Binersek bu yeni alamete, dosdoğru gideriz tarihin gerisine?

Çağdaş düşünceden uzaklaştıkça uygarlıktan da koparız, özgürlük ve demokrasiden de.

Demokrasiyi, yönetenlerin verdiği kadarıyla yaşayabilirsiniz. Yarım yamalak ve yutturmaca anlamında ancak koklayabilirsiniz.

Oksijeni içinize çeker gibi doyasıya soluyamazsınız. Eksik soluk alıp vermekle sağlıklı yaşamanın imkanı yoktur.

Özgürlüğü demokrasi yoksa yaşayamazsınız.

Özgürlük yaşanmadan hayattan da zevk alamazsınız.

52 yıllık meslek tecrübelerime dayanarak anlatmaya çalışıyorum.

Demek istiyorum ki, ülkenin özgürlükçü demokrasiden hızla uzaklaştığını hissediyorum.

Bu hisler, bir anlamda, benim ülkemle ilgili değerlendirmelerimi yansıtır.

İyiye gitmiyoruz.

Bence, hamaset nutukları ve algı operasyonları ile uyutuluyoruz.

Rotamız geriye çevriliyor.

Genç Cumhuriyetimizin 90. yılınca sarsıldık ve bindik bir alamete. Hala gidiyoruz… Ne var ki, “Yeni Anayasa” ve “Başkanlık Sistemi” söylemleri baskıya döndükçe, yeni alamete binebiliriz. Ve bu yenisine de binersek, dosdoğru gideriz tarihin gerisine.

Beyin yıkıyorlar.

Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısını ileriye değil geriye çevirmek istiyorlar.

Şimdi bakınız… Yeni bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu oluşturuldu değil mi?

Komisyonun Başkanı kim?

İsmail Kahraman değil mi?

Kahraman, adını şanını duyduğum biridir. Gençliğinden itibaren “Laik Cumhuriyete karşı” bir dünya görüşünün en önde gelenlerindendir.

Yeni komisyonun kesinleşmeyen süresi için altı ay düşüncesini iktidar partisi yöneticileri her fırsatta vurguladıklarına göre, 6 ay sonra ne olacak?

Dört partiden üçü Başkanlık sistemini Anayasa’ya koymak istemeyecekler ama, uzlaşılmayan maddeleri bile taslağa koyacak son metni Başkan kaleme alacağı için, referandumda Başkanlık da halkın oyuna sunulabilecektir.

Şimdi giderek yoğunlaşacak gelişmeleri tartıya çıkaralım.

Cumhurbaşkanı, son olarak Kaymakamları toplamıştı Saray’da. Konu: Başkanlık sistemi idi.

Her hafta, bir-iki kez muhtarları topluyor. Konu: Başkanlık sistemi ve CHP liderine hakaret!

Hemen her hafta en az bir kez bir il veya bölgede açılışlar. Konu: Kurdela ve Başkanlık sistemi. Hiç bir şey yoksa, bir Arap ülkesi misafiri ile görüşme ve konu: Başkanlık sistemi.

Beyin yıkama konusunda bin bir fırsat. Yetmedi, Salı günleri AKP grubunda Başbakandan da aynı görüşle ilgili şartlandırma propagandası.

Dahası, yandaş TV kanallarında her gece özel algı operasyonları.

Yandaş gazetelerde ise (Okuyanları varsa) aynı düzeyde yazılar(!)

Ülkemizde her nasılsa merkez sağın oylarını da kapan bugünkü iktidar partisinin elde ettiği oy gücü, referandumda sandıklara girdikten sonra, elveda Laik ve Demokratik Cumhuriyet!

Bana göre, Cumhurbaşkanın yıllardır ağzından düşmeyen, “100. yılda yeni Türkiye” sözünün altında yatan da, “Laik olmayan ve mümkünse halifesi olan bir Türkiye” Cumhuriyeti’dir.

İşte, yeniden bizi bindirmek istedikleri ALAMET budur.

Bu konudaki hassasiyetim beni büyük endişelere taşıyor.

Bu endişelerin göstergelerini geçen gün dostlarıma anlatıyordum:

“Siz Türk Devletinin yayın organı olan, bizden alınan paraları çar-çur eden TRT’de gün aşırı yayınlanan tarihi ve dini konulardaki programları izliyor musunuz? Örneğin, TRT-Türk’te haftada bir yayımlanan Türk tarihi adlı programı izlediniz mi? Orada, Atatürk ve Cumhuriyet rejimine alenen saldıran Y.B. adlı şahsın sözlerini duydunuz mu? Adam Osmanlı Devleti›nin kuruluş aşamasındaki Kayı Boyu içindeki görüş ayrılığını bile saptırarak anlattı. Osman Bey oğluna Bilecek tekfurunun kızını alınca, Amcası Dündar Bey ve beraberinde olanlar karşı çıkıyor. Sebebi, bu boyun aile ve boy kültürüne ters düşülmesidir. Türk medeniyetinde aile kültürünün önemi büyüktür; Ana-erkil bir aile yapısına ters olan yabancıdan kız alma işi, Osmanlı’nın tüm safhalarında Haremin cinayetlere ve yabancı asıllı kadınların saltanata tahakküm etmesine sebep olmuştur. Yani kendi toplumunun kültürüne, geleneklerine ve aile yapısına sahip çıkmak Devlete ihanet midir?”

Devleti batıran padişahları överek vatanı istiladan, insanları kulluktan kurtaran Atatürk ve silah arkadaşlarını lekelemek kimin işine yarar?

Bu TRT’de böyle. Ya yandaş kanallarda?

O kanallar dahha bir alem. Yağdanlık olur ama, bu kadar da olmaz birader.

Dünden örnekler verip yarın için ders çıkardığını sanan cehalet örnekleri mi istersiniz, kendini Şems sananların parasal gücüne yağdanlık olanları mı ararsınız.

Hislerim beni yanıltmaz. Ben Laik Cumhuriyet konusunda endişe duyuyorum.

Bunlar tamamen benim kişisel hislerim.

Dilerim ben yanılırım.

Dilerim gericilik aşısı tutmaz ve geleceğimiz yine aydınlık olur.

Dilerim çağdaş ve uygar kalırız.

Dilerim diri kalırız. Amin!