Bilgin: Bizi bir deniz feneri olarak görün

Gazeteciler Cemiyeti ve İrlanda Büyükelçiliği “Yeni medya ve Gazetecilik Etiği” eğitimi düzenledi

Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde İrlanda Büyükelçiliği desteğiyle düzenlenen “Yeni medya ve Gazetecilik Etiği” eğitim programı kapsamında, Türkiye’nin yedi bölgesinden Ankara’ya gelen 17 genç gazeteci, Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde bir araya geldi. Eğitim kapsamında katılımcılara, gazetecilik etiği, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün sınırları ve kapsamı, gazetecilik için sosyal medya planlaması ve dijital medya gibi konularda bilgiler verildi

NAZ AKMAN- Aralarında Van, Adıyaman, Tekirdağ, Denizli, Sakarya, Konya, Burdur ve Artvin’in bulunduğu 16 farklı ilden gelen genç gazeteciler, Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde İrlanda Büyükelçiliği desteğiyle düzenlenen “Yeni medya ve Gazetecilik Etiği” eğitim programı kapsamında Ankara’da buluştu. Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde düzenlenen eğitimde katılımcılara klasik gazetecilik ve dijital medya konusunda mesleğe ilişkin bilgiler verildi.


Eğitimin açılış konuşmasını yapan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, doğru, tarafsız, objektif, etik ve evrensel kurallara bağlı mesleğini sürdüren gazetecilere kapılarının açık olduğunu ifade ederek, “Dürüst ve namuslu gazetecilik yapmak isteyenlerin sığınacağı bir liman olmaya çalışıyoruz. Sizler de bu ışıktan yararlanmak istiyorsanız, Gazeteciler Cemiyeti’nin kapısı her zaman açık. Şu an Türkiye’de yapılan gazetecilik evrensel kurallara bağlı yapılamıyor düşüncesini benimseyip, kendini gerçek gazetecilik yolunda geliştirenler olursa bu benim yaşantımın en büyük başarısı olacaktır. Bu yıl meslekte 50’inci yılım doluyor. Lütfen benim ıstırabımı azaltın” dedi.
Bilgin, “Gazetecilik yandaş olmak veya beğendiğiniz bir fikri savunmak için yapılan bir meslek değil”
Bilgin, İrlanda Büyükelçiliği desteğiyle Anadolu’nun farklı illerinden gelen gazetecilere yönelik düzenlenen eğitim programlarını önemsediğini belirterek, “İrlanda Büyükelçiliği’ne teşekkür ediyoruz. Önceki yıllarda da yine elçilikle beraber genç gazetecileri Ankara’da buluşturmuştuk. Her yıl bu eğitimleri düzenlemedeki ısrarımız, her şeyden önce belki benim de ıstırabımı dindirebilir. Bizim zamanımızda, yani geçmişteki gazeteciliğe özlem duyuyorum. Yeni kuşaklara şimdi yapılan gazeteciliğin bu olmadığını anlatabilirsek çok mutlu olacağız. Gazetecilik hiçbir zaman yandaş olmak veya beğendiğiniz bir fikri savunmak için yapılan bir meslek değil. Gazeteciliğin yandaşı, candaşı, paraleli, yuvarlağı, dikdörtgeni olmaz. Gazeteciliğin bir tek doğrusu olabilir. Çünkü gazetecilik ödüllendirilmiş bir meslektir. Hepimizin iki göz ve iki kulağı var insan olarak bu duyularımızı kullanıyoruz fakat gazetecilikte durum böyle değil. Mesleğe başladıktan sonra bizim gözlerimiz veya kulaklarımız artık bizlere ait değil. Başkaları için duyan ve gören insanlar oluyoruz. Gördüğümüz duyduğumuz şeyleri de erdemli bir insan olarak doğru biçimde aktarmak zorundayız. Bizler başkalarının kulağı gözü ve sesiyiz bu nedenle ödüllendirilmiş kişileriz. Cemiyetimiz Başkan Yardımcısı ve proje koordinatörümüz Yusuf Kanlı’nın da dediği gibi ‘bizi bir deniz feneri olarak görün’. Biz, ışık vermeye ve bu ışığı söndürmemeye gayret edeceğiz” diye konuştu.


Quinn, “Türkiye’de bağımsız basının ve gazetecilerin yaşadıkları zorlukların farkındayız”
İrlanda Büyükelçiliği İkinci Katip Jenny Quinn, özgür ve tarafsız gazeteciliğin sürdürülmesi konusunda genç gazetecilere yönelik düzenlenen eğitimlerin önemine işaret ederek, “İrlanda Cumhurbaşkanı Michael D. Higgins, gazeteciliğin tam ve mesul demokratik cumhuriyet yolunda merkezi bir rol oynadığını beyan etmiştir. Şüphesiz, özgür ve tarafsız bir basın, hukukun üstünlüğünün sürdürülebilmesi için çok önemlidir. Basın, çatışmaların önlenmesi ve çözümlenmesi için teşvik edici bir unsur olarak kullanılabilmektedir. Ne yazık ki dünyanın birçok noktasında gazetecilik mesleğini icra etmek muazzam derecede tehlikeli bir meslektir. Türkiye’de bağımsız basının ve gazetecilerin yaşadıkları zorlukların pekâlâ farkındayız. İfade ve basın özgürlüğü, bir toplumun haber alabilmesi ve demokrasiye katılım gösterebilmeleri adına vazgeçilmezdir. Türkiye’de bulunan tutuklu ve sürgün edilmiş gazeteci sayısı rahatsız edici bir boyuttadır- Dünya Basın Özgürlük Endeksi 2019 raporuna göre Türkiye resmî gazetecileri en çok hapseden ülke olmuştur. İrlanda, Avrupa Birliği ile birlikte, bu gazetecilerin salınması konusunda çağrılarına devam etmektedir” sözlerine yer verdi.


Kanlı, “Örgütlü ses güçlü sestir”
Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı ve Demokrasi için Medya Medya için Demokrasi (M4D) Program Koordinatörü Yusuf Kanlı, Özgürlük için Basın (ÖİB) Projesi hakkında bilgiler verdi. Kanlı, katılımcılara Gazeteciler Cemiyetince Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü konusunda aylık ve yıllık hazırlanan ÖİB raporlarındaki verileri paylaştı. Medyadaki işsizliğin artarak devam ettiğini ifade eden Kanlı, basın sektörünün en önemli sorunlarının başında sendikasızlaşmanın geldiğini belirtti.
Kanlı, “Ülkemizde maalesef özgür ve güçlü gazeteciliğe yönelik bir karşıtlık gelişmiştir. Medya bir ülkede, ülkenin demokratik yapısının çalışıp çalışmadığının da bağlayıcısıdır. Eğer bir ülkede sağlıklı güçlü bir medya varsa o ülkede aynı şekilde sağlıklı ve güçlü bir demokrasi vardır. Medyaya getirilen gerek ulusal gerekse uluslararası koruma önlemleri aslında demokrasiyi koruma önlemleridir. Dolayısıyla medya çok önemli bir alandır. 2016 yılındaki darbeden sonra neredeyse beş bin civarında gazetecimiz işsiz kalmıştır. Bunların bir kısmı ekonomik küçülme, patron değişimi ve gazetecilikteki yeni gelişmeler dolayısıyla büroların küçülmeye gitmesi sonucu olmuştur. Son dönemde Vatan, Habertürk ve diğer medya kuruluşlarımızın kapatılmasıyla 700’ün üzerinde tecrübeli gazeteci işsiz kaldı. Bu dönemde yaşanan en olumlu gelişmelerden biri ANKA Haber Ajansı’nın yeniden yayın hayatına dönmesi oldu. ÖİB raporumuzun 2018 yılına yönelik verilerine göre; işsizliğin yanı sıra Türk medyasının en önemli sorunlarından biri örgütsüzlük. Sendikalaşma 1984’te 50.66, 1995’te 66.38, 2002’de yüzde 35, 2013’te yüzde beş, 2016’da yüzde yedi ve 2019’da yüzde 7,5. Bu çok ciddi bir sıkıntı. Örgütlü ses güçlü sestir. Bunun yanı sıra birikimli erişim yasakları 2012 yılında 15.092 iken 2018 sonunda 201.089’a yükselmiş durumda. Bu rakam Türkiye’nin bir anlamda özgürlük endeksidir. Tutuklu ve hükümlü gazeteciler 2012’de 76, 2013’te 68, 2014’te 43, 2015’te 32, 2016 ve 2018’de ise ortalama 158 civarında. Hapisteki gazeteci sayısı bu ay itibariyle 149’a geriledi” dedi.


Yazıcıoğlu, “Gazetecilik profesyonel bir meslektir”
Eğitimin ilk gününde “Gazetecilik Etiği” konusunda bilgiler veren 24 Saat Gazetesi’nde de görev alan Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, bilgilendirme öncesinde katılımcılara etik konusunda kitap önerilerinde bulundu. Yazıcıoğlu, gazetecilik mesleğinin profesyonel bir meslek olduğuna dikkat çekerek, yeni medyayla birlikte son yıllarda ortaya çıkan “Yurttaş gazetecilik” kavramı konusundaki tartışmalara değindi. Yazıcıoğlu, “Yurttaş gazetecilik diye bir alan yoktur. Çünkü gazetecilik profesyonel bir meslektir. Gazeteci, gazetecilik mesleğini icra ederek, para kazanan kişidir. Aynı zamanda imzasının yer aldığı haberin de sorumluluğunu alan kişidir. Yurttaş, haber kaynağı olabilir, haberin konusu olabilir, tanık olabilir veya habere yol açabilir ama gazeteci olamaz. Yurttaş gazeteciliğinin yapılma biçimine bakacak olursak, profesyonel gazeteci olmayan vatandaş tarafından üretilen veya ortaya atılan, doğruluğu teyit edilmemiş ve yaydığı haber dolayısıyla herhangi bir yaptırıma yani hukuki sürece maruz kalmayan kaynağı belirsiz bir yapıdan söz ediyoruz. Yurttaş gazetecilik kavramına bu nedenle karşıyım. Bizim gazetecilere ihtiyacımız var. Doğrulama veya teyit meselesinde de yine gazeteciyi yurttaştan ayıran bir kırmızı çizgi vardır. Bu nedir? gazetecilik becerileri, gazetecilik bilgisi ve gazetecilik tecrübeleridir. Vatandaşın yani yurttaş haberciliğine değil gazeteciye ihtiyacımız var” sözlerine yer verdi.
Hesap verilebilir gazetecilik ve etik habercilik kavramlarının altını çizen Yazıcıoğlu, doğru ve tarafsız haber üretimine yönelik şu bilgileri paylaştı:
“Ahlak vicdan meselesidir. Gazetecilik mesleğinde önemli olan o günü bitirdiğinizde vicdanen rahat uyuyup uyumadığınız. Yazdığınız haberde eksik veya yanlış bilgiye ulaştığınızda ertesi günü tekzip yayınlamak, düzeltme yapmak, dürüst bir şekilde okuyuculara dinleyicilere şeffaf olmak gerekiyor. İlk yanlışınızda etik dışı bir gazeteci veya ahlaksız bir gazeteci olmuyorsunuz. Bu bir süreç, maraton. Bu tecrübeyle ve zaman içerisinde izlediğiniz yol ile şekilleniyor. Etik de aslında bizim gazetecilik mesleğindeki yolculuğumuzun kendisidir. UNESCO gazetecilik standartları ve etik kodları sayfasında da bu tartışmalar yer alıyor. Gazetecilikteki etik meselesi biten bir tartışma değil, herkesin yüzde yüz hem fikir olduğu bir alan değil. Dünya hala gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiği konusunda tartışmalar yürütüyor. Gazetecilik etiği açısından da gazetecilerin kendilerine ayar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Etik kurallara bağlılık, yasada yazdığı için değil, bizim mesleğimize olan saygımız için yerine getirmemiz gereken bir ilkedir. Doğrulama, haberi oluştururken ki ilk aşamamız. Gazeteci ilk kaynaklara ulaşıp haberi teyit etmeli. Haber kaynaklarınızı çeşitlendirmeniz gerekiyor. Haberi, tek bir yerden beslenerek yani bir kaynak üzerinden oluşturamazsınız. Bu mesleği etik olarak yapmak istiyorsak birtakım ilkeleri izlememiz gerekiyor. Tam da bu noktada karşımıza iki şey çıkıyor; haberi hızlı vermek mi, doğru vermek mi? Gazeteci, bu ikilemde doğru haber verme önceliğini izlemeli. Burada muhabirlik refleksleri ve pratikleriyle haberi zaten hızlı bir biçimde de verebilecektir. Haberde kendi sözcükleriniz olmalı, bu yazdığınız haberin orijinalliğini de ortaya koymanızda yardımcı olacaktır.”


“Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğünün Sınırları ve Kapsamı” konusunda katılımcılara bilgiler veren Avukat Tuncay Alemdaroğlu, bir ülkede demokrasi ve hukukun kriterinin ifade ve basın özgürlüğü olduğuna dikkat çekti.
Gazeteciler Cemiyet’inin Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü konusunda yürüttüğü çalışmaların önemine değinen Alemdaroğlu, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün birbirini tamamlayan iki kavram olduğunu vurguladı. Gazetecilere basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını anlatan Alemdaroğlu, Basın iş kanununa hakkında da bilgiler verdi.
“Basın özgürlüğünün dayanaklarından birinin de bireyin dış dünyasında olup biteni öğrenme, haber alma hakkı olması nedeniyle, tüm dünyada ve özelikle de ülkede olanı objektif olarak kişilere, kamuoyuna yansıtmak da basının asli görevidir” diyen Alemdaroğlu şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğü kişinin düşüncesini açıklama hakkıdır. İfade edilmeyen düşünce karanlıkta göz kırpar. Bu düşünceyi açıklama da kullanılan araçların tümünü basın olarak değerlendiriyoruz. Bireyin haber ve fikir alma özgürlüğü basın özgürlüğü ile anlam kazanıyor. O nedenle de basın özgürlüğü ifade ve düşünce özgürlüğünün bir anlamda tamlayıcı, ona işlev yükleyen bir özgürlük alanıdır. İfade ve basın özgürlüğü birbirini tamamlayan ve biri olmadan diğerinin olamayacağı iki özgürlük alanıdır. Basının özgür olmadığı bir düzende bireyin haber ve fikir alma özgürlüğü anlamsız-işlevsiz kalacaktır. Bu nedenle basın özgürlüğü birey için bir hak olmanın yanı sıra basın kuruluş ve mensupları içinde aynı zamanda bir görev ve sorumluluktur. Bu nedenle de basın kamu hizmeti görmektedir. Bir ülkede demokrasi ve hukukun kriteri ifade ve basın özgürlüğüdür. İfade ve basın özgürlüğünün sınırları da yine kişilerin uluslararası ve ulusal yasalarla güvenceye alınan diğer hak ve özgürlükleridir. Yasada hakkın özüne dokunmadan ve kanunla ifade ve basın özgürlüğü sınırlandırılıyor. Basın özgürlüğünün kapsamı düşünce ve ifadeyi açıklama özgürlüğü ile de sınırlı değildir. Kamu yararı, kamu düzeni, kamu güvenliğinin yasalarda hiçbir tarifi yok. Ama temel hak özgürlüklerin sınırlandırılmasında yapılan başvuruların da başında kamu yararı ve güvenliği geliyor. Bu yargı kararlarındandır. Anayasa Mahkemesi, kamu yararını hukuk devletinin unsurlarından biri olarak kabul edip, yasama işleminin amacı olarak ifade ediyor. Bunların hepsi hukuk devletinde olması gereken temel unsurlardır.
Basın iş kanunun denilince 212 sayılı kanun anlaşılmaktadır. Bu kanun gazeteciler çok önemli. Basında çalışanların sözleşmelerinin yazılı olması şart, iş nev’inin ve ücretin sözleşmeye yazılması zorunludur. İki yıl gazetede çalışmış olan gazeteci terfie ve sözleşmede belirlenen ücret artışına hak kazanır. Kıdem tazminatı tavanı bulunmamaktadır. Kıdem mesleğe giriş tarihinden hesaplanır. Ve Beş yıl kıdemi olan gazeteci çalışma süresine bağlı olmaksızın kıdeme tazminatına hak kazanır. Gazeteci, mukavele hükümleri dışında işveren tarafından verilen işler veya sipariş edilen veya yayınlanması kabul edilen yazılar için ayrıca ücrete hak kazanır. Mensup olduğu gazetedeki bir yayın dolayısıyla hapse giren gazeteci, ücretini işverenden almaya devam eder.”
İnternet gazeteciliği neleri değiştirdi?


Eğitimin ikinci gününde Sözcü Gazetesi’nin web sitesinin Ankara Temsilcisi Zeynep Gürcanlı ise “Türkiye’de ve Dünyada İnternet Teknoloji ve Sosyal Medya Kullanımı Gazetecilik için Ne İfade Ediyor?” konusunda tecrübelerini aktardı. Gürcanlı, internet gazeteciliğiyle birlikte basın özgürlüğü alanının daraldığını, medya kuruluşlarının kapatıldığını ve işsizlik oranının başka sektörlere oranla medyada üç kat arttığına dikkat çekerek, “Çalışma koşulları ağırlaştı, ücretlerde gerileme var. Sendikal örgütlenme yok oldu. Daha az insan ile daha fazla iş ve daha fazla mesai. Medya sahipliği, üretim modeli değişti. Aynı zamanda haber yazımı da değişti. Mesaj gizlenmeye başlandı. Nedensellik bağının sorgulanmadığı kısa haberler ön plana çıktı” dedi.
Eğitim kapsamında ayrıca M4D Program Sorumlusu İgor Chelov ve Finansal Destek Program Uzmanı Merve Kambur da işsiz gazetecilerin güçlendirilmesini hedefleyen M4D programının içeriğini ve genç gazeteciler için başlatılan yeni destek araçları ile uygulamaları konusunda bilgiler verdi.


teyit.org’dan Gülin Çavuş da katılımcılara “Gazeteciler için Dijital İz Sürme, Online Investigation İpuçları, Doğrulama ve Arama Yöntemlerini Geliştirme Modülleri”ni anlattı. Çavuş, örneklerle yanlış bilginin en yaygın yedi türü olan; Çarpıtma, Manipülasyon, Hatalı İlişkilendirme, Parodi, Taklit, Uydurma ve Bağlamından Koparma’nın ortaya çıkışı ve kısa süre içinde sosyal medyada yayılması konusunda konuştu. Eğitim programı Uzman Faruk Saygılı’nın, “Gazetecilik için Sosyal Medya Planlaması ve Dijital Medya için Yeni Araçlar” konulu sunumuyla sona erdi.
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı, Mali Sekreter Mustafa Yoldaş ve Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, eğitim sonunda katılımcılara sertifikalarını takdim etti.