Basın Evi’nde Litvanya AB Ülke Günü

Brūzga: Burası Ankara’nın
ifade özgürlüğü merkezidir

Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde gerçekleştirilen “Litvanya AB Ülke Günü”nde “Dezenformasyon Çağında Yalan Haberle Baş Etmek: Litvanya ve Türkiye Örnekleri” konusu konuşuldu

Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı ve M4D Koordinatörü Yusuf Kanlı

NAZ AKMAN – Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde Avrupa Birliği (AB) desteğiyle yürütülen gazetecilerin mesleki bağlarını ve hareketliliklerini güçlendirmeyi amaçlayan “AB-Türkiye Medya Köprüleri Projesi” kapsamında düzenlenen “Avrupa Birliği Günleri” Litvanya ile devam ediyor. “Litvanya AB Ülke Günü” etkinliğinde gazeteciler Vaidas Saldžiūnas ve Zeynep Gürcanlı, “Dezenformasyon Çağında Yalan Haberle Baş Etmek: Litvanya ve Türkiye Örnekleri” konusunda görüşlerini paylaştı.
Panele, Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili ve AB-Türkiye Medya Köprüleri Proje Koordinatörü Savaş Kıratlı, Başkan Yardımcısı ve Demokrasi için Medya, Medya için Demokrasi Proje (M4D) Koordinatörü Yusuf Kanlı, Litvanya Büyükelçisi Audrius Brūzga’nın yanı sıra yabancı misyon temsilcileri ile çok sayıda gazeteci ve iletişim fakültesi öğrencisi katıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan Kanlı, “Bugün basın evinde enteresan bir konuyla sizlerle birlikte olacağız. Basın Evi AB desteğiyle ortaya çıkardığımız mesleki dayanışmayı ve bilgilendirmeyi hedef aldığımız bir yapımız. Bu konferanslarla büyükelçilerin katkılarıyla iyi bir hizmet verdiğimizi düşünüyorum” diyerek, Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili ve AB-Türkiye Medya Köprüleri Proje Koordinatörü Savaş Kıratlı’yı kürsüye davet etti.
Kıratlı, “Değerli konuklar özellikle Litvanya Büyükelçisi Audrius Brūzga ile gazeteci konuklarımızı burada görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili ve AB Türkiye Medya Köprüleri Proje Koordinatörü olarak sizleri en içten selamlarımla karşılıyorum. Pek çok AB üyesi ülke ile yaptığımız gibi bugün Litvanya günü için bir aradayız. Litvanya Büyükelçiliği’nin katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Litvanya’dan gelen meslektaşımız Vaidas Saldžiūnas’e de hoş geldin dileklerimizi sunarak, gazeteci dostlarımız Zeynep Gürcanlı ile Faruk Bildirici’nin katkılarıyla dezenformasyon çağında yalan haberle baş etme hakkında verecekleri bilgileri dinleyeceğiz” diye konuştu.

Litvanya Büyükelçisi Audrius Brūzga

Brūzga, “Burası Ankara’nın ifade özgürlüğü merkezidir”
Kıratlı’dan sonra konuşma yapan Litvanya Büyükelçisi Audrius Brūzga, demokrasilerde basın özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu hatırlatarak, Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nin Ankara’nın ifade özgürlüğü merkezi olduğunu vurguladı. Litvanya Büyükelçiliği olarak medya özgürlüğü ve yalan haberlerin önüne geçilmesi konusuna büyük bir önem verdiklerini ifade eden Brūzga, “Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Savaş Kıratlı, Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı, medya ombudsmanı Faruk Bildirici, gazeteci Zeynep Gürcanlı ve Litvanya’dan bizlere katılan Vaidas Saldžiūnas’e teşekkür etmek istiyoruz. Bence burası Ankara’nın ifade özgürlüğü merkezidir. Bugün konuşacağımız konu gerçekten önemli ve acil bir konu, fake news yani yalan haberin olduğu dünyada doğruya nasıl ulaşabileceğimizi, dezenformasyon ve propagandayı gerçeklerden nasıl ayırt edebileceğimizi ve bunların önüne nasıl geçeceğimizi tartışacağız. Her demokrasi için gazetecilerin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve gazetecilerin de inanılabilir yani güven vermesi çok önemli bir durum. Çünkü demokrasiye olan saldırıları ancak böyle engelleyebiliriz samimi olarak bir arada duran tüm demokrasiler için medya çok önem teşkil etmektedir. Büyükelçilik olarak medya özgürlüğü ve yalan haberlerin önüne geçilmesi konusuna büyük bir önem veriyoruz. Medya için dördüncü güç derler, biz buna tüm samimiyetimizle inanıyoruz ve Litvanya için de medya özgürlüğü gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir” sözlerine yer verdi.

