Başkentli sanatseverler Nazım Hikmet’i unutmadı

Senfonik koreografik piyesi hayata geçiren başarılı ekip ile sahne öncesi görüştük

RÖPORTAJ / NAZ AKMAN (ANKARA) – Nazım Hikmet’in ölümsüz oyunu Ferhad ile Şirin, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde koreografik uyarlamasıyla ilk kez Ankara’da sahnelendi. Senfonik koreografik piyesi hayata geçiren başarılı ekip ile sahne öncesi görüştük.
Nazım Hikmet’in başarılı oyunu ve Arif Melikov’un bale müzikleri üzerine yeniden yorumlanan Ferhad ile Şirin Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde iki anlatıcı ve üç dansçı ile sahnelendi. Bilkent Odeon’da yeni uyarlamasıyla ilk kez sergilenen Ferhad ile Şirin’in senfonik koreografik piyesi sanatseverler tarafından büyük bir beğeni topladı. Başarılı eser, Nazım Hikmetin 55.ölüm yıldönümü ve Arif Melkov’un 85.yaşı dolayısıyla Eylül ayı içinde sahnelendi. Uluslararası Barış Ödülü sahibi Nazım Hikmet 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Başkentli sanatseverler tarafından anıldı.
Unutulmaz eser sahnelenmeden önce bu ay 85.yaşını kutlayacak olan Azeri Besteci Arif Melikov adına torunu Amina Melikov’a da ödül verildi.
Ünlü eser ilk kez Başkentlilerle buluşmadan önce Ferhad ile Şirin ekibinin kulisine konuk olduk. Şirin ve Banu’yu seslendiren ünlü oyuncu Aslı Tandoğan, projeye katılma hikayesini anlattı.
Ankaralısınız ancak bu eserle ilk kez Başkentte sahne alacaksınız, neler hissediyorsunuz?
“Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Arp Sanat Dalı’ndan mezun olduktan sonra Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde arp sanatçısı olarak görev yaptım ve İstanbul’da oyunculuk kariyerime devam ediyorum. Mezun olduktan sonra tiyatro oyunu dışında ilk kez sahne alacağım. Pek çok tanıdığım ve uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarım da izlemeye gelecekler. Bu nedenle çok heyecanlıyım.”
Projeye nasıl katıldınız, yeni uyarlamayı nasıl buldunuz?
“Projenin çok güzel olacağını düşünüp teklifi hemen kabul ettim. Bu uyarlama ilk kez Ankara’da sahnelenecek bu ilkin bir parçası olmak mutluluk verici. Ben Ankaralıyım ve babam da balet. Ankara’nın yeri çok farklı. Bu senfonik piyes. Orkestra için yazılmış. Zaten Nazım Hikmet zamanında bu oyunu yazmış ve Arif Melikov’da bestelemiş. Ancak Ferhad ile Şirin bale olarak oynanıyordu. Bu kez senfonik piyes olarak yeniden uyarlandı. Açıkçası çok güzel olacağına inanıyorum. Çünkü çok başarılı sanatçılarla çalışılıyor.”
Ferhad ile Şirin’in senfonik koreografik piyesini hayata geçiren Aydın Mecid ve Yelda Cavga’da projeye ilişkin sorularımızı yanıtladı.
20 yıllık hayalinizi Yelda Cavga ile birlikte hayata geçirdiniz, neler hissediyorsunuz?
“Azeri uyruklu olduğum için Arif Melikov’u çok seviyorum, en büyük bestecilerimizden. Aynı zamanda Nazım Hikmet’in de yakın arkadaşı. Melikov’un eserlerini dinlerken bu tarz bir çalışma yapmak istiyordum. Yelda Hanım’ın da böyle bir fikri varmış, karşılıklı görüş alışverişiyle projeye başladık. Bu eser için kendisi teks yazdı. Bu proje 20 yıl önceki hayalimdi. Yelda Hanım ile beraber hayata geçirdik. Seslendirme konusunda da müzik bilgisi olan sanatçıları istiyorduk. Bu anlamda Mert Fırat ve Aslı Tandoğan en doğru seçimdi.”
