Aydın: “Arkadaşlarımız küçülme yoluna giderek, ikişer üçer dükkânı birleştirdiler ki ayakta kalabilsinler”

Pilavoğlu Han’ın “nazlı” takıcısı…

Ankara Kale’de bulunan Pilavoğlu Han’ın üst katında yer alan Nazlı Takı’nın sahibi Nazlı Aydın, dört yıldır Kale’de esnaflık yapıyor. Önceleri hobi olarak başladığı takı tasarımını zaman içinde mesleğe dönüştüren Aydın, hanın içinde çoğunluğu kadınların oluşturduğu dükkânlar arasında, özellikle çiçekli balkonuyla seçiliyor. Aydın, “Benim ruhumu taşıyor buralar” dediği mekânı ve mesleğini 24 Saat gazetesi için anlatıyor

SULTAN YAVUZ-Nazlı Takı, Ankara Kale’de, Pilavoğlu Han’ın üst katında yer alan bir mekân… Hanın sembollerinden olan mor koltuğun yanından geçerek, birbirinden renkli saksı çiçeklerinin arasından konuklarını karşılayan Nazlı Takı, bir hobinin mesleğe taşınma hikâyesi… Ankara’da 30 yıla yakındır ikâmet eden ve Amasra doğumlu olan Nazlı Aydın, daha önce halk eğitim merkezinde hocalık yaparken, yaptığı takılar için tel, boncuk, değerli taş gibi ara malzemeleri temin etmek için Kale’ye gidip gelmeye başlamış.
16 yıldır takı yapan Aydın, ağırlıklı olarak gümüş, bakır, pirinç ve değerli taşlarla çalışıyor. Aydın, “Kendime ait takılarım olsun istiyordum ve özellikle tarihi objeler çok hoşuma gidiyordu. Bir de baktım ki, mesleğim olmuş” diyerek gülüyor.
Pilavoğlu Han’da beşinci yılı olan Aydın, takılarının Kızılay ya da AVM gibi yerlerde satılmayacağını çünkü o havaya uygun olmadığını düşünüyor. Pilavoğlu Han için, “Benim ruhumu taşıyor buralar” diyen Aydın, dükkânı kiralamak için de uzun süre beklemiş. Aydın, bir kaç yıl önceki Pilavoğlu Han’ı ise şöyle anlatıyor:
“Ben dükkânı açarken, üst katlar kapalıydı sadece alt katlarda dükkân vardı, buralarda fakir ve kimsesiz erkekler kalıyordu. Oda oda kiralanıyordu ama giderek dükkâna dönüşünce bir kaç oda kaldı şimdi. 40’a yakın dükkânın çoğunun esnafı kadındır; ebrudan gümüşe, takıdan otantik eşya ve ahşap işçiliğine kadar her şey var.”


Pandemi süreci…
Aydın, pandemi nedeniyle fazla müşteri gelmediğini ve canlandırmaya çalışsalar da çok umutlu olmadıklarını belirtiyor. Karantinada, üç buçuk ay dükkânlara gelmediklerini ve Haziran ayının 15’inden itibaren dükkânlarını açmaya başladıklarını kaydeden Aydın, “Maddi açıdan gelir elde edemiyoruz, bir geçiş sürecindeyiz ve kendi imkânlarımızla kiramızı ödemeye çalışıyoruz. Ben açıldığımdan beri en çok iki parça satmışımdır. Böyle giderse bize ne olur bilmiyoruz ama elimizden geleni yapıyoruz. Arkadaşlarımız küçülme yoluna giderek, ikişer üçer dükkânı birleştirdiler ki ayakta kalabilsinler. Benim yerim zaten çok küçük ama ilerleyen süreçte ne yaparım bilmiyorum…”


Pilavoğlu Han’ın kendisi için “Ekmek ve su gibi, hayat gibi” olduğunu ifade eden Aydın, şunları söylüyor:
“Burada kitap okumak bile bana çok doyurucu geliyor. Bazen çiçeklerle uğraşmak da rahatlatıyor, bir de müşteri gelirse o gün benim için çok güzel oluyor. Ankara bence düzgün bir şehir, ulaşımı rahat. Kale ise dokunulmamış bir tarihi ifade ediyor. Her dönemde bir hikâyesi olmuş. Pilavoğlu Han da, yakın tarihte kadınlar hapishanesi olmuş, daha sonra burada dericiler çalışmış. ‘Eskiden burada bizim de dükkânımız vardı’ diye gelenler de oluyor. Ben aradığım yeri buldum, umarım devam ettirebilirim…”