Medya ombudsmanı Faruk Bildirici

“Yüzde 49 oranla en çok dezenformasyona uğrayan ülke Türkiye”
2018 yılında Reuters Enstitüsü’nün yanıltıcı haber konusunda 37 ülke arasında yaptığı araştırmada, Türkiye’nin yüzde 49 ile en çok dezenformasyona uğrayan ülke olduğunu belirten medya ombudsmanı Faruk Bildirici, “Araştırmada Türkiye’yi yüzde 44 ile Yunanistan, yüzde 42 ile Macaristan, yüzde 38 ile Romanya ve yüzde 36 ile Çekya takip ediyor. Suriye ve Libya’daki gelişmelerden sonra bu oran daha da artmış olabilir. Maalesef sahte haber üretiminde cephe geniş ve hiç tahmin etmediğiniz odaklar bu işin içine girebiliyor. Türkiye’de iktidar ve onları destekleyen medya da yalan haber üretiyor. Tek çare dikkatli olmak, kaynağına bakmak, hemen yalanlamak ve doğrulama yöntemlerine başvurmak” dedi.

İnsanların en çok güvendiği bilgi kaynağı sosyal medya
Yalan haberin hızla yayıldığına ve dijital ortamdan kaldırılmasının güç olduğuna işaret eden Bildirici, verdiği örneklerle Türkiye’de iktidar ve iktidarı destekleyen medyanın yalan haber ürettiğini söyledi. Bildirici, şöyle konuştu:
“Yanlış olduğunu bilerek ve yanlış yönlendirmek amacıyla kasıtlı olarak üretilen haber insanları birbirine düşürmek, kışkırtmak, politikacılara, medyaya güveni sarsmak gibi amaçlarla üretilir. Yalan, sahte haberin tarihi, en az medya tarihi kadar eski. Yalan haber kavramının yaygınlaşması ise henüz yeni bir dönemde yani 2016 yılından bu yana özellikle Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından popülerleştirildi. Trump, 2017 yılında ana akım medya için 146 kez yalan haber kavramını kullanmış. Bir yandan da kendisi seçim sürecinde sosyal medyada yalan haber ürettiği, Rusya’nın da bu yönde katkıda bulunduğu iddiaları var. Öte yandan İdlib’de öldürülen Türk askeri diye bir görüntü birkaç gündür sosyal medyada dolaşıyor, oysa doğru değil. Gezi eylemleri sırasında Kabataş’ta deri eldivenli eşcinsellerin türbanlı bir kadına saldırdığı ve üzerine işediği yalandı, camide bira içildiği de yalandı. Kadın yürüyüşçülerin ezana aldırmayarak eyleme devam ettikleri de yalandı. Türkiye’de iktidar ve onları destekleyen medya da yalan haber üretiyor. Yalan haber hayatımızda daha geniş yer kaplıyor, eskiye oranla tehlikeli ve daha etkili. Çünkü artık dijital medya var. İnsanların en güvendiği, en çok başvurduğu bilgi kaynakları da artık geleneksel medyadan çok dijital medya. Yalan haber hem çok hızlı yayılıyor hem de daha kalıcı oluyor. Eskiden yalan haberler gazete sayfaları arasında arşive kaldırılırdı. Şimdi dijital evrende kalıyor, yalanlansa yani yalan olduğu ortaya çıksa bile sonra yine canlanabiliyor.”