Beethoven: “Ben mutlu olmak için yaratılmamışım”

250 yıl önce 16 Aralık 1770 yılında Almanya’nın Bonn ketinde dünyaya gözlerini açan bestekâr ve müzisyen Ludwig Van Beethoven’in doğum yılı kutlamaları pek çok ülke de olduğu gibi ülkemizde de kutlanmaktadır.
Dünya müzik tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan bu müzik dâhisinin kısa süren yaşamı acılarla ve başarılarla geçmesine rağmen ünlü sanatçı, “Ben mutlu olmak yaratılmamışım” diyecek kadar hayatından müşteki olmuştur.
Beethoven’i başarılı müzik çalışmalarının yanı sıra sıkıntılı, hastalıklı, hatta berduş yaşantısını da inceleyecek olursak müzik dünyasının bu emsalsiz sanatçısına acımamız gerekirdi.
Biz bu köşemizde Ludwig Van Beethoven’in daha ziyade acılarla geçen günlerini ele almak, bu büyük yeteneğin çektiği sıkıntılarını gözler önüne sermek istedik.
Beethoven, dededen ve babadan müzik uğraşan bir ailenin ikinci çocuğu olduğu zaman annesi de hastalıklı bir kadındı. Üstelik dede, baba hatta annesi de hastalıklı biriydi. Beethoven’in geçim sıkıntısı çeken bu ailenin bir kurtarıcısı olduğunu babası Johann Van Beethoven oğlunun müziğe olan ilgisini fark ermesi üzerine kolları sıvayıp küçük Beethoven’i gece gündüz çalıştırarak ekmek kapısı gördüğü oğlunu daha 8 yaşında iken 26 Mart 1778 yılında halkın huzuruna çıkartarak piyano çalmasını sağlamıştır.
Harika çocuk gözü ile bakıla Beethoven, bu arada çağın ünlü müzisyeni Christian Gottelob Neefe ile tanışıp bu hocanın talebesi olmuştur. Kısa süre içinde org çalmasını da öğrenen Beethoven’e hocası beste yapması konusunda da dersler vermiştir.
Beethoven 1782 yılında ilk bestesi olan “Bressler’in bir marşı üzerine de minör dokuz çeşitlemesini” yapmıştır.
1783’te ilk üç sanatını bestelemiş. 14 yaşında Holfapelle’de orgculuk görevine başlamıştır. Harika müzisyen gözü ile bakılan Beethoven’in en büyük hayali ise Viyana’da yaşayan Mozart ile tanışmakmış. Mozart’ın etkisinde kaldığı söylenen “piyano, keman, viyola ve viyolonsel için üç konçerto ve piyano, flüt ve fagot için solmajör üçlü konçerton” adlı bestelerinde bu duygusu görülmektedir. Ludwig Van Beethoven hocası Neefe’nin aracılığı ile 1 Nisan 1787 yılında Viyana’ya giderek ünlü müzisyen ile tanışma fırsatı bulmuştur.
Mozart o günlerde Figaro’nun düğünü, “Don Giovanni” ve son üç senfonisini tamamlamak zorunda olduğu için Beethoven’i dinlemek istemese de araya giren hatırlı kişilerin isteği üzerine, Beethoven daha 17 yaşında iken Mozart’ın önünde piyano çalmayı başarmıştır. Mozart bu genç müzisyenin elinden utarak onu Viyana sosyetesi ile tanıştırmıştır.
Beethoven’i bu arada kötü olaylarda beklemektedir. Alkolik olan ve verem hastalığından mustarip olan annesinin ölümü üzerine Bonn’a dönmek zorunda kalmış. Alkolik babasının ve kardeşlerinin bakım ve tedavileri de onun üzerine kalmıştır. Alkolik babasının dengesiz davranışları genç müzisyeni maddi ve manevi zor durumda bırakınca Kontes Helena Van Brovning ünlü bestekârı evine alarak yardımcı olmaya gayret etse de Beethoven tekrar Viyana’ya dönerek bu kez de o çağın ünlü bestekârı müzisyen Haydn ile tanışma imkânı bulmuştur. Haydn bu genç yeteneği evine alarak onu Viyana’nın elit tabakası ile tanıştırmıştır. Aşırı ilgi, davet ve ziyafetlerden bıkan ünlü müzisyen Haydn’dan ayrıldıktan sonra beste çalışmalarına hız vererek peş peşe besteler yapmaya başlamıştır.
1794’te piyano için üç sanatını kendinse yardımcı olan hocası Haydn’a hediye etmiştir.
1794-95’den sonra yoğun çalışmaları sonucu pek çok bestesi beğeni ile karşılanırken mali durumuna destek olmak için genç müzisyene sanatsever Prens Lichnowsky aylık bağlayarak maddi katkıda bulunmuştur. Beethoven 1804’de kulaklarından şikâyetçi olarak içine kapanmışsa da en ünlü bestelerini bu tarihten 1814 tarihleri arasında yapmıştır. Meşhur operası fidelio’yu 1814’te kendisi yönetmiştir. 1820’de kulaklarının duymadığını bildiği halde Fidelio operasını tekrar kendisini yönetmek istemesine rağmen oyunun yarısında tiyatro yönetmeni tarafından sahneden indirilmiştir.
Beethoven kulaklarının iyice duymamasına rağmen 1. Senfonilerini besteleyerek yüz yılların en büyük bestekâr- müzisyeni unvanını almıştır. O yıllar da yaşamış yine çağların ünlü müzisyenleri Franz Shubert, Johannes Brahms, Hector Berlioz bile Beethoven’ olan beste ve müzik yeteneğine hayran olduklarını her vesile ile belirtmişlerdir. Dehanın çıkışlı, inişli yılları ve hastalıklı geçen ünlerinde 9. Senfoni dâhil yüzlerce eserleri günümüzde dünyanın dört bir tarafında aynı heyecanla çalınmaktadır.
“Wellington Zaferi” eseri ile yıldızı bir kez daha parlamış 29 Kasım 1814’de İmparatorluk Saray’ında çalınan bu eseri ile bestekâr başarısına bir yenesini da eklemiştir.
Beethoven 1821’de akut sarılık rahatsızlığı ile mücadele ederken bu kez de karaciğerlerinden rahatsızlık nedeniyle tedaviye alınmıştır. Bakımı sürerken bestekâr bu kez de dayanılmaz karın ağrıları ile yatağa düşmüş. 25 Mart’ı 26’ya bağlayan gece Viyana da korkunç bir fırtınanın ortalığı yıktığı bir anda komaya giren Beethoven 29 Mart 1827’de hayata gözlerini yummuştur.
Cenazesine 20.000’den fazla insanın katıldığı asrın büyük müzisyeninin bu gün başta Bonn ve Viyana olmak üzere pek çok kentte heykeli bulunmaktadır.
Başarılı bir iş adamı olan ağabi Johnn Van Beethoven, kardeşine gönderdiği bir karta “Johnn Van Beethoven Toprak Sahibi” yazılı o karta Beethoven’in verdiği cevap çok dikkat çekici bulunmuştur. “Ludwig Van Beethoven Akıl Sahibi.”