Bıkıp ve usanmadan, yine Ankara’nın sahipsizliği

Güray SOYSAL

BU SESE KULAK VERİN

2 yıldan bu yana Ankara’nın kimsesizliğini ve tesis fukarası olduğunu söyleyip duruyoruz.
19 Mayıs Stadı yıkıldı, şimdi o arazi şehrin ortasında bomboş bekliyor.
Dahası var…
Anıttepe Yüzme Havuzu yıkıldı ve 4 yıldan bu yana arazisi ne olacağı bilinmiyor.
19 Mayıs Stadının altındaki amatör Kulüplerin doğru dürüst lokalleri bile kalmadı.
Cebeci Stadının mezbele durumu, başta Cebeci halkı olmak üzere tüm Ankaralıların şikayet noktasında.
Bunların altındaki sebep, Başkent Ankara’nın sahipsiz kalmasından başka değil.
Bu soruna son el basan Amatör Sporlar Konfederasyonu Ankara Başkanı Murat Kandazoğlu oldu.
Kandazoğlu çıktığı TRT Spor da yukarıda sıraladığım problemlerden daha fazlasını dile getirdi.
Kandazoğlu, bu konuda şunları söylüyor.
“Ankara’nın tesis fukarası olduğu bir gerçek. En kısa zamanda 19 Mayıs Stadının yerine yapılacak spor kompleksinin faaliyete geçmesi gerekir. İlçelerimizdeki gençlerin spor yapacağı, statlar ve salonlar hizmete girmeli. Amatör gençlere kucak açan spor kulüplerimizin barınacağı lokaller olmalı. Sorumlular Ankaralı gençleri kucaklamalı ve fakirliğimize son vermelidirler.”
Kandazoğlu daha başka güzel projeleri de gündeme taşıdı.
Ancak…
Yıllardır bir kenara bırakılan Ankara sporunun sıkıntılarını çözümleyecek spor adamlarının koltuklarından kaldırmak çok zor. Zira, onlarda bu konuda yetkili bir Ankaralının çıkacağını bilmedikleri için, umursamazlıklarını ortaya koyuyor.
Öyle ise..
“Uyanın beyler ve Ankara gençliğinin spor yapmaları konusundaki problemleri biran evvel halledin” diye tekrar tekrar haykırmak istiyoruz.

BÜYÜK İNSAN BÖYLE KONUŞMUŞTU

Büyük iş adamı ve Gençlerbirliği kulübünün ayakları üzerinde durmasına yol açan Vehbi Koç, son dönemlerde yaşadığımız sağlıkla ilgili olay için yıllar öncesinden şu öğüdü vermişti:
“Evin varsa bir sıfır koymalısın, varlıklar hanesine, işin varsa bir sıfır daha koymalısın, iş seninse üç sıfır daha koymalısın,İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha, Araban varsa bir sıfır daha, Daha sıralayabilirsiniz sıfırlar hanesi…
Ancak, sağlığın varsa, bir koyarsın başına, o zaman bütün sıfırlar anlamlı değere ulaşır.
Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere.”

KEÇİ SERGEN’İN TAKIMI ARTIK YOK

Bir dönem Türk futboluna damgasını vuran Şekerspor, şimdilerde kaybolup gitti.
Birinci planda sahipleri olduğu şirketlerin propagandasını yapanlar, maddi gücün büyüklüğü karşısında, hep Şekerspor’u ve Ankara sporunu kullandılar.
Sonunda herkes yoluna gitti..
Beşiktaş’ın şimdiki teknik direktörü ve futboldaki meziyetini yeteri kadar vitrine çıkaramayan Sergen, Şekerspor’un şaşalı olduğu dönemlerde, aldığı yüklü ücret karşılığında yeşil-beyazlı formayı giymişti. O günlerde, kaptanlığını da yaptığı Şekerspor formasının arkasında yazılı olan “Keçi Sergen” i gösterirken gülümsemeyi de unutmadı.
Nereden nereye değil mi?

Unutulmayanlar / ALİ RIZA ALAN

1947 yılında Tokat’ın Oğulcak köyünde dünyaya geldi. 1966 yılında, her köylü çocuğu gibi güreşe başladı. Kısa zamanda Milli takıma kadar yükseldi. 1969 yılı Bulgaristan’da Serbest stil 52 kiloda Avrupa 4’üncüsü, 1970 yılı Kanada’da Serbest stil 52 kiloda dünya 1’incisi, 1970 yılı Doğu Almanya’da Serbest stil 52 kiloda Avrupa 2’incisi, 1971 yılı İran’da Serbest stil 52 kiloda dünya 6’ıncısı, 1972 yılı Türkiye’de Serbest stil 52 kiloda dünya 2’incisi, 1973 yılı İsviçre’de Serbest stil 52 Kiloda Avrupa 2’incisi, 1974 yılı Türkiye’de Serbest stil 52 kiloda dünya 2’incisi, 1975 yılı Almanya’da serbest stil 52 kiloda Avrupa 2’incisi olan Ali Rıza Alan, güreşi bıraktıktan sonra bir süre Tokat’ta antrenörlük yaptı. Güreş yaptığı dönemlerde yakın dalış, ters paça, künde ve kilit yapma konusunda genç güreşçileri eğitti. Daha sonra köyünde bekçilik ve hayvan gütme işlerinde bulunan şampiyon güreşçimiz şimdilerinde köyünde sağlıklı yaşantısını, hepsi evli olan 6 çocuğu, torunları ve eşi Meliha hanımla sürdürüyor.

DERT BİR İKEN, BİN OLDU

Korona belası insanlarımızın canını aldı.Sadece can almakla kalmadı, mali konularda da herkesi çıkmaza soktu.
Konumuz spor ve futbol olduğuna göre mevcut kulüplerimizi bekleyen sıkıntıların ne olduğunu şöyle sırlayabilirim.
1.Ertelenen Liglerin durumu ne olacak?
2.Kalınan yerden devam edilmesi
3.Liglerin tescil edilmesi ne durumda
4.Maçların hiç oynanmamış kabul edilmesi
5.Liglerin ertelenmesi futbolcu sözleşmelerini etkiler mi?
6.Futbolcuların maaşları ne olacak?
7.Sözleşmesi sona erecek futbolcuların durumu.
Anlayacağınız 2020 yılındaki futbol sezonunu gözden çıkarmamız ve yeniliklerle 2021’e hazırlanmalıyız.
Zira…
Sporumuz ve futbolumuz iki ucu pis bir değnek gibi.

GENÇLERBİRLİĞİ’NİN BAŞI SAĞ OLSUN

Ufuk
Özerten

Merhum İlhan Cavcav ile zaman zaman buluşur, dertleşirdik. Böyle bir buluşmamız, merhum büyük insan Halim Çorbalı’nın evinde olmuştu. Çorbalı’nın eşinin hazırlandıkları yedikten sonra sohbetimiz koyulaştı ve iş çocuklara gelmişti.
Merhum Cavcav, bir anda tek kızı olan Fatma Jale Cavcav’dan bahsederken, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Benimde gözüm sulu olduğundan, merhum büyüğüme sarılıp, onu teselli etmeye çalışmıştım.Şimdi, durup dururken bunu niye kaleme alma lüzumunu gördüm derseniz izah edeyim.
Merhum Fatma Jale Cavcav, engelliydi. Baba Cavcav, kızının sağlığı için herşey yapmıştı. Tıpkı rahmetli Sakıp Sabancı oğluna yaptığı gibi.
Sonunda…
Geçen gün 60 yaşındaki Fatma Jale Cavcav’ın vefat ettiğini öğrenince bu anımı sizlerle paylaşmak istedim.
Merhume Fatma Jale Cavcav çok sevdiği babasına kavuştu.
G.Birliği’ne bir taziye haberim daha var. Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu eski Başkanlarından Ufuk Özerten’in annesi Ayhan Özerten’de vefat edip, Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.
Hem Fatma Jale Cavcav’a , hem de Ayhan Özdemir’e Allah’tan rahmet, ailelerine de sabır diliyorum.

DOĞRU SÖZE NE DENİR?

Kusurların en büyüğü insanın kendi kusurlarından habersiz olmasıdır. THOMAS CARYLE