyesi, ilgili “asbest envanter raporu”nu istemediği gibi İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de asbest ölçümü yaptırmamış. Müdürlük, CİMER üzerinden verdiği yanıtında sorumluluğu yıkımı yapan taşeron şirket ile belediyeye attı.
Asbest nedir?
Asbest, çeşitli kayalarda damarlar halinde bulunan bir grup mineral. Bu minerallerin yapısında genellikle kalsiyum ve magnezyum oksit ve demir bulunuyor. Lifsi yapısı nedeniyle pamuk ipliği gibi eğrilebiliyor, kumaş biçiminde dokunabiliyor ya da dövülerek keçe haline getirilebiliyor. Başka hiçbir mineral bu özellikleri taşımıyor. Asbest, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra, ısıyı ve elektriği yalıtması, sürtünmeye ve asit gibi maddelere dayanıklı olması nedeniyle kullanılmaya başlandı. Fakat 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra insan sağlığına önemli zararlar verdiği, kanser hastalığına sebep olduğunun tespit edilmesi ile asbest maddesi için öldürücü toz tanımlaması yapıldı. 3.000’den fazla kullanım alanı olan asbest, özellikle gemi, uçak, otomobil sanayiinde, makine endüstri alanlarında çalışan işçiler için de çok zararlı.

Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Asbest Söküm Uzmanı Eşref Atabey

“Havada 1 lif dahi olsa sağlık riskidir”
Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Asbest Söküm Uzmanı Eşref Atabey, asbest lifi ve tozlarının belli bir süre ve yoğun şekilde solunduğunda asbestos ve mezotelyoma hastalığı (akciğer zarı kanseri) yaptığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Asbest Uluslararası Sağlık Örgütü’nce kanserojen maddeler GRUP 1A listesine almıştır. Solunum yoluyla bünyeye alınan asbest lifleri vücutta ya cisimcikler ya da serbest lifler halinde bulunmaktadır. Mezotelyoma; akciğerler ve karın organlarını örten zarların kanseri olup, Türkiye’de en sık rastlanan kanser türlerindendir. Solunabilir toz; 0,1 mikron ile 0,5 mikron arası tozlardır. Solunan ortamda 8 saatlik sürede ölçülen asbest lif sınır değeri 0,1 lif/cm3 olmalıdır. Bu sınır aşıldığında hastalanma riski taşıyor anlamı çıkmaktadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, solunan havada 1 lif dahi olsa, sağlık riski kapsamına almıştır. Kentlerde binaların yıkımından önce; gerek halk sağlığı, gerekse çalışan sağlığı yönünden gerekli önlemler alınmadığı takdirde sağlık riski olabilmektedir.”
“Yerel yönetimler riske izin vermemeli”
Yeni seçilen yerel yönetimlere çağrıda bulunan Atabey, şu açıklamalarda bulundu:
“Tüm yerel yönetimler kendilerine şunu ilke edinmelidirler: Asbest maruziyeti sonucu hava yoluyla insanların sağlığını riske sokacak ve kanser hastalığına neden olabilecek riskler, yıkım öncesi teknik incelemeler sonucu önlenmesi olanaklı. Bu nedenle yıkım faaliyetinin, gerek çalışanlar ve gerekse çevrede asbest maruziyeti yaratmaması için; mevzuattaki hukuki ve teknik kurallara uygun şekilde yönetilmesi gerekiyor. Yıkımı güvenli kılacak koruyucu önlemlerin alınması, bu konuda insan ve çevre sağlığına risk oluşturacak olası aykırı davranışlara izin verilmemesi önemli. Yıkımına makamlarca onay verilmiş bir yapıda, asbest ve benzeri tehlikeli maddelerin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, yıkımda tehlikeli madde maruziyetinin önlenmesi adına sürecin ilk ve en önemli adımını oluşturuyor. Yıkılacak binaların asbest ve benzeri malzemelerden arındırılmadan ana yıkıma geçilmemesine kesinlikle izin verilmemelidir. Kentsel dönüşüm kapsamında olsun ya da olmasın yıkılacak ya da yıkılmasına onay verilmiş tüm yapıların yıkılmadan önce, asbest ölçme ve numune alma işlemlerinin yaptırılması, binanın tamamen tehlikeli maddelerden arındırılması halinde yıkımına geçilmesi halk ve çevre sağlığı bakımından gerektiğini bir görev bilmelidirler.”
