Ateşle itfaiye arasında

Mehmet Necati GÜNGÖR

İngilizlerin efsane başbakanı Winston Churchill’in şu sözü unutulmadı:
“Ateşle itfaiye arasında tarafsız kalınamaz.”
Bir tarafta yangın, bir tarafta onu söndürmeye çalışan itfaiye. Tercihiniz hangisinden yana olurdu?
Elbette itfaiye.
Türkiye’nin köylerinde itfaiye teşkilâtı yoktur.
Hele, ilçe ve şehir merkezlerine uzaksanız işiniz yaştır.
Köylerde daha çok samanlık yangınları olurdu.
Bazı yangınlar kasten çıkarılır, bazıları ihmalden olurdu.
Böyle bir yangında konu komşu eline kovalarını alır, yangını söndürmeye koşardı.
Yangınlar bazen söndürülürdü, bazen samanlıklar kül olurdu.
Şu sıralar tüm insanlığı ve Türkiye’mizi kavuran “pandemik” bir yangınla karşı karşıyayız.
Bu yangını söndürmek için başta hükümetler, belediyeler, halklar, ellerine kovalarını alıp seferber olmalılar.
Kim ne kadar su dökebilirse.
Şu an öyle bir durumdayız.
Hükümet, kısıtlı imkânlar nedeniyle halkından bağış istiyor.
Belediyelerin bağış toplamaları aynı hükümet tarafından yasaklanıyor, hesaplarına bloke konuluyor.
Öte yanda ekmeğini çıkarmak için işine gitmek zorunda olanlar, meydanlarda kâğıt toplayan yoksullar, çaresizler; hepsi devletten himmet beklerken, devletin çaresiz olduğunu kömse düşünmüyor.
Aslında devletler böyle durumlarda çaresizlik sergileyemezler.
CHP’nin ekonomist kurmaylarından İlhan Kesici hükümeti uyarmak için kendini paralıyor:
“Gerekirse kontrollü para basın, borçlanın; ailelere karşılıksız yardım yapın, sokağa çıkma yasağı ilan edin.”
Dinleyen kim?
Herkes kendi havasına kapılmış gidiyor.
Ne yapılmak isteniyor, anlayabilmiş değiliz.
Yangın bütün hızıyla yayılıyor. Bu gidişle evlere, ocaklara sıçrayacak.
Sosyal medyada çaresizlikler sergileniyor.
Feryatlar arşa yükseliyor.
Lütfen, iç çekişmeleri bırakalım; doğru ne ise onu yapalım.
Belediyelerin elini kolunu bağlamak büyük hata.
Halkla yüz yüze olan bu kuruşları halkına yardım yapmaktan alıkoymayı kimse anlayamıyor.
Ne olur, kendimize gelelim!
Millet devlete, devlet millete yardım etsin.
Tabii, önce Allah’ın yardımını diliyoruz.
“Allah’ım, bize feraset ve imkân ver!”