Boyacıoğlu: Kafası rahat adam neden çizsin?

Karikatür Atölyesi’nin konuğu Usta
Çizer Hayati Boyacıoğlu oldu

Karikatür Atöltesi’nin online atölyeleri devam ediyor. Atölye etkinlikleri kapsamında “Konuşarak çiziyoruz” akşamlarının 17. haftasında, usta çizer Hayati Boyacıoğlu konuk oldu. Almanya’da yaşayan usta, Türkiye ve Almanya arasındaki mizah farklılıklarına değinerek, Almanya için, “Almanya’dan pek ödüllü karikatür çıkmaz çünkü Alman geleneğinde mutlaka anlaşılsın istenir, yazısız