Mevzuat ne diyor?
18 Mart 2004 tarihli Harfiyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile; konut, bina, köprü, yol ve benzeri alt ve üst yapıların yıkımı öncesinde seçici yıkım ilkesiyle yıkımın belirli ölçülerde ve kontrollü olarak yapılması, yıkım sonrasında oluşan inşaat ve yıkıntı atıklarının çevreye zarar vermeyecek şekilde öncelikle kaynakta azaltılması, toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması, değerlendirilmesi ve bertaraf edilmesi düzenleniyor. Yönetmelik, asbest maddesini de kapsıyor. Buna göre, yıkılacak binalarda bulunan asbest, yıkım faaliyetinden önce belirlenip sökülür, ayrı olarak toplanır ve tehlikeli atık olarak bertaraf edilir. 25 Ocak 2013 tarihinde çıkarılan Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğe göre, asbesttin sökümü, yıkımı, tamiri, bakımı ve uzaklaştırma işleri, belirli usullere göre yapılmalı. Yetkili olmayan kişiler asbestle ilgili işlerde çalışamıyor.
Peki, asbest tespit edilirse?
Binalarda asbest tespit edilip sökülmesi istenirse,çalışmalarınbir prosedür kapsamında işlenmesi gerekiyor. Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğe göre, öncelikle iş planı hazırlanıyor. Plan, söküm yapılacak yerdeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne bildiriliyor. Bu bildirimde; işyerinin ticari unvanı ve adresi, sökümü yapılacak asbestin türü ve miktarı, yapılacak işler ve işlemler, çalışan sayısı, işe başlama tarihi ve işin tahmini süresi, asbest söküm uzmanı belgesi, asbest söküm çalışanı belgeleri bulunuyor. Ayrıca, asbest sökümünün yapılacağı işyerinde yapılan risk değerlendirmesi doğrultusunda, çalışanlara ve çevreye yönelik tehlikeler karşı önlem alınıyor. Asbest sökümü, yıkımı, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlemleri sona erdiğinde, işyerinde asbest tozuna maruziyet riskinin kalmadığını belirten ölçüm raporu alınıyor. Bu raporda da, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ya da Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlardan alınabiliyor. Alınan rapor, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne teslim ediliyor. Ancak halen Türkiye genelinde yetkilendirilmiş laboratuvar sayısı sadece 13, toplamda ise 497 asbest söküm uzmanı bulunuyor.
“Her yıl 125 milyon insan asbeste maruz kalıyor”
Dünya Sağlık Örgütü (The World Health Organization-WHO)verilerine göre, dünyada 125 milyon kişi çalışma ortamlarında asbeste maruz kalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) kayıtlarına göre de, asbestin neden olduğu hastalıklara bağlı her yıl yüz binin üzerinde işçi ölüyor.
Asbestin binalarda yaygın olarak kullanım yerleri; yer ve tavan kaplamaları, yalıtım amaçlı püskürtme kaplamalar, ara duvarlar, yangına dayanıklı yalıtım panelleri, kazanlar, kaloriferler, cam macunları, asbestli çimentodan imal edilmiş ürünler, conta elemanları, pis su boruları, eternit levhalar ve derzlerdir.
Asbest kullanım yasağının başladığı 2010 yılına kadar, 1.200.000 ton asbest ithal edilmiş. Asbest lifleri, fizikokimyasal özelliklerine bağlı olarak kolayca ufalanır, toz haline gelebiliyor. Ancak bu lifler, çoğunlukla gözle görülemiyor. Asbest lifleri, havalandıklarında günlerce havada asılı kalabiliyor. Solunum yoluyla vücuda girip akciğerlere yerleşen mikron boyutunda asbest lifleri, kimyasal bileşimleri ve fiziksel özelliklerine bağlı olarak zaman içinde akciğer, gırtlak ve sindirim sistemi kanserlerine neden olabiliyor.