Başkentin profesör sanatçıları

Periodontoloji Uzmanı Prof. Dr. Nejat Arpak (66) ve oğlu Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Dr. Bertan Arpak (38) hekimliğin yanı sıra boş vakitlerini sanata ayırıyor. Baba oğul, bir yandan duymaya alışık olmadığımız ve çöpe attığımız meyve çekirdeklerinden takı yaparken bir yandan da seramikten harikalar yaratıyor

NAZ AKMAN –  Prof. Dr. Nejat Arpak (66), Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyeliğinden emekli olduktan sonra 2012 yılında kendisi gibi hekimlik yapan eşi Dr. Med. Dent. Füsun Arpak ve oğlu Dr. Bertan Arpak ile birlikte Arpak Sağlık Hizmetleri merkezinde hekimlik yapmaya devam ediyor. Arpak ailesinin fertleri hekimliğin yanı sıra boş vakitlerini de sanatla geçiriyor. Baba Arpak, günlük yaşamımızda sıkça tükettiğimiz ancak hiçbir alanda kullanmayarak çöpe attığımız çekirdeği usta elleriyle sanat eseri haline getiriyor. Yaklaşık 3 yıldır hurma, erik, vişne, badem, mango, zeytin, kızılcık, kayısı, iğde ve keçiboynuzu gibi pek çok çekirdekten yüzük, bileklik, kolye, anahtarlık ve heykel yapan Arpak, hobi olarak uğraştığı çekirdek sanatında ayrıca herkesi çevreye duyarlı ve geri dönüşüme katkı sunmaya davet ediyor. Arpak ailesi ürettiği eserleri ise muayenehanenin karşısındaki dairede sergiliyor. Çekirdek sanatını ve baba oğlun hikayesini merak edenler Cinnah Caddesi’ndeki PTT binasının üzerinde bulunan Arpak Sağlık Hizmetleri merkezini ziyaret ederek, bilgi edinebilir.
Çekirdeği geri dönüştürmeye davet
Arpak, hobi olarak başladığı işte çekirdek profesörü olarak yükseliyor. Çekirdeklerin çöpe atılmaması gerektiğine işaret eden Arpak, başta belediyeler olmak üzere kurumlara da çağrıda bulunuyor. Çocukluğundan bu yana tükettiği meyvelerin çekirdekleri boş arazilere ektiğini söyleyen Arpak, “Belediyeler veya herkesin işyerine koyduğu kağıt plastik gibi geri dönüşüm varillerine bunu da eklemek gerekiyor. Çünkü çekirdek çöp değil aksine doğada kalması gereken bir tohumdur. Doğadan gelen bir şeyi tekrar doğaya ekmeliyiz. Bu çekirdekler bir yerlerde biriktirilip daha sonra boş arazilere ekilirse daha büyük verim elde edilir. Açıkçası çekirdekle ilgilenmemin de en büyük nedeni onları geri dönüştürebilmekti. Bu atık değerlendirme ile yapılan bir sanat” dedi.

