Bir temizlik işçisinin bir günü

Sokağın görünmeyen kahramanlarından: Ferdi Keçeci

Ferdi Keçeci, Çankaya Belediyesi’nde çalışan pek çok temizlik işçisinden biri… Sabahın erken saatlerinde başlayan mesaisi, onu sokakların temizliğinden sorumlu kılıyor. Keçeci, mesleğinde karşılaştığı güçlükleri ve hikâyesini 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

SULTAN YAVUZ – Sabahın en erken saatlerinde görürüz onları, yazın ılık sabahlarda, kışın dondurucu soğuklarda üniformalarından tanırız. Ellerinde uzun süpürge, gözleri yaptıkları işe kilitlenmiş, bir gece öncesinin tüm karmaşasını, tüm kirini alır götürürler. O kadar aşinayızdır ki, üniforma ve süpürgeyle âdeta tek vücut olan temizlik işçileri, yanlarından geçip gittiğimiz bir anıt ya da olağan bir durum hâlini alır. Oysa güne başlarken gözümüzü nahoşluktan kurtaran, iyi bir çevre manzarasıyla karşılaşmamızı sağlayan hep bu görünmez kahramanlardır; temizlik işçileri… Yaşamla daha dolaysız bir ilişki kuran şiirlerin ustası Can Yücel’in dizelerinde bazen de “yalnızlığı okşayan ellerdir” onlar Çankaya Belediyesi’nde çalışan temizlik işçisi Ferdi Keçeci de onlardan biri…
Sivas Şarkışla’nın Sivrialan köyünde hayata gözlerini açan Keçeci, sekiz yıllık inşaat işçiliği tecrübesinin ardından temizlik sektörüne yönelmiş. Beş yıldır Çankaya Belediyesi’nin temizlik işleri bölümünde sokak ve cadde süpürme personeli olarak hizmet veren Keçeci, görevinin ilk dört yılını Cebeci’de sürdürdükten sonra, kendi isteğiyle Çankaya bölgesine geçiş yapmış. Evli ve bir erkek çocuğuna sahip olan Keçeci, Çankaya birinci bölge olarak adlandırılan cadde ve sokaklarda 14 arkadaşıyla birlikte görev yapıyor.
Güzel bir çalışma ortamları olduğunu ifade eden Keçeci, mesaisinin bir gününü şöyle anlatıyor: “Saat 05.00’de uyanıyor, 05.10 gibi evden çıkıyor ve 05.40 gibi işe gelerek üstümü değiştiriyorum. Üsküp Caddesi, And Sokak, Nilgün Sokak ve Farabi Sokağın bir kısmı ile üç merdivenden sorumluyum. Katip Çelebi, Göreme ve Bişkek caddelerini ise iki arkadaş beraber temizliyoruz. Sabah işi bitirdikten sonra, öğlenin ardından bölgemi yeniden kontrol ediyorum ve saat 14.05’e kadar sokağımızın temizliğini sağlamaya çalışıyorum.”
Keçeci, işin yoğunluğuna göre bazen 05.30’da da mesaiye başladıklarını ve gece vardiyasında katı atık toplayan meslektaşlarının da 17.00-02.00 ya da 20.00-04.00 arasında çalıştıklarını belirtiyor.
Sokağı temizlemenin güçlükleri
Keçeci, Cebeci’de çalıştığı dönemle Çankaya’yı karşılaştırdığında, Cebeci’ye nazaran Çankaya’da çevre bilincinin daha iyi düzeyde olduğunu söylüyor. Keçeci, “İnsanımız çöp atmazsa, biz nasıl geçineceğiz? Çocuğumuzun rızkını nasıl götüreceğiz? Bir de bu yanı var” sözlerini de ekliyor.
Sokaktaki bazı insanların hoş olmayan davranışlarına maruz kalabildiklerine de dikkat çeken Keçeci, bu durumu şu sözlerle anlatıyor:
“Bizi insan olarak görmeyenler de var. Özellikle Cebeci’de çok karşılaştım, küfür eden de oldu, dolmuşta içtiği suyun pet şişesini camdan bana fırlatan da oldu. Çankaya bölgesinde olmaktan mutluyum çünkü insanlar sabahları ‘Günaydın’ diyor, kendini iyi hissediyorsun. Çay kahve ikramında bulunan da var, burada insan olduğumuzun farkına vardım ben.
İnsanlar ‘Ne var sanki, bir süpürgeyle çalışıyor’ diye düşünüyor ama öyle değil. Her türlü pislikle karşılaşabiliyoruz, Cebeci de çoraptan tutun, aklınıza ne gelirse atılabiliyor. Çankaya halkı daha bilinçli, sokağa çöp atmadıkları gibi temizlendiğinin de farkındalar. Maltepe, Yenişehir, Kızılay gibi halkmızın yoğun olduğu yerlerde bu iş daha zor, göründüğü gibi kolay değildir yani temizlik işi. Orada sokağı süpürürsünüz, arkanızı döndüğünüzde yine kirlendiğini görürsünüz.
Süpürdüğümüz halde ‘Süpürülmedi’ denilince ya da haksız yere şikâyet edilince de üzülüyoruz. Bizde de hata olabilir elbette ama temizlik yapmasak, sokaklar bu kadar temiz kalmazdı. Mesela rüzgâr olduğunda süpürüyoruz ama rüzgâr tekrar dolduruyor ve süpürmediğimiz iddia edilebiliyor. Oysa bölge sorumlularımız bizi kontrol eder, eksiklerimizi bize söyler. Tabii biz de insanız, hatamız olur. Ancak bu iş beden ve yürüme işi olduğundan güç de gerektiriyor. İnşaat sektöründen geldiğim için benim bünyem alışkın…”
“Mesleğimden hiç gocunmadım”
Keçeci, araçların hızlı geçmesinin de tehlikelerine işaret ediyor. Sokakta arabaların kenarlarını da temizlediklerini dile getiren Keçeci, kazayla karşılaşma durumlarından bahsediyor. Bir arkadaşlarını bu nedenle kaybettiklerini vurgulayan Keçeci, “Hızlı kullanan insanlar bir ailenin ekmeğini söndürebiliyor. Biraz daha dikkatli olmaları hepimiz için daha iyi olabilir” diyor.
Karşılaştıkları güçlerden birinin de bazı kâğıt toplayıcısının tavırları olduğuna dikkat çeken Keçeci, şöyle konuşuyor: “Özellikle Dikmen’de kâğıt toplayıcısı arkadaşlarımız, ne yazık ki çöpün içinden kâğıtları aldıktan sonra, poşetleri yırtılmış şekilde sokakta bırakabiliyor. Bunların önüne geçilebilmesini isterdim. Biz Çankaya Belediyesi olarak halkımıza en iyi hizmeti vermek için sokaktayız, çalıştığımızdan emin olsunlar. Bir de toplumumuzda bir bilinçlendirme çalışması ile katı atık, pil, poşet, şişe ve kartonu ayrı ayrı poşetlenebilir. Bazen fark etmiyorsunuz, çöpten çıkan bir camla elinizi de kesebiliyorsunuz. En sık karşılaştığımız çöp ise kâğıt ve sigara izmaritleri oluyor.”
Söyleşimizin sonunda yaptığı işi sevdiğini söyleyen Ferdi Keçeci, işlerinin en ağır döneminin kışın olduğunun altını çiziyor. Keçeci, “Kışın kar ve buz nedeniyle sorunlu olan sokakları elimizden geldiğinde tuzluyor ve süpürüyoruz. Kışın soğukta insanlar sıcak yataklarında uyurken biz eksi 15-20 derecede sokakta oluyoruz ama bu soğuğa da alışıyor insan. Ben mesleğimden hiç gocunmadım, benim için önemli olan giydiğim üniformanın hakkını verebilmektedir. Belediyeyi temsil ediyor ve vatandaşlarımızın temiz bir çevreye gözlerini açmaları için elimizden gelenin en iyisini sunmaya çalışıyoruz” diyor.