Bilgin: Amacımız Avrupa ile anlayış köprüsü kurmak

Avrupa Gazeteciler Kongresinin 57. oturumu Prag’da yapıldı

Nursun Erel – Prag / Avrupa Gazeteciler Derneği (EJ) Kongresi Prag’da 57. Kez toplandı. Avrupada yaşanan savaşlar dışında yıllardır kesintisiz süren kongrenin konukları arasında Nazmi Bilgin başkanlığındaki Gazeteciler Cemiyeti heyeti de vardı.
Kongrenin açılışında Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Prag Belediye Başkanı Zdenek Hrib için getirdiği “nadir kitaplar” koleksiyonundan “Büyülü Prag”ı armağan etti, kitapta, ünlü Türk fotoğrafçısı Çerkes Karadağ’ın yarım asır önce çektiği Prag fotoğrafları yer alıyordu. Bilgin, kongre başkanı Paolo Magagnotti’nin sözlerine atıfla, “Paolo bir görüşmemizde, yaşadığı sürece basın özgürlüğü için mücadele edeceğini söylemişti. Demek ki hedeflerimiz ve söylemimiz aynı, sadece bizim işimiz daha zor” dedi.
Bilgin, gerek kongre akşam yemeğinde gerekse de açılış oturumunda Gazeteciler Cemiyeti heyetine gösterilen büyük ilgiden dolayı Başkan Magagnotti’ye teşekkürlerini sunarak, “Avrupa Birliği finansmanıyla birlikte yürüttüğümüz Medya Köprüleri projesinin örnek başarısına katkılarından dolayı EJ’ye ve görev alan Türk ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gazeteci arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu projemizin devamı için çalışmalar içerisindeyiz. Projemizin adında da vurgulandığı gibi Türk ve Avrupalı gazetecilerin ülkeler arasında anlayış ve bilgi köprüleri kurarak ortak Avrupa evine katkı koymaya devam edeceklerdir,” dedi.
Bilgin, “Amacımız bu ve benzer çalışmalarla Türkiye ve Avrupa arasında sağlam bir anlayış köprüsü kurmaktır. Tarih ve coğrafya bizi beraber yaşama durumunda bırakıyorsa, bir birimizi daha iyi tanıma, anlama durumundayız,” dedi.
Kongrenin açılış konuşmasını Avrupalı Gazeteciler adına, başkan Paolo Magagnotti yaptı, dünyada yaşanan gelişmeleri değerlendiren Magagnotti, “Son yıllarda görüyoruz ki, demokrasi sürekli yara alıyor. Yani zaman değişiyor. Hele güçlü ülkelerin, Trump gibi liderlerin olumsuz tutumları demokrasiye darbe vuruyor, fakat zaman tabii ki değişecek, önemli olan bizlerin bu değişime adapte olabilmesi. Burada sadece politikacıları suçlamak yanlış olur. Acaba biz yapmamız gerekenleri yaptık mı?” dedi.

HEYETTE KIMLER VARDI Gazeteciler Cemiyetinin Avrupa Birliği ile “Medya Köprüleri” Projesi bağlamında, “davet üzerine” gerçekleştirdiği Prag Ziyaretinde, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Başkan Yardımcıları Savaş Kıratlı ve ve Yusuf Kanlı’nın yanı sıra yönetim kurulu üyesi Nursun Erel ve Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir yer aldı. Cemiyeti temsilen Ozan Acar ve Okan Özmen de geziye katıldılar
Paolo Magagnotti ve Adam Cerny