Çekirdek Profesörü, Prof. Dr. Nejat Arpak

Meyve çekirdeğinden sanat
Öğrencilik yıllarında şeftali çekirdeğinden anahtarlık yaptığını söyleyen Arpak, çekirdeğin sanata dönüştüğü masalsı yolculuk hakkında şöyle konuştu:
“Büyük babam hurmadan takunya yapardı. Çekirdeğin bir nesneye dönüşümüne bu sayede alışıktım. Kendim de öğrencilik yıllarımda şeftali çekirdeğinden anahtarlık yapıyordum. Ancak öğretim üyeliğinden emekli olduktan sonra bu alana daha fazla yoğunlaşma imkanına eriştim. Muayenehanede hasta olmayınca veya randevular iptal edilince hemen karşı daireye geçerek, çalışmaya koyuluyorum. Onun dışında boş vakitlerimde hurdacıları gezerek gerek alet edevat gerekse ahşap ve taş tespih gibi takılarımda kullanabileceğim ara malzemeleri bulmaya ayırıyorum. Çekirdeklere şekil vermek çok zor. Çünkü bazı çekirdekler ya çok sert ya da çok kırılgan olabiliyor. Ben de çekirdekle ilgili bilgi sahibi değildim ancak deneme yöntemiyle bunları öğrenebildim. Bu takıları yaparken esas olarak kullandığım malzeme elbette çekirdek. Bunun yanı sıra hurdacılardan bulduğum değerli taş veya ahşap boncuklar, kemik gibi malzemelerle takılarımı yapıyorum. Bu kadar farklı çekirdek türüne ulaşmak çok zor o nedenle çevremden ve hastalarımdan da farklı meyvelerin çekirdeklerini getirenler oluyor.”
Arpak, “Bu atık değerlendirme ile yapılan bir sanat”
Görmeye ve duymaya alışık olmadığımız bir ürünü hammadde olarak kullanıp bunlardan da farklı türlerden takılar elde eden Arpak, gerek Türkiye gerekse dünyada çekirdek sanatıyla ilgilenen birilerinin olduğunu da düşünmüyor. “Dünyada bile bu çekirdekleri takıya dönüştüren birilerinin olduğunu zannetmiyorum. Zeytin çekirdeği hem ulaşılması hem de kolay şekil almasından dolayı takı haline getirilebilir. Bu nedenle sadece zeytin çekirdeği ve hurma çekirdeğinden tespih yapanlar var. Ancak bu tarz çekirdekleri gerek takıya dönüştürme gerekse geri dönüşüm amacıyla değerlendiren başka birilerinin olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu atık değerlendirme ile yapılan bir sanat ” ifadelerine yer verdi.
Arpak’ın kullandığı çekirdekler arasında keçi boynuzu çekirdeği, akasya ağacı çekirdeği, zeytin, kayısı, ceviz, badem, şeftali, mango, vişne, zeytin, hünnap, iğde, hurma yer alıyor. İşlenme zorluğuna göre çekirdekler hakkında bilgiler veren Arpak, “Kızılcık çekirdeği çift kanallıdır. İğde ve keçiboynuzu çekirdeği ile kayısı ve erik çekirdeklerinin kabuğu çok serttir. Şekil vermede epey güçlük yaşayabiliyorum. Akasya ağacı çekirdeklerini kesit alarak kullanıyorum. İğdenin kendine özgü bir dokusu var. Hurma çekirdeği Kudüs, Medine gibi geldiği bölgeye göre değişiklik gösteriyor. Yine zeytin çekirdeği de büyüklüğüne göre değişiklik gösteren ancak kolay işlenen bir çekirdek. Fıstık aynı şekilde kabuğu sert olan bir yapıya sahip. Yaptığım ürünün aynısından bir daha yapamam. Çünkü herhangi bir tasarım veya model çizmeden o an elimdeki malzemelerden farklı kombinasyonlar yaratmaya çalışıyorum” dedi.

Bertan Arpak

“Babamla beraber sergi açmak isterim”
Babası ile birlikte sergi açmak istediğini söyleyen Dr. Bertan Arpak ise çekirdek sanatının daha fazla kişi tarafından duyulması için atölye çalışmalarıyla öğretilmesi gerektiğini söyledi. Seramik sanatıyla uğraşan Arpak ise şöyle konuştu:
“Babamın yaptığı iş seramiğe oranla daha özel bir alan. Çünkü pek çok insan bu çekirdekleri duymamış veya geri dönüştürülebileceğini bilmiyor. Bunu yaymak gerekiyor. Elbette hem bu amaçla hem de babamla aynı atmosferi paylaşmak için ortak bir sergi açmak isterim. Ben de eskiden babam gibi boş zamanlarımda kolye yapıyordum. Daha sonra bu kolyeleri seramikten yapmayı denedim. Böylelikle seramik için gerekli fırın gibi pek çok malzemeyi alarak ilerlemeye başladım. Babam gibi benim de bu işe başlarken herhangi bir alt yapım yoktu. Tamamen deneme yanılma ve izleyip okuyarak öğrendim her şeyi. Yaklaşık 2 yıldır seramik yapıyorum, kendimi geliştiriyorum. Yaptığımız meslek çok rutin, bu rutinin dışına çıkmak için ben de seramiğe yöneldim diyebilirim. Seramik daha fazla ilgi görüyor, pek çok insan öğrenmek istediğini söyleyerek atölye çalışmaları talep ediyor. Ancak ben doktorum ve boş vakitlerimde seramiğe zaman ayırabiliyorum. Belki ilerleyen dönemlerde atölye çalışmaları düzenleyerek öğrenmek isteyenlere yardımcı olabilirim.”