Bol zaman avantaja dönüştürülebilir

ÖSYM’nin ALES, YÖKDİL gibi sınavları ileri bir tarihe ertelemesi pandemi şartlarında üniversite sınavına hazırlanan, kursa gidemeyen, öğretmenleriyle birebir soru çözemeyen adayları da tedirgin etti. Salgın koşullarında sınava hazırlanmanın zor bir süreç olduğunu söyleyen uzmanlar, sınav tarihlerine odaklanmadan planlı ve programlı bir şekilde çalışmayla bu koşulların üstesinden gelinebileceğini belirtiyorlar

ESRA ÜLKAR
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) ALES, YÖKDİL, YDS, DUS’un da aralarında bulunduğu sınavları ‘ileri bir tarihe’ ertelemesi üniversite sınavlarına hazırlanan adayları da tedirgin etti. 2020-Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesi belirlenen üniversite sınav tarihi ileri bir tarihe ertelenmiş, ardından sınava az bir süre kala bu karardan vazgeçilerek sınav erken bir tarihe alınmıştı. 2021-YKS’nin ne zaman yapılacağı ise henüz açıklanmadı. Pandemi nedeniyle sınava hazırlık için kursa gidemeyen, öğretmenleriyle birebir soru çözemeyen ve online imkanlarla sınava hazırlanan adaylar tedirgin. Alıştıkları yöntemlerden farklı olarak evde çalışmalarını sürdüren adaylara uzmanlar tavsiyelerde bulundu. Eğitimciler, adayların sınav tarihlerine odaklanmamalarını, bu tartışmalardan bağımsız olarak çalışmalarını sürdürmelerini önerdiler. Üniversite adaylar için pandemi koşullarında sınava hazırlanmanın zor bir süreç olduğunu söyleyen uzmanlar, zamanın geniş olmasının da bir avantaja dönüştürülebileceğini, planlı ve programlı bir şekilde çalışmayla bu koşulların üstesinden gelinebileceğini belirtiyorlar.

Salim Ünsal

SINAVA HAZIRLIK İÇİN ZOR BİR SÜREÇ
Sınava hazırlık için zor bir süreç olduğunu belirten, eğitim uzmanı Salim Ünsal, adaylara nasıl bir çalışma yapmaları gerektiğiyle ilgili şu önerilerde bulunuyor:
“Yüz yüze eğitime ve zorlandığı anlarda okul ve kurslarda öğretmen desteğine alışmış adaylar için kolay bir süreç değil. Bireysel performans sergileyecekleri bir sınav onları bekliyor. Bu bireyselliği planlı, programlı, sistematik ve kararlı bir şekilde yürütüp eksiklerini giderebilenler daha başarılı olacaklar. Geçen yıl da nispeten bunu yaşadık. Gördük ki sınav ortalamalarında yansımış büyük başarı farkları yok. Öte yandan ders çalışabilmek için zaman sorunu az olan bir dönemden de geçiyoruz. Asıl mesele o bol zamanı verimli bir zamana dönüştürebilmek. Mutlaka her gün çalışmaya belli bir süre ayırmak ve konsantrasyonu sağlamak gerekiyor. Bilinmeyen, zorlanılan konularda dijital platformlardan destek alınabilir. Her günü belli periyotlara ayırarak işe başlayabilirler. Önceliği daha kolay anlaşılan ve mesafe alınabilen derslere verip bir çalışma disiplini oluşturabilirler. Önemli olan günde kaç soru çözüldüğünden ziyade öğrenmeyi zenginleştirip, pekiştirip sağlamlaştıracak kaç farklı türde soru çözüldüğü. Bu konuda esnek olmamalarını ve kendilerini zorlamalarını öneriyorum. Sıklıkla deneme sınavları çözerek sınav direncinin artırıp yeterlilik de kazanabilirler. Bu sene şu ana kadar ifade edilen, sınavda bir müfredat daraltmaya gidilmemesi olacak. Bu durum soru çeşitliliğini artıracak ve daha fazla konuda adayların kendilerini geliştirmeye ihtiyaçları olacaktır.”

Prof. Dr. Halil Ekşi

STRESE KARŞI FİZİKSEL AKTİVİTE YAPILMALI
Adayların sadece sınav stresi değil aynı zamanda arkadaşlarıyla eskisi sık bir araya gelememenin, okula gidememenin yaratmış olduğu kaygıyı da yaşıyor. Bu süreçte ailelere de birtakım görevler düşünüyor. Marmara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Ekşi’nin adaylara destek olabilecek, kaygılarını azaltacak tavsiyeleri şöyle:
“Okul, öğrencilerin akranlarıyla bir araya geldiği, arkadaşlarıyla fikir alışverişinde bulunduğu sosyal çevresi. Çocuk okula gitmek üzere hazırlandığında bir motivasyona sahip oluyor, birden çok duyu sistemini aktif hale getiriyor ve farklı uyaranlara maruz kalıyor. Öğrencilerin okula gidemeyişi tüm bu uyaranlardan ve çevresinden uzak kalmasına neden oluyor. Bu süreçte özellikle akranlarıyla gerçekleşecek çevrimiçi toplantılar, kader ortaklığı ve destek mekanizması sistemini tetikleyecektir. Ebeveynlerin çocuklara ev içinde rahatlayabilecekleri alanlar açması gerekir. Yemek ve dinlenme molalarında çocuğun odasından çıkmaya teşvik edilmesi, bu zaman aralığının sınav dışındaki konulara ayrılması, çocuğun stres tetikleyicisinden uzaklaşabileceği bir alana sahip olmasını sağlayacaktır. Salgın kaygısını tetiklemeyecek şekilde açık havada yapılacak fiziksel aktiviteler bedensel ve zihinsel sağlığı destekleyerek stres ile baş etme konusunda önemli bir destek mekanizması oluşturacaktır. Salgına dair kaygılarını arttırıcı yaklaşımlardan ziyade salgından korunma imkânlarının olduğunun hatırlatılması stresin azalmasında etkili olabilir. Bu dönemde çocuklarımızın ‘iyi oluşunun’ her şeyden önemli olduğunu bilmeleri, oldukça destekleyici olacaktır.”