Yelda Hanım, yeni uyarlamadan söz edebilir misiniz?
“Bu efsane evrensel bir konu. Nazım Hikmet bu eseri zaten sosyal boyutlarıyla birlikte güncel bir şekilde işliyor. Bu eser otobiyografik bir eser. Nazım Hikmet 1948 yılında Bursa Cezaevi’ndeyken Ferhad ile Şirin oyununu yazıyor. Eser 1953 yılında Bir Aşk Masalı adıyla Moskova’da sahneleniyor ve Nazım Hikmet Piraye ile bu hikayeyi içselleştiriyor. Eserde Ferhad 10 yıldır dağı deliyor, Nazım da 10 yıldır hapiste. Hikayenin sonunda Ferhad’ı öldüremiyor çünkü Piraye’ye kavuşurken kollarında ölmek istemiyor. Hikaye mutlu ve umutlu devam ediyor. Bu ölümsüz eseri hem orkestra hem bale hem seslendirme hem de koreografi ile yeniden uyarladık. Fikir Aydın Bey’indi. İlk kez sahnelenecek bunun için çok heyecanlıyız.”
Azerbaycan müziğine yaptığı önemli katkılarından dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti Seçkin Sanatçısı ödülüne değer görülen Şef Elşad Bagirov da eseri yönetti.
Misafir şef olarak ilk kez Bilkent Senfoni Orkestrası ile sahne alacaksınız? Neler düşünüyorsunuz?
“2000 yılında Ferhad ile Şirin’in bale prömiyerini yapmıştık. Nazım’ın tiyatro oyunu ve senfoniyi birleştirdik, yepyeni bir eser ortaya çıktı. Bu eser dünya prömiyeri. İlk kez Bilkent’e geldim ve bu orkestrayla buluştuk. Ekip çok başarılı. O kadar güzel bir proje ki biz hemen ilerisi için yeni projeler yapmak istedik. Bu tarz önemli eserler eskisi gibi izlenmiyor ya da dinlenmiyor. Bu eserlerimizi daha kısa seyirciyi, dinleyiciyi sıkmadan güncel hale getirebiliriz. Bu anlamda Ferhad ile Şirin’in çok beğenileceğini düşünüyorum.”
Ferhad ile Şirin’in koreografisini üstlenen Uğur Seyrek de sahnede üç başarılı balerinin Ferhad, Şirin ve Banu’yu sergileyeceğini anlattı.
Ferhad ile Şirin’i tamamlayamadığınız bir hedef olarak anlattınız. Bu hedefinizin hikayesinden söz edebilir misiniz?
“1979 ve 1980 yılında Ferhad ile Şirin’in balesini Ankara’da sahneye koyduk ve başrolü ben oynayacaktım. Ancak o dönemlerde prömiyer öncesi eser kaldırıldı. Daha sonra Avrupa’ya gittim ve eser İstanbul’da sahnelendi. Benim hayatımda tamamlayamadığım bir hedef olarak kaldı. Yıllar sonra bugün bu eserin koreografisini üstlendim. Koreografik olarak bu eserde güncel bir şekilde yer almak istedim. Sahnede yetenekli ve ödüllü 3 dansçımız olacak. Bu eserin en önemli yanı güncel olması. Aşk ilişkileri geçmişten beri insan tarafından engelleniyor. Şimdi de durum aynı. Oysa aşk evrensel bir şeydir. Gerçek aşklar da asla kavuşamamıştır. Ferhad ile Şirin bu eserle daha güncel bir şekilde yorumlandı. Koreografik olarak benim ana temam kadın ve erkek, nefret ve aşk üzerinedir. Aşk çok aldatmacalıdır. Kıymet bilmek lazım. Ferhad’da da tıpkı bunu görüyorum. Şirin için çok büyük bir emek harcıyor, ancak zaman geçtikçe Şirin için dağı deldiğini unutup başka yöne eviriliyor.”