Mülteci sorunu
Daha sonra söz alan konuşmacılar Avrupa Birliğinin karşısındaki sorunları ve basın ve medyanın konuyu ele alış biçimini dile getirdiler. Konuşmacılardan biri özellikle Yunanistan ve İtalya’nın mülteci akını ile büyük tehdit altında bulunduğunu anlattı ve basının dikkatinin çekti.
Bunun üzerine Nursun Erel şu soruyu yöneltti:
“Sayın Paolo Magagnotti -zaman tabii ki değişecek, önemli olan bizim adapte olmamız- demişti. Burada Avrupalı meslektaşımız İtalya ve Yunanistan’a mülteci akınından ve buna adapte olmanın zorluğundan bahsetti. Ben de şunu hatırlatayım, Türkiye son bir kaç yıl içinde 5 milyon Suriyeli mülteciyi ağırlamak durumunda kaldı. Acaba bunun ekonomik, sosyal ağırlığını ve baskısını düşünebiliyor musunuz? Hatta Avrupadan meslektaşlarımız yakın zamanda Türkiye’ye gelerek, Suriye’li mülteciler konusunu incelediler, ne kadar zor bir tablo ile karşı karşıya kaldığımızı gördüler.
Oturumun en dinamik konuşmacısı ise Danube Üniversitesinden profesör Ulrike Guerot idi, Guerot Avrupa’daki siyasi durumu özetlerken, “Konuşan azınlık, suskun çoğunluk üzerinde tahakküm sürüyor, yani aslında popülizm bizi yönetiyor” dedi. “Ulusalcılığa geri dönüş, orta çağı özlemektir” diyen Guerot, Avrupa’da tam bütünleşme ve birliğin yolunun “bireye değer vermekten geçtiği’ni şöyle savundu:
“Avrupa için önemli olan sermayenin tek elden yönetilmesi değil, bütün bireylerin hukuk önünde, eşit olması, asgari ücretin, ortalama ücretin her birey için aynı olmasıdır. Yani Alman çok, Bulgar az para alacaksa Avrupa’da bütünlük birlik olmaz. Aslında herkes için tek bir sosyal güvenlik numarası olup bu bütün Avrupa için geçerli olmalıdır.”
Türkiye’de gazetecilik tehlikeli mi?
Çek Cumhuriyetinin başlıca TV kanallarından NOVA Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler ve basının durumu konusunda Bilgin’e çok sayıda soru yönelten TV muhabiri, hapisteki gazeteci sayısının neredeyse 150 ye vardığını öğrendiklerini belirterek, “Türkiye’de gazetecilik tehlikeli mi?” Diye sordu ve Bilgin’den şu yanıtı aldı:
“Evet… Ne yazık ki evet. Ama bir geçiş dönemi yaşanıyor. Çünkü basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve demokrasi açısından sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz, bu dönemi siz Avrupalı dostlarımızın da katkısı ve desteği ile çok yakında atlatacağımızı umuyoruz.”
“Böyle açık konuşabilmeniz şaşırdık”
Nazmi Bilgin Başkanlığındaki Gazeteciler Cemiyeti üyeleri, Prag’daki Çek Gazeteciler Federasyonunu da ziyaret ettiler. 1968 yılındaki Sovyet İşgalinin resimlerinin asılı bulunduğu toplantı salonunda ilk konuşmayı federasyon başkanı, ünlü Çek gazeteci Adam Cerny yaptı. Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlediklerini anlatan Cerny şöyle dedi:
“Şu sırada bizim en önemli sorunlarımızdan biri de basında tekelleşme, özellikle işadamları ve Alman Sermayesi, Çek basın ve medya kuruluşlarına önemli miktarda yatırım yapıyor. Tabii bu durum basının bağımsızlığının zedelenmesi endişesini de beraberinde getiriyor. Mesela bizim TV kanallarımızdan birini CNN almak üzere. Bu durum daha özgür bir yayıncılık getirir mi? Aslında sizde CNN Türk örneği yaşandığı için bunu öğrenmek isterim”
Cemiyet Başkanı Nazmi Bilgin de yaptığı konuşmada Türk basının şu sırada yaşadığı sıkıntılara değindi ve “Ne yazık ki tarafsız haber alma ve özgür yayın yapabilme imkanı daraldı, hatta basın kartlarının Cumhurbaşkanlığı eliyle dağıtılması, gazetecilerin akreditasyonlar yoluyla bazı toplantıları izleyememesi taraflı bir ortama yol açıyor. Bu sıkıntıların yakında giderileceğini umudunu taşıyoruz, karamsar değil iyimseriz” diye konuştu.
Kanlı’dan örgütlülük güç getirir vurgusu
Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı ise yaptığı kapsamlı konuşmada, çeşitli örnekler, istatistikler, çizelgelerle Türk basın ve medyasının net fotoğrafını ortaya koydu. Tutuklu gazeteci sayısının Ağustos ayı sonu itibarıyla 149 olduğunu, hapisteki gazetecileri Cemiyet olarak art arda ziyaretlerle hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını anlatan Kanlı, sorular üzerine basın kartı ve sendika üyelik mekanizmasının nasıl işlediğini, yıllar içinde bu durumun nasıl değişim gösterdiğini dile getirerek, “Eskiden sendikalar basın sektöründe çok güçlüydü ama zaman içinde adeta basından silindiler, biz bu yüzden imkanlarımızı ve AB tarafından sağlamayan kaynakları Türkiye Gazeteciler Sendikası ile paylaşıyoruz, ciddi şekilde iş birliği olanakları geliştirmeye çalışıyoruz çünkü güçlü olursak ayakta kalabiliriz” dedi.
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi Nursun Erel de sorunları dile getirirken, “Araştırmacı gazetecilik neredeyse bitti, kaynaklara ulaşmak neredeyse imkansız, bunun yerine yetkililer kendileri gazetecileri arayarak istediklerini yazdırıyorlar” dedi.
Çek Federasyon Başkanı Adam Cerny dikkatle dinlediği konuşmaların ardından tekrar söz aldı:. Cerny, “Bizim hiç bilmediğimiz, algılayamadığımız pek çok gerçeği dile getirdiniz, ben bu yaşadıklarınızın hiç farkında olmadığımızı anlıyorum. Esasen Türkiye’deki siyasi gelişmelerin ve baskıcı ortamın biz de farkındaydık ama bu kadar açık konuşabileceğinizi beklemiyordum, bizi aydınlattınız, demek ki karşılıklı temasların yararı burada çok net ortaya çıktı” dedi.
Bilgin de Gazeteciler Cemiyetinin önümüzdeki dönemde de uluslararası temaslara, bilgilendirme ve işbirliği gayretlerine devam edeceğini vurguladı.


“Yazmamak için para alanlar var”
Avrupa Gazeteciler Kongresi Başkanı Paolo Magagnotti de Çek Gazeteciler Federasyonunu ile ortak toplantıda ilginç bir konuşma yaptı.
Magagnotti, “Öyle anlaşılıyor ki demokrasilerde geriye gidiş var. Hatta kibar olmayalım şimdi, Avrupa’da demokrasiler hasta. Bazen ilacı kendi ülkemizde bulamayız. Uluslararası temaslar bu yüzden önemli. Ben Avrupa’nın her yerinden gazetecilerle temastayım, her yerde zorluk ve problem var. Acaba sendikalar bu problemleri çözmede yetersiz mi kalıyor? Ama bakıyorum bazı yerlerde gerçekleri gazeteciler yazmak için değil, yazmamak için para alıyor… Bu gazeteciliğe ihanettir” dedi.
Benzer durumların Türkiye’de de bir dönem yaşandığı iddialarının bulunduğunu kaydeden Gazeteciler Cemiyeti heyeti üyeleri de meslek örgütlerinin bu konularda etkin yaptırımlar geliştirmeleri gereğini vurguladılar. Başkan Bilgin, “Öncelikle gazeteci örgütleri üyelik kabulünde daha sıkı inceleme yapmalılar. Cemiyet olarak biz üyelik komitesini etkin olarak çalıştırmaktayız” dedi.

PRAG NOTLARI

Avrupanın pek çok ülkesinden gazetecinin katıldığı Uluslararası Avrupa Gazetecileri Kongresi, ilginç konuşmalar, temaslar ve gözlemlere de yol açtı…
Nazmi Bilgin Başkanlığındaki Türk heyetine büyük ilgi gösterildi, Çek TV ve gazetelerinin önde gelen temsilcileri hem Bilgin hem Kanlı ile kapsamlı röportajlar yaptılar. Herkesin Türkiye’yi dikkatle izlediği anlaşılıyordu ama Türk gazetecilerin bu kadar açık ve doğrudan konuşabilmesi Avrupalı meslektaşlarımızı şaşırttı. Bunu kendileri dile getirdiler.
Prag yüzyıllardır değişmeyen kent yapısı, muhteşem binaları, kiliseleri, müzeleri ve ünlü Vltava Nehri ile herkesi etkiledi. Hava soğuk da olsa güneşliydi, kentin önemli noktalarına yapılan ziyaretlerde yüzlerce fotoğraf çekildi. Aklımızda hep şu soru ile dolaştık:
İyi ki buralardan TOKİ geçmemiş, güzelim binalardan eser bırakmazdı!
Kentin göbeğinde yer alan ünlü saatin önünde, “yaşam dersi” niteliğindeki figürlerinin bir bir gözümüzün önünden geçişini bekledik, 1410 yılından bu yana tıkır tıkır işleyen saat, “kibir, tamah ve şehvete prim verme, bak zaman ilerliyor, ölüm kapıda… Son pişmanlık fayda etmez” diyordu sanki.
Vltava Nehrindeki akşam yemeği Avrupa’nın her köşesinden gazetecileri kaynaştırdı. Nehir gezilirken her masada sohbetler koyulaştı, başlıca tartışma konusu, “mesleğin geleceği” idi.
Prag’ın ünlü kalesi, barok usulde inşa edilmiş sarayı, katedral ve müzeleri de 4 günlük gezinin unutulmazlardı arasında yer aldı.
Kentin son derece işlek ve her noktaya ulaşan tramvay sistemi “Prag anlatılmaz, gezilir” deyiminin doğruluğunu kanıtladı. Bize de objektiflerimize sığanları paylaşmak kaldı.
Dört günün sonunda veda etmek zor olsa da, “AHOJ Prag…”