Bayram Çetin: Halı yerin tablosudur

Bayram Çetin

Çadırları, evleri ısıtmak, duvarları süslemek kimi zaman da üzerinde ibadet etmek için kullanılan el dokuması halıların onarımını yapan Ankara Kalesi’nin sayılı halı tamircilerinden Bayram Çetin ile çeyrek asrı geçkin mesleğini ve Türk halı sanatının inceliklerini konuştuk

NAZ AKMAN/ANKARA

Türklerin dünya medeniyetine kazandırdığı geleneksel el sanatlarından biri olan halı, gündelik hayatta kullanılan bir eşya iken yüzyıllar içinde sanat eseri haline dönüşüyor. Zengin motifleri ve dokuma incelikleriyle dünya literatürüne giren Türk halıları, binlerce yıllık geçmişine nazaran kimilerince sahip çıkılan ve yaşatılan bir değer iken kimlerince ise eski püskü görülüp tercih edilmeyen eşya arasında yer alıyor. Günümüzde her ne kadar fabrikasyon halılar tercih edilse de halen önemini korumayı başaran Türk halılarını çeyrek asırdır Ankara Kalesi’ndeki dükkanında tamir ederek evini geçindiren Bayram Çetin (42) ile Türk dokuma inceliklerini, geleneksel motiflerin hikayelerini ve halı tamirciliğini konuştuk.
Türk sanatlarına ilişkin araştırmaları ve yazılarıyla bilinen Prof. Dr. Oktay Aslanapa, “Türk Halı Sanatı’nın Bin Yılı” kitabında, Türklerin yaşadığı bir bölge olan Sibirya’da, Altay Dağları eteklerinde, Pazırık kurganlarının beşincisinde Arkeolog Rudenko tarafından çıkarılan buzul içinde bulunan en eski halının Türk düğümü ile yapıldığına işaret ediyor. Aslanapa, Fustat’ta dokuzuncu yüzyılda bulunan Türk Halıları ile 19’uncu yüzyıl arasında geçen zaman zarfında, takriben 1000 senelik bir zaman dilimini kapsayan dönemde Türk halılarını detaylarıyla ortaya koyuyor. Anadolu insanının binlerce yıldır el emeği göz nuru dokuduğu halılar tarihi çalışmalarda kök salarken, ilgisizlikten ve halı ustalarının yetişememesinden dolayı dokuma tezgahları her geçen gün boşalıyor.
Çetin, “İtfaiye Meydanı’nda sırtımızdan halı eksik olmazdı”
15 yaşında İtfaiye Meydanı’ndaki eski halıcılar çarşısı şimdiki fuar çarşısında halı ustası Ahmet Geyikoğlu’nun yanında çırak olarak mesleğe başlayan Bayram Çetin, 18 yıllık çıraklık deneyiminden sonra son 10 yıldır kendi dükkanını açarak, çeyrek asırlık ömrünü halı tamirciliğine adıyor. “Benim çocukluğumda ilkokulu bitiren her çocuk zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çıraklığa başlardı. Babam da beni Ahmet ustanın yanına mesleği öğrenmem için işe sokmuştu. 18 yıl burada çıraklık yaparak halı tamirciliğini öğrendim. O dönemler henüz fabrikasyon halılar piyasada türemediğinden el dokuması halılara rağbet vardı. İtfaiye Meydanı’nda sırtımızdan halı eksik olmazdı. Anadolu’nun milli değeri olan bu kültüre, sanata yıllarımızı verdik ama benden sonra bu işi devam ettirecek kimse yok, oysa bu iş altın bilezik. Bir çırak yetiştirmek isterdim, mesleğimi aktarabilmek… Dokumacılık bizim kültürümüz, bu işe sahip çıkılmasını istiyoruz” diyen Çetin, mesleğini yaşatabilecek çırak bulamıyor.
“El dokuması halıya sahip olmak sanat eseri sahibi olmaktır”
Isıtma amaçlı çadırların üzerine yerlere, dekor amaçlı mobilyaların üzeri ve duvarlara, ibadet amaçlı ise evlere ve camilere serilen halıların, bulunduğu bölgenin coğrafi koşullarına göre farklı düğüm teknikleriyle dokunduğunu söyleyen Çetin, “Halı dokumalarındaki iki tip düğümden biri olan Türk düğümü, İç Anadolu’da iplik, çözgü çiftinin önce öndeki sonra arkadaki teline dolanarak bağlanan düğüm tekniği ile Batı Anadolu’da kullanılan düğümde ise tersi şekilde uygulanıyor. Türk halısı bu dokuma tekniği ile yapıldığından İran düğümüne göre daha simetrik ve çift düğümün yapılış şeklinden dolayı çözgünün iki tarafı da kavramasından dolayı daha uzun ömürlü kullanılabiliyor. Anadolu insanının dokuma tezgahının başında ruhunu resmettiği halı, yüzyıllar içinde dünyanın her yerine yayılıyor. Öyle ki Anadolu insanının ellerinden çıkıp sanat eserine dönüşen bu halılar bizde anonim bir şekilde yapılıp henüz değeri anlaşılmazken Batılılar bu halılara hak ettiği değeri gösterip ülkelerine yayıyor. Binlerce yıl Türkler halıda belki de farkında olmadan soyutlaşıp farklı felsefelerle ürettiği bu halılara geleneksel motifleri kazıyıp topluma mal ettiler. Kendine has hikayelerle ortaya çıkan motifler, dokuyan kişinin