Bılıkçı: Kırmızı etin kansere neden olduğuna dair kesin bir bulgu yok

ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Bılıkçı: Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından yapılan açıklamanın ardından yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde etin kanser oluşumunda önemli bir risk olduğu vurgulanmıştır. Kırmızı etin kansere neden olduğuna dair kesin bir bulgu bulunmamaktadır. Raporda da belirtilen ‘etki edebileceği’ gözlemidir

İSTANBUL  – Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından yapılan açıklamanın ardından yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde etin kanser oluşumunda önemli bir risk olduğunun vurgulandığına dikkati çekerek, kırmızı etin kansere yol açtığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını, raporda “etki edebileceği” gözleminin belirtildiğini kaydetti.
Bılıkçı, WHO ile IARC’nin kanser ve et tüketimine dair ortak yayımladığı rapora ilişkin yazılı açıklama yaptı.
WHO ile IARC tarafından yapılan açıklamanın ardından yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde konunun farklı boyutlarda ele alındığını ve etin kanser oluşumunda önemli bir risk olduğunun vurgulandığını anımsatan Bılıkçı, kırmızı etin kansere yol açtığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını bildirdi.
Bılıkçı, “Raporda da belirtilen ‘etki edebileceği’ gözlemidir ve kırmızı etin besin değerine vurgu yapılarak, ülkelere göre yeme alışkanlığının diyetlerde dikkate alınarak dengelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Kompleks bir hastalık olan kanserin oluşumunda yaş, genetik, beslenme, çevre ve yaşam koşulları gibi faktörlerin etkisi pek çok çalışmada ortaya konulmuştur. Tek bir ürün grubunu riskli göstermek hatalı ve eksik bir açıklamadır” ifadelerini kullandı.
“Etin pişirilme şekli önemli”
Etin pişirme şekline dikkati çeken Bılıkçı, işlenmiş et ürünlerinde ise pişirmenin yanı sıra kullanılan katkı maddelerinin önem arz ettiğinin altını çizdi.
Türkiye’de son yıllarda yapılan düzenlemelerle et ürünlerinde kullanılan nitrat ve nitrit gibi katkı maddelerinin düzeyinde ciddi azalmalara gidildiğini belirten Bılıkçı, şunları kaydetti:
“Yapılan açıklamada etin veya et ürünlerinin fazla tüketilmesinin riski arttırma ihtimalinin olduğu belirtilmektedir. Et ve et ürünlerinin tüketimi ülkemizde sanıldığı kadar yüksek değildir. Ülkemizde kişi başına düşen toplam kırmızı et tüketimi yaklaşık 35 gramdır. İşlenmiş et tüketim miktarı günlük 10 gram, yıllık 3,7 kilogram da bu rakamın içindedir. Bu miktar, raporda belirtilen miktarın çok altında ve gelişmiş ülkelerin gerisindedir.
ABD ve Avrupa ülkelerinde günlük et tüketimi ülkemize göre 3-4 kat daha fazladır. Ülkemizde et tüketiminin az olmasına karşın gıda liflerinin kaynağı sebze ve meyve tüketimi daha yüksek seviyelerdedir. Dünya Sağlık Örgütünün ortaya koyduğu çekince, ülkemiz tüketim alışkanlıklarıyla doğrudan örtüşmemektedir.”
“Et, beslenme ve beyin fonksiyonları
için önemlidir”
Bılıkçı, etin, protein miktarı ve kalitesi özellikle B12 gibi B grubu vitaminleri, demir ve çinko gibi mineral maddeleri açısından beslenmede önemli rol oynadığını aktardı. B12’nin, çocukların beyin gelişimi için gerekliliğine işaret eden Bılıkçı, şu değerlendirmelerde de bulundu:
“B12 ayrıca yaşam süresince beyin fonksiyonları için de gereklidir. Et, L- karnitin, koenzim Q10, karnosin ve konjuge linoleik asit gibi önemli biyoaktif bileşikleri de içermektedir. Buna göre et, diyette yer alması gereken önemli bir gıda maddesidir. Diyetten kırmızı etin çıkarılması kanser dahil pek çok hastalık açısından risk oluşturabilir.
Hijyenik ve teknolojik kurallara uygun üretilmiş kırmızı et ve et ürünleri yeterli ve dengeli beslenme için büyük önem arz etmektedir. Unutulmamalıdır ki, sadece et değil her bir gıda grubunun aşırı tüketimi sağlık açısından risklidir. Ancak etten ve et ürünlerinden kaynaklanabilecek olumsuzlukların en aza indirilmesi için yüksek sıcaklıklarda uzun süreli pişirmeden kaçınılması da oldukça önemlidir.”