Bildirici: Yargıya güveniyor, RTÜK’e geri dönüşümün yolunu açacağına inanıyorum

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kontenjanından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi seçilen Faruk Bildirici, üyeliğinin düşürülmesine ilişkin Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve sonrasında iptali için başvuruda bulundu. Bildirici, üyeliğinin düşürülmesi konusunda gazetemizin sorularına yanıt verdi

NAZ AKMAN / ANKARA – Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Faruk Bildirici, “tarafsızlığını yitirdiği” iddiasıyla üyelikten düşürülmesinin ardından Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve sonrasında iptali için başvuruda bulundu. Bildirici, başvurusunun sonucuna ilişkin öngörüsünü ve mahkemenin vereceği karar doğrultusunda RTÜK’e geri dönüp dönemeyeceği konusunda 24 Saat Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.
Mahkemenin söz konusu RTÜK kararını “hukuksuz” bulacağına inandığını ifade eden Bildirici, “İdare Mahkemesinden hem kararın iptali hem de yürütmenin durdurulması talebinde bulundum. Kısa süre içerisinde yürütmenin durdurulması kararı vermesini bekliyor, umut ediyorum. Çünkü konuştuğum hukukçular, RTÜK’teki çoğunluğun benimle ilgili kararının hukuksuz olduğunu, yasaya aykırı olduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) iradesinin ihlali olduğunu ifade ediyor. Bugüne değin görüştüğüm hukukçulardan bu kararın yasalara uygun olduğu görüşünü savunan olmadı. Bu nedenle yargıya güveniyor, RTÜK’e geri dönüşümün yolunu açacağına inanıyorum” dedi.
Bildirici, “RTÜK’ün şeffaf, siyasi iktidarın etkisinden uzak ve çoğulcu bir kuruluş olması için çaba harcayacağım”
Kurula geri dönmesi durumunda, gazetecilik mesleğindeki etik yayıncılık anlayışını RTÜK’te devam ettireceğini söyleyen Bildirici, “Mahkeme kararıyla RTÜK’e yeniden dönüşümün yolu açılırsa mutlu olurum. Elbette RTÜK’te görev yapmaya devam etmeyi çok isterim. Yarım kalan çalışmalarım var, onları tamamlarım. Ayrıca RTÜK’ün önemli bir kuruluş olduğuna, orada yapacaklarımla bu ülkedeki bütün insanların yaşamına dokunacağıma inanıyorum.Daha önce açıkladığım gibi RTÜK’ün şeffaf, siyasi iktidarın etkisinden uzak ve çoğulcu bir kuruluş olması için çaba harcayacağım. 40 yıllık bir gazeteci olarak etik yayıncılık konusunda edindiğim deneyimi bu kez radyo ve televizyon yayıncılığının düzenlenmesi için kullanacağım” ifadesine yer verdi.
Bildirici’nin yürütmenin durdurulması ve iptali başvurusu
Bildirici mahkemeye sunduğu dilekçede, Üst Kurul toplantısında alınan karara dayanak oluşturan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in başvurusunun “kin ve garez saikiyle” yapıldığını belirterek, kararın Üst Kurul’da alınmasının TBMM yetkilerinin gaspı niteliğinde olduğunu ve dolayısıyla Anayasa ve kanunlara aykırı davranıldığını ifade etti. Üyeliğinin düşürülmesine gerekçe olarak ileri sürülen iddialarla ilgili savunmasının alınmadan işlem yapıldığını kaydeden Bildirici, başvuru dilekçesinde üyeliğinin düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, Üst Kurul’un aldığı kararın hukuka uygun ve somut gerekçelere dayanmadığına dikkat çekti. Dilekçede, kendisine yöneltilen iddiaları yanıtlayan Bildirici, Üst Kurul tarafından herhangi bir araştırma ya da tespit yapılmadan hakkında işlem yapıldığını belirterek, TBMM’de yaptığı basın toplantısı nedeniyle “tarafsızlığını ihlal ettiğine” yönelik iddialara yer verdi.