ruhunu yansıtan birer sanat eseri gibi. Kimi halılar adeta hayat ağacı gibi, dokuyan kişinin kaybettiği evladının üzüntüsünden torununun doğumuna, köydeki bir düğünden tarlasındaki hasadın bereketine kadar yaşadığı her şeyi nakşettiği bir tablodur. Kayseri’de kör bir kadın gören gözden daha güzel halı dokuyor, yaratma iç güdüsüyle halıya ruhunu işliyor ruhunu işliyor, benim için bu kadının yaptığı halının Picasso’nun eserinden farkı yoktur. Bu nedenle el dokuması halıya sahip olmak sanat eseri sahibi olmaktır. Bir tabloya nasıl bakılıyorsa halıya da öyle bakılmalı çünkü halı yerin tablosudur. El dokuması halının değeri asla düşmez aksine zamanla artar, koleksiyon parçası olur” dedi.
Dokuma halı nasıl tamir edilir?
Halı dokumacılığı ve halı tamirciliğinin iki farklı zanaat olduğunu söyleyen Çetin, bugüne değin en eskisi 150 yaşında olan çeşitli halıları aslına uygun şekilde tamir ettiğini söyleyerek işin inceliklerini anlattı. Çetin, “Ankara Kalesi’nde halı tamir eden sayılı ustalardan biriyim. Zaman zaman antika değerinde olan yüz yaşını aşkın halıları onarıyorum. Meşakkatli ve sabır gerektiren halı tamirciliğinde hasarı tespit ederken öncelikle halının malzemesini yani kimliğini bulmak gerekiyor. Gaziantep, Siirt, Kırşehir, Karaman, Sivas, Malatya, Uşak, Van, Afyonkarahisar, Sivrihisar, Şarköy, Silifke, Emirdağ, Eşme dokumaları gibi her yörenin farklı dokumaları vardır. Malatya yöresine ait bir halıyı tamir ederken Uşak halı malzemesi kullanamazsınız. Zaten her yörenin halısı bulunduğu bölgenin coğrafi şartlarına göre farklılık gösterir, Kars halısı daha tüylüyken Bergama yöresinin halıları daha incedir. Bu nedenle halının ait olduğu yöre, dokuma tekniği, ip bükümü belirlendikten sonra aslına uygun ipliklerle tamir yapmaya başlıyorum. El dokuması halılar doğal kök boya nedeniyle fabrikasyon halılar gibi kullanıldıkça deforme olmaz aksine eskidikçe güzelleşir. Tabiatta bulunan çeşitli bitkilerden elde edilen kök boyalarla renklendirilen el dokuması halıların rengi bu nedenle matlaşmaz. Eskidikçe renkler daha canlı olur, dokusu daha ipeksi olur, asla matlaşmaz” diye konuştu.
El dokuması halılara ilgi azalıyor
El dokuması halıların ayırt edici özelliklerini sıralayan Çetin, dokumacılığın düşüşe geçtiğini belirterek, “Halılar çoğunlukla kadınlar tarafından dokunuyor, çünkü kadınların elleri daha hafif ve narin. Bu nedenle İran’da 15 yaşındaki kız çocukları halı dokuyor. El dokuması halılarda ilmik sıkı, renkler canlı, yün parlak, halının dokusu ise ipeksi olur. Dokuma halıyı bu özellikleriyle fabrikasyon halıdan ayırabiliriz. Günümüzde orta ve ileri yaş grubu halen el dokuması halıları evlerinde kullanmaya devam ediyor ancak genç nesil belki de bilgi sahibi olmadığından halılara gerekli ilgiyi göstermiyor. Doğal boya ile yapılan, elektriği alan, evleri daha çok ısıtan ve birçok hastalığa iyi gelen el dokuması halı yerine naylonumsu dokudaki sağlıksız fabrikasyon halılar tercih ediliyor. Üstelik fabrikasyon halılar el dokuması halılardan çok daha pahalı fiyata satılıyor. Talep olmadığı için el dokuması halılar kaybolmaya yüz tutmuş vaziyette. Burada her yörenin halısı mevcut, 10 yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak yabancı müşterilerimiz el dokuması halılara yoğun ilgi gösteriyordu, bizde bu sayede evimize ekmek götürebiliyorduk. Fakat fabrikasyon halıların talep edilmesiyle dokumacılık düşüşe geçti. Üç kuşaktan fazladır dokuma halı yapan çoğu insan bunu yaşatmak yerine fabrikasyon halı üretimine başladı. Bırakın el dokuması halı tamirciliğini dokuma tezgahlar bir bir kapanıyor. Altındağ Belediyesi’nin kadınlara Hereke halısı dokumaları için kurs veriyor, bu tarz gelişmeler bize umut veriyor. Bu tarz çalışmaların sayısı artmalı, milli değerimize sahip çıkılmalı” sözlerine yer verdi.
El dokuması halıların kullanım talimatına ilişkin bilgiler veren Çetin son olarak, “Dokuma halı sirkeli su ile yıkanır, çünkü sirke hem yünü besler hem de halının daha temiz olmasını sağlar. El dokuması halılar yıl içinde sık sık yıkanmamalı, kullanım şekline bağlı üç dört yılda bir yıkanmalı. Halı ne kadar sık yıkanırsa tüyleri o kadar çok dökülür. Halıların temizliğinde özellikle kimyasal maddelerden uzak durulmalı” dedi.