Bilgin: TRT’de kadrolaşma endişe verici

ANKARA- Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin kamu kuruluşlarında yıllarca emek veren personelin “ihtiyaç fazlası” olarak Devlet Personel Başkanlığında “havuza” alınması ama başka kamu birimlerinden bu kuruluşlara personel kaydırılmasının ciddi bir kadrolaşma çabası olduğunu gösterdiğini söyledi.
Bilgin, kamu personel rejimine Gazeteciler Cemiyeti’nin müdahale edemeyeceğini ancak basın emekçisi statüsündeki kamu personelinin özlük haklarının korunmasındaki hassasiyetinin de anlaşılması gerektiğini söyledi. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, “Görevlerinden alınan, havuzda atama bekleyen ya da kendi alanlarıyla alakasız ve vasıfsız devlet memuru kadrolarına getirilen arkadaşlarımızın durumları üzüntü ve endişe verici bir kıyımı, hele hele alındıkları pozisyonlara başka birimlerden kaydırma yapıldığı görülen hallerde, art niyetli bir kadrolaşma hareketini göstermektedir” dedi.
Yıl başından önce dağıtılan Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nden 170’e yakın kamu çalışanının başka kamu kurumlarında uzmanlıkları ve geçmiş çalışılmalarıyla alakasız görevlere atanarak mağdur edildiklerini hatırlatan Bilgin, “Şimdi de Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumundan 169 arkadaşımız ‘ihtiyaç fazlası’ olarak görülüp Devlet Personel Başkanlığı havuzuna alınmışlar. Birkaç ay içerisinde başka görevlere getirilecekleri, özlük haklarının korunacağı söylenmektedir. Bu arkadaşlarımız basın emekçileridir. Görevlendirilecekleri kurumlarda uygun görevlere getirilmeleri beklentimizdir” ifadelerini kullandı.
Bilgin, daha önceki dönemde 1784 kişinin ikna edici cazip “teşvik” teklifleriyle  emekli edilerek TRT’nin uzmanlık gerektiren kadrolarının bir çoğunun zaten boşaltılmış olduğunu hatırlatarak, aynı dönemde Anadolu Ajansı kadrosundan 300’e yakın personelin TRT’de görevlendirilmesinin kadrolaşma hareketinin açık göstergesi olduğunu kaydetti.
Tecrübeli personelin başka kurumlara gönderilmesini eleştiren Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti olarak TRT’de “Özel Hukuk Hükümlerine Tabi Personel” diye tanımlanan yeni bir istihdam şeklinin uygulamaya sokulmaya çalışıldığını, 657 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun ve onun sağladığı iş güvencesi ve özlük haklarının ortadan kaldırıldığı, yeni bir rejim ve TRT amaçlandığını endişeyle izlediklerini söyledi.

Gazeteciler Cemiyeti ÖiB Nisan 2019 raporu açıklandı

“Gazetecilik suç değildir”

ANKARA- Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin haber yapmanın, soru sormanın gazetecilik mesleğinin gereği olduğunu, haber yaptığından dolayı gazetecilere suçlama getirilmesinin yanlış olduğunu söyledi.
Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti Özgürlük için Basın (ÖiB) programı kapsamında yayınlanan Nisan 2019 dönemi raporuyla ilgili yazılı açıklamasında, raporda ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Ankara’nın Çubuk ilçesinde şehit sözleşmeli piyade er Yener Kırıkcı’nın cenaze namazının ardından bir grup tarafından yapılan saldırıya gelen tepkileri ve bu tepkilere karşı iktidarın ve ana akım medyanın izlediği yanlı tutumun yansıtıldığını kaydetti.
Medyanın her zaman barıştan, adaletten, yasalara uyulmasından ve doğrudan yana taraf olması gerektiğini hatırlatan Bilgin, şiddeti mazur göstermenin veya haklı sebepleri olabileceğinin söylenmesinin, yazılmasının basın meslek etiği ile uyuşmadığını vurguladı. Bilgin uluslararası kuruluşların defalarca çağrıda bulunduğu gibi, Yargıtay tarafından sonuca bağlanıncaya kadar gazetecilerin tutuklanmaması gerektiğini belirterek “Cumhuriyet ve Sözcü çalışanlarına yönelik adaletsiz yargılama süreçleri, Nisan raporumuzda ayrıntılı olarak ele alınmıştır” dedi.
Nisan ayının gazetecilik mesleği açısından işten çıkarmaların devam ettiği bir dönem olduğunu vurgulayan Bilgin, Halk TV’de Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin hemen ertesinde Lale Özan Arslan, Semra Topçu, Rahmi Aygün, Barış Yarkadaş, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel ile internet sitesin-den sorumlu Bülent Mumay ve ekibinin işten çıkarıldığını hatırlattı.
Bilgin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara – Çubuk’taki şehit cenazesinde fiziki saldırıya uğramasını kınayarak, “Demokrasilerde şiddet kabul edilemez dedi. Bilgin devamla, “Gazeteci ve medya her zaman barıştan, adaletten, yasalara uyumdan yana olmalıdır. Hayatın her alanında olduğu kadar siyasette de hoşgörü ve kendinden farklı düşünene saygı elzemdir” açıklamasında bulundu.
Cumhuriyet’in eski ekibi aleyhindeki davada aldıkları cezanın infazı için, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Güray Öz, Önder Çelik ile karikatürist Musa Kart ve muhasebe personeli Emre İper’in yeniden tutuklanmasına tepki gösteren Bilgin, “Gazetecilik suç değildir. Haber yapmak suç değildir. Gazetecilerin hapsedilmesi aynı zamanda anayasal haber alma hakkının ihlalidir. Adalet ortak talebimiz olmalı. Meslek dışı tavır ve davranışları nedeniyle çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalan gazeteciler dahil herkes için adalet istendiğinin altını çiziyorum” dedi.
Medya sektöründe seçim sürecinin ardından “siyasi baskı” iddialarının devam ettiğini kaydeden Gazeteciler Cemiyeti başkanı Bilgin, TRT Haber’in seçim öncesi süreçte iktidar ve muhalefet partilerine eşit yer vermediğini hatırlattı. Bilgin, “TRT’nin 1 Şubat-29 Mart arasındaki seçim propagandası döneminde iktidar cephesi AKP ve MHP’nin Cumhur İttifakı’yla ilgili 164 saatlik lehte yayın yaptığı açıklandı. TRT Haber’in muhalefet cephesinde CHP ve İyi Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı’yla ilgili 35 saat 47 dakika lehte yayına karşılık 20 saat 50 dakika aleyhte yayın yapması medyanın eşitlik ilkesine uymamaktadır” diye konuştu.
ÖiB Nisan ayı raporu incelendiğinde basın özgürlüğü açısından gazetecilere yönelik mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılamalar yapılmasından üzüntü duyduğunu paylaşan Bilgin, “Bu kapsamda Cumhuriyet ekibi yeniden hapsedilmiş iken Türkiye’de muhalefet kanadında bir başka yayın organı Sözcü’nün yurt dışındaki sahibi Burak Akbay hakkında kırmızı bülten ile yakalama emri çıkartıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Disiplin Kurulu Başkanı Rahmi Yıldırım hakkında, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile ilgili “Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!” başlıklı yazısı nedeniyle “hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. Gazeteciler Hüseyin Akyol, Faruk Eren, Fehim Işık, Celal Başlangıç, İhsan Çaralan ve Celalettin Can hakkında ise, Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldıkları için hapis cezaları verildi. Yine Sözcü yazarlarından Çiğdem Toker’in kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan harcamaları mercek altına aldığı yazıları nedeniyle kamu ve özel şirketlerce tazminat davalarına maruz kaldığı raporumuzda yer aldı” açıklamasında bulundu.
İfade özgürlüğü açısından “Barış için Akademisyenler” bildirisi imzacısı akademisyenler hakkında hapis cezaları kararlarının sürdüğünü belirten Bilgin, “Bu akademisyenlere verilen cezalar, ulusal ve uluslararası tepkilere yol açmaya devam ediyor” dedi.
Nisan ayında olumlu gelişmelerin de yaşandığını vurgulayan Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde Avrupa Birliği desteğiyle özellikle işsiz gazetecilere hizmet sunmak amacıyla Ankara’da Basın Evi’ni hayata geçirildiğini belirtti. Basın Evi ile, mesleki dayanışmayı güçlendirmeyi amaçladıklarını söyleyen Bilgin, “Burası, Türkiye’nin her yerinde demokrasiye, insan haklarına ve basın özgürlüğüne inanmış ancak herhangi bir nedenden dolayı işsiz bırakılmış arkadaşlarınıza ışık verecek olan bir yapıdır” dedi.
ÖiB Nisan 2019 raporuna ve geçmiş aylara ilişkin raporlara www.gazetecilercemiyeti.org.tr www.pressforfreedom.org ve www.media4democracy.org internet adreslerinden ulaşabilirsiniz.