Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil: Tarımda Yıldız Ülke Olabiliriz

“Avrupa’nın gıda ihtiyacını
Türkiye sağlayabilir”

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, Türkiye’nin Covid-19 virüs salgınının ekonomiye, sektöre yansıması ile tarım ve gıdada izlenilecek politikalara ilişkin bilgiler verdi

NAZ AKMAN / ANKARA – Tüm dünyayı etkisi altına alarak sağlık ve ekonomide krize neden olan Covid-19 virüs salgınının ardından pek çok ülke normalleşme sürecine başladı. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, virüsün ekonomiye yansıyan yönlerini, sektöre etkilerini, çıkış yollarını, tarım ve gıdada bizi nasıl bir geleceğin beklediğine yönelik açıklamalarda bulundu.
Büyükhelvacıgil, yeni dönemde tarım ve gıda alanındaki beklentilere ilişkin önerilerini paylaşarak, tarımsal üretim seferberliğinin başlatılmasının gerekliliği ile ürün planlamasının önemine değindi. Büyükhelvacıgil, yapılması gerekenlere ilişkin, “Birleşmiş Milletler, pandemi nedeniyle küresel ekonominin yüzde 3,2 küçüleceğini, maliyetinin ise 2020 ve 2021’de 8,5 trilyon doları bulmasını beklediğini açıkladı. Bu küresel bir kriz ve küresel düzeyde işbirliği yapılmalı. Ancak şu anda gözüken tablo özellikle ülkelerin gıda tedariki, küresel gıda ticareti ve gıda güvenliği tedbirleri açısından kendine döndüğünü gösteriyor. Düşünün, ‘Ortak Tarım Politikası’ uygulayan Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde yerli ürün kampanyaları yapılıyor, birbirlerine karşı kısıtlamalar uyguluyorlar. Tarımda yıldız ülke olabiliriz. Avrupa’nın gıda üretim merkezi olma fırsatımız var. Potansiyelimiz yüksek, sadece uzun vadeli, sürdürülebilir politikalara ihtiyacımız var. Tarımsal üretim seferberliği başlatmalıyız. Ürün planlaması yapmalı, ekilmedik bir karış toprak bırakmamalıyız” dedi.
“Yağlı tohumları ‘stratejik ürün’ ilan etmeliyiz”
Yıllık yaklaşık 9 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip bitkisel yağ sektöründe, temel gıda maddeleri arasında en büyük ithalat kalemlerinden birinin yağlı tohumlar ve türevleri olduğunu ifade eden Büyükhelvacıgil, yağlı tohumlar ve türevlerinin ticaret hacmi hakkında “Ham maddede yüzde 75 oranında dışa bağımlıyız. Ülkemiz bitkisel yağda yurt dışı bağımlılıkta kritik eşiği aşmış durumda. Ülkemizin yağlı tohum ve türevlerinde dış ticaret açığı 2, 392 milyar dolar civarında. Tek çözüm üretim. Yağlı tohumları ‘stratejik ürün’ ilan etmeliyiz. Ekilebilir arazi sayımızı artırmalı, çiftçimizin üretim yapmasını sağlayacak politikalarla, üretim seferberliği başlatmalıyız. Sadece ayçiçeğinde yapacağımız doğru bir üretim planlaması ile ekonomimize çok büyük katkı sağlayabiliriz” sözlerine yer verdi.
Türkiye’nin tarım alanı ve ürün çeşitliliği konusunda kendi ihtiyacını üreterek aynı zamanda başka ülkelerin de ihtiyacını karşılayacak potansiyele sahip olduğunu hatırlatan Büyükhelvacıgil, Avrupa’nın gıda tedarikinin merkezinin Türkiye olabileceğini söyledi. Büyükhelvacıgil, Türkiye’de gıda ve tarım konusunda beklenen geleceğe ilişkin, “İklimimiz, biyoçeşitlilik, tarım alanlarımız, ürün yelpazemiz ile büyük zenginliğe sahibiz. Hem kendi ihtiyacımızı üretebilir hem de hem de başka ülkelerin ihtiyacını karşılayabiliriz. Tarımdaki zenginliğimizi maalesef yeterince değerlendiremiyoruz. 57 milyar dolarlık üretim kapasitemizi artırarak, tarım ve gıda ihracatımızı yükseltecek bir potansiyelimiz var. Lojistik anlamda kritik bir noktadayız ve Avrupa’nın gıda tedarikçisi olabiliriz. Uzun vadeli, üretim odaklı, sürdürülebilir politikalar bizi gıda tedarik zincirinin en büyük halkası ve ‘yıldız ülke’ yapar. Türkiye, uzun yıllardır temel gıda maddeleri arasında en fazla yağlı tohumlar ve bitkisel yağa döviz ödüyor. 2020 yılı ilk çeyreğinde en çok ithal edilen ürünler ekmeklik buğday, mısır ve ayçiçeği oldu ve toplam ithalatın yaklaşık yüzde 18’ini oluşturdu. Bitkisel yağ en çok ithalat gerçekleştiren ikinci sektör” diye konuştu.
“Yeni bir üretim seferberliği başlatmalıyız”
Yağlı tohumda üretim açığının kapatılması konusunda ayçiçeğinin önemine işaret eden Büyükhelvacıgil, yağlı tohumların stratejik ürün ilan edilmesi gerektiğini belirtti. “Yağlı tohumda üretim açığımızın kapatılmasında Türkiye florasına uyumu ve çiftçimizin en iyi tanıdığı ürün olması açısından ayçiçeği çok önemli bir ürün. Ayçiçeği ithalatında yüzde 31 ile şu anda dünyada ilk sırada yer alıyoruz. Avrupa Birliği yüzde 26 ile ikinci, yüzde 10.2 ile Çin üçüncü sırada. Yıllara göre de ithalatımız artıyor. 2017’de 639 bin ton, 2018’de 712 bin ton, 2019 yılında ise 1 milyon 136 bin ton ayçiçeği ithal ettik. Üretimimiz ise 2017’de 1 milyon 300 bin, 2018’te 1 milyon 400 bin, 2019 yılında ise 1 milyon 520 bin tona ulaştı. Ayçiçeği ham yağı ithalatımız ise 2018 yılında 468 bin ton iken 2019 yılında 499 bin ton oldu” diyen Büyükhelvacıgil, söz konusu rakamların sadece yurt içi ihtiyacı karşılayan rakamlar olduğunu vurguladı.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil

Ayçiçeğinin gelecek tablosu
Ayçiçeği üretiminin iki katına çıkarılması gerektiğine değinen Büyükhelvacıgil, ayçiçeği üretim ve politikaları üzerine şu ana kadar yapılmış en geniş araştırma raporunu hazırladıklarını söyledi. Söz konusu rapor ile ayçiçeğin gelecek tablosunu ortaya koyduklarını ifade eden Büyükhelvacıgil, “Bitkisel yağ açığımızın kapatılmasında ekim alanımızın 650-700 bin hektardan en az 1 milyon hektarın üzerine, ortalama verimin ise kültürel tedbirlerle 250 kg’dan 300 kg’ın üzerine çıkarılması gerekiyor. Böylece yıllık üretimimiz 2,5-3 milyon tonun üzerine çıkabilecek. Dernek olarak Konya Gıda Üniversitesi işbirliği ile ayçiçeği üretim ve politikaları üzerine şu ana kadar yapılmış en geniş araştırma raporunu hazırladık. Geliştirilen projeksiyonla ülkemizde ayçiçeğinin gelecek tablosu ortaya kondu. Ayçiçeği üretimimizde önemli bir artış olmazsa ayçiçeğine yönelik dış ticaret açığının giderek artacağını ortaya koydu. Şu andaki veriler de bunu doğruluyor. 2016-2030 yılları baz alınan bu araştırma, eğer bu yıllar arasında ayçiçeği yağı ithalatı tamamen durmuş olsa Türkiye ekonomisine toplam yaklaşık 15,6 milyar dolar katkısının olacağı hesaplanmıştı. Bu örnek bile aslında yapmamız gereken tek şeyin doğru üretim planlaması ile üretim seferberliği gerektiğini ortaya koyuyor. Güçlü olabilmek için kendi ihtiyacımızı üretmeliyiz” dedi.
“Dış ticaret kotaları gözden geçirilmeli”
İthal ürünler ile tedarik zincirinin söz konusu virüs salgınından etkilenmesi konusunda da bilgi veren Büyükhelvacıgil, dış ticaret kotalarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. İthalatta ayçiçeği ve buğdayın öne çıkan ürünler olduğunu belirten Büyükhelvacıgil, “Rusya, Ukrayna ve Balkan ülkeleri en fazla ithalat yaptığımız ülkeler. İthalatta ayçiçeği ve buğday öne çıkan ürünler. Bu dönemde Rusya ve Karadeniz havzasındaki diğer ülkelerin de arzdaki daralmayı fırsata çevirecek şekilde pozisyon almalarının sıkıntısını yaşıyoruz. AB, Bosna Hersek, Sırbistan, Kosova kotaları da maalesef dışa bağımlılığımızı artırıyor. İthalatımızdaki artış, ülkelerin sıraya girmesine neden oluyor. Örneğin, Ukrayna, Gürcistan gibi ülkelerin de böyle talepleri var. Bu uygulamaların yeniden gözden geçirilmesi ve mümkünse bu kotaların en aza indirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Tarımsal üretimdeki nüfusun gençleştirilmesi
Tarımdaki potansiyelin ortaya çıkarılması için çiftçinin üretim isteğinin önemine ve tarımsal üretimdeki nüfusun gençleştirilmesinin gerekliliğine değinen Büyükhelvacıgil, “Tarımdaki potansiyelini ortaya çıkarılması için çiftçimizin üretim isteği çok önemli. Çünkü sanayici ile çiftçi bir bütün. Konya kadar büyüklüğe sahip ülkeler, uyguladıkları doğru politikalarla tarımda ciddi bir kapasiteye sahip olabiliyorlar. Hem çiftçilerimizin sayısını hem de ekilebilir tarım arazisini artırmalıyız. En önemlisi tarımsal üretimdeki nüfusumuzu gençleştirmeliyiz. Bizim, teknolojiyi iyi kullanan, dünyadaki trendleri iyi takip eden genç çiftçilere ihtiyacımız var. Gençler, bu işte gelecek olduğunu görebilirse, dönemin ruhuna uygun üretim modelleri geliştirebilirler. Ancak genç neslin tarımsal üretim gücüne katılması için de teşvik edici uygulamalar gerekiyor. Çevreye duyarlı, iklim değişikliğini göz ardı etmeyen, uzun ve sürdürülebilir bir tarım politikası ile geleceğe imza atabiliriz. Kooperatifleşmeye önem vermeli, ürün planlaması yaparak, akılcı bir üretim modeli benimsemeliyiz. Teknolojik tarım uygulamalarını içeren AR-GE faaliyetleri ile ilerlenmesi gelecek için önem taşıyor” ifadesine yer verdi.
Çevreci tarım uygulamaları
Tarım sektöründe iklim değişikliği riskine karşın çevreci tarım uygulamalarının gerekliliğini vurgulayan Büyükhelvacıgil, bu konuda atılması gerekilen adımlara ilişkin “Bu salgın süreci, sağlık ve tarım sektörlerinin bir ülke için ne kadar stratejik olduğunu ortaya koydu. Tarım ve gıda konusundaki arz ve güvenliği, güçlü sağlık sistemi, aksamayan bir tedarik zincirine sahip olması, acil duruma müdahale kapasitesi, kriz yönetme becerisi gibi özelliklerin de bir ülkenin gücünü gösteren önemli unsurlar olduğunu ortaya koydu. 57 milyar dolarlık üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük 10’uncu tarım ülkesi olan Türkiye’nin, gıda arz ve güvenliğinde uzun dönemli politika geliştirmesi, tarımı bir stratejik sektör olarak kabul edip politikalarını bu yönde belirlemesi, iklim değişikliğini gözeten, çevreci akıllı tarım uygulamalarını hayata geçirmesi gerekiyor. Ülkemizin gıda güvenliğinin sağlanması için tohum bankaları, tarım alanlarının korunması ve genişletilmesi, gıda ürünlerinde tasarruf için bilinçlendirme çalışmaları ve israfın önüne geçilmesi gibi birçok konuyu da öncelikli hale getirmeliyiz. Ayrıca destek, teşvik gibi özendirici uygulamalarla çiftçimize üretimi yeniden sevdirmeliyiz. Üreticilerin bir kez üretimden koptuktan sonra tekrar tarımsal üretime dönmeleri oldukça zor oluyor. Doğru tespitler yaparak, doğru analizlerle, bu ülkede ‘tarımı değer üreten hale’ getirebilecek çözümler oluşturulabilir. Ortak stratejiyi ve uygulanacak politikaları ortak akılla belirleyebiliriz” dedi.
“Milli Yağ Bitkileri ve Bitkisel Yağ Piyasası Konseyi” önerisi
Son olarak BYSD olarak Türkiye’nin yağ ihtiyacını karşılamada ulusal stratejilerin belirlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, BYSD ve diğer sektör paydaşları ve akademisyenlerin bir araya geleceği “Milli Yağ Bitkileri ve Bitkisel Yağ Piyasası Konseyi”nin kurulması yönünde öneride bulunan Büyükhelvacıgil, konseyin ortaya koyacağı eylem planının sektöre ışık tutacağını söyledi.