“TBMM’de yaptığım açıklama siyasi bir parti ile ilişkilendirilebilecek bir konu değil”
Bildirici, “RTÜK üyesi olarak, üyelikle bağdaşmayan işlerle ilgili tespitimi RTÜK üyelerini seçen TBMM’ye başvurarak bildirmem ve gereğinin yapılmasını istemem tamamen hukuka uygun ve yerinde olduğu gibi ve bu önemli konuyu alenileştirerek kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla basına açıklama yapmam için TBMM’den daha uygun bir yer düşünülemez. Kürsüden RTÜK üyesi Bildirici olarak yaptığım açıklama siyasi bir parti ile ilişkilendirilebilecek bir konu değil, tamamen kamu yararı ve hukuka uygunluk kriterlerinin gözetilmesi için yapılan bir çağrıdır. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile kürsüde aynı anda ve yan yana bulunmadığım da kayıtlarda yer almaktadır. Özel’in ‘RTÜK üyemiz’ ifadesini de makama ve göreve duyulan saygının bir ifadesi olarak değerlendirdim” sözlerine yer verdi.
“Müzakereleri açıklamam söz konusu değildir”
Bildirici, Üst Kurul toplantılarında “gizliliği ihlal ettiğine” yönelik iddialara ilişkin de “Şahin’in dilekçesinde sosyal medya hesabımda ve basın kuruluşlarına verdiğim demeçlerde gizliliği ihlal ettiğim iddia edilmiş ve Üst Kurul bu iddiayı esas alarak hakkımdaki dava konusu işlemi tesis etmiştir.Üst Kurul toplantılarındaki müzakereleri açıklamadığım gibi, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara ve yayın hizmeti yapan gerçek ve tüzel kişilere ait herhangi bir sırrı kamuoyuna duyurmam asla söz konusu olmamıştır. Bu da tamamen soyut, dayanaksız bir iddiadır. Sadece Şahin’in TÜRKSAT Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme Anonim Şirketi Yönetim Kurulu üyeliği ve Basın İlan Kurumu Genel Kurul Temsilciliği ile ilgili bilgileri açıkladım, bunlar da zaten aleni olan ve aleniyet kazanması için ilan edilen bilgilerdir. Müzakereleri açıklamam söz konusu değildir” açıklamasında bulundu.
Bildirici yine Üst Kurul toplantısında karar verilen “tarafsızlık ilkesinin ihlali” iddiasına yönelik de “Medya hizmet sağlayıcılarını izlemek ve denetlemekle görevli Üst Kurul üyesi olarak mesleki bilgi ve deneyimlerim çerçevesinde yaptığım herhangi bir açıklama ‘bazı medya kuruluşları lehinde bazı medya kuruluşları aleyhine tutum’ olarak nitelenemez. Özellikle mevzuat tarafından düzenlenen ve etik ilkeleri belirlenmiş bu alanda yürütülen faaliyetlerin içeriğiyle ilgili yasal düzenlemelerin ve etik ilkelerin ortaya konulmasına ilişkin açıklamalar, doğrudan toplumun haber alma hakkına ilişkin olup bir tüzel kişinin lehine ya da aleyhine davranıldığı anlamına gelmez” dedi.
“Üst Kurul’u ve çalışanlarını haksız bir şekilde itham ettiği ve terörle mücadele
açıklamalar yaptığı iddiası”
Bildirici son olarak “Üst Kurul’u ve çalışanlarını haksız bir şekilde itham ettiği ve terörle mücadele karşıtı açıklamalar yaptığı” iddialarına da şu sözlerle açıklık getirdi:
“Bu iddia herhangi bir açıklaması olmayan kendi başına soyut, hatta uçuk bir suçlamadır. RTÜK’ün 6112 sayılı Kanun’da öngörülen ilke ve kurallara uygun olarak işleyişinin sağlanarak, görevini tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmesini sağlamaya yönelik görüşlerimi dile getirmem, Üst Kurul’a ya da çalışanlarına yönelik haksız bir itham ya da bunların saygınlığını hedef alan açıklama olarak nitelendirilemez. Aksine Üst Kurul’un tarafsız ve bağımsız faaliyette bulunarak saygınlığının sağlanmasına yönelik değerlendirmeler yapmak, bir Üst Kurul üyesinin görevidir. Öte yandan Şahin tarafından Üst Kurul’a verilen şikayet dilekçesinde 10 Ekim 2019 tarihinde RTÜK web sayfasından yapılan Barış Pınarı Harekâtına ilişkin basın açıklamasının usulü ile basın ve ifade özgürlüğü ile bilgi edinme hakkına aykırı bazı ifadelere katılmadığımı söylemem ve medyayı nesnel ve etik gazeteciliğe davet etmem terörle mücadele karşıtı açıklama olarak sunulmuştur. Açıklamamda bu kapsamda değerlendirilecek bir ifade asla bulunmadığı ve bu açıklamanın maksatlı şekilde yorumlandığı su götürmez derecede açıktır.”