Bilgin: Demokrasi için özgür basın şart

Gazeteciler Cemiyeti 74 yaşında

Gazeteciler Cemiyeti, kuruluşunun 74’üncü yılını ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü düzenlenen bir resepsiyonla kutladı. Gazeteciler Cemiyeti lokalinde gerçekleştirilen resepsiyona çok sayıda gazeteci, yabancı misyon temsilcisi, akademisyen, sanatçı ve meslek örgütü mensubu katıldı

NAZ AKMAN – Gazeteciler Cemiyeti, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlediği resepsiyonda, kuruluşunun 74’üncü yılını kutladı. Gazeteciler, sanatçılar, akademisyenler ve meslek örgütü temsilcilerinin bir araya geldiği resepsiyon, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in açılış konuşmasıyla başladı.
1946 yılında kurulan Gazeteciler Cemiyeti’nin eski başkanlarından duayen gazeteci Altan Öymen’in de resepsiyona katılımından onur duyduğunu ifade eden Bilgin, “Bugün, Gazeteciler Cemiyeti’nin 74’üncü kuruluş yıldönümü. Bunu onurla belirtmek istiyorum çünkü bir cemiyetin 74 yıl boyunca hiçbir şekilde ideallerinden, amaçlarından sapmadan bugünlere gelebilmesi ve ayakta durabilmesi çok önemli. Geçmişte, Gazeteciler Cemiyeti için çok büyük hizmetler veren başkanlarımızdan Altan Öymen’in de aramızda olmasından büyük bir onur duyuyoruz. Bu cemiyetin kırmızı çizgileri, Atatürk ilke ve inkılapları, demokrasi ve basın özgürlüğüdür. Bize emanet edilen budur. Bu çatı altında, bayrağına, vatanına, Cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılaplarına inanmayan kişiler, 74 yıl önce de yoktu yarın da olmayacak. Bu ülkede iktidarlar gelip geçecek ancak bizim temel ilkelerimiz değişmeyecek” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin

Bilgin, “Demokrasinin yaşayabilmesi için özgür basın şart”
Gazetelerin ekonomik sıkıntılar nedeniyle kapatılması ve buna paralel olarak işsiz gazeteci sayısındaki artışa dikkat çeken Bilgin, şöyle konuştu:
“Bugün hem çalışan hem de çalıştırılamayan gazetecilerin günü. Daha önce bayram dediğimiz bu tarihi şimdi güne çevirdik. Dünyaya eleştirel gözle bakan gazetecilerin, son 20 yıldır ne yazık ki eleştiri yapma özelliği ellerinden alındı. Ne yazık ki insanlar düşüncelerinden, yazdıklarından dolayı demir parmaklıklar arkasına mahkum ediliyor. Basın tarihimiz de bu durumu zaman zaman yaşıyorduk, bitti zannediyorduk ama bitmemiş. Demokrasinin yaşayabilmesi için özgür basın şart. Özgür basın ve demokrasi kardeş gibi ilerliyor olmalı. Bugünlere nasıl geldik, yıllar önce medyanın belirli ellerde toplanmasını, basının tekelleşmesi olarak değerlendirdik. Çünkü tekelleşme sansürün ikiz kardeşidir. Gerçekten de öyleydi. Öte yandan özellikle televizyonlarda, hiçbir altyapısı olmayan, bilgi birikimi olmayan kişiler, Atatürk’e Cumhuriyete dil uzatıp birtakım eleştiriler getirdiler. Eleştirmemiz gerekenler o kişileri yayınlara çıkaran kişilerdir. Televizyona çıkan her kişi televizyon eleştirmeni olmaz. Televizyon yayını yapan herkes de televizyoncu olmaz. Televizyon toplumun ileri gitmesiyle yükümlüdür, fakat günümüzde bu özelliğini kaybetmiş televizyon ve gazetelerle karşılaşıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar dolayısıyla gittiğimiz illerde gazetelerdeki tiraj kayıplarını tartışıyoruz. Amiral gemisi dediğimiz bir gazete şu an 70-80 bin satıyor. Yani ana akım Türkiye’de bu hale getirildi. Gazetelerdeki tiraj kaybını yeni medya dediğimiz internet haberciliğinin gelişimine bağlayanlar da var. Bu da tek başına doğru bir tespit değildir. Gazetelerin bu yarışta kaybettikleri tiraj kaybı dünya genelinde yüzde 20 civarında. Her ülkede tiraj kaybı var elbette fakat, Türkiye’de bu oran yüzde 80 civarında. Bunun da nedeni aynı manşet aynı köşe yazıları, aynı başlıklar yani gazetelerin itibar kaybetmesi. Gazetelerin emekçileri vardır, bu emeğin bedeli de olmalı. Eğer onu bedelsiz hale getirirseniz, o zaman gazete beş para etmez. Güvenilir meslekler konusunda yapılan araştırmalara göre, basın sondan ikinci sırada yer alıyor. Bu vahim tabloya karşı, görüşü ne olursa olsun bütün basın örgütlerinin bir araya gelerek ciddi bir mücadele vermesi gerekiyor. Bu vahim tablo karşısında görüşü ne olursa olsun bütün basın örgütlerinin bir araya gelerek, ciddi bir mücadele vermesi gerekiyor.”

Gazeteciler Cemiyeti’nin eski başkanlarından Altan Öymen

Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti tarafından Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen Demokrasi için Medya-Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında bu yıl ilk kez yapılacak olan “M4D Medya Konferansı”na ilişkin bilgi vererek, “Medya konferansı çerçevesinde başkanımız Altan Öymen’e Cemiyetimiz tarafından ‘Gazetecilik Meslek Onur Ödülü’ vereceğiz. Bu hizmet ödülünü ilk defa veriyoruz. Altan Öymen, öylesine dik duran, mazisinde hiç sapma bulunmayan, hem mesleğini nasıl yapacağını hem de siyasetin nasıl yapılacağını bilen en önemli kişilerden biri. Avrupa Birliği ile çok önemli bir proje yürütüyoruz, bu proje Türkiye için gerekliydi. Bu proje özellikle işsiz meslektaşlarımız için çok gerekliydi. Proje kapsamında işsiz gazetecilerin mesleklerini devam ettirebilmeleri konusunda çeşitli destekler sağlıyoruz” diye konuştu.
Bilgin’in davetiyle konuşma yapan gazeteci Altan Öymen de, “Bu resepsiyonda bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Burası kurulalı 74 yıl olmuş, benim de gazeteciliğe girişimin 70. yılı. Nazmi Bilgin, geçmişi hatırlatarak, beni de o dönemlere götürdü. 1960’lı yıllarda bu cemiyetin başkanlığını yürüttüm. Bilgin, içinde bulunduğumuz sıkıntıları anlattı, bu sıkıntılar bitecek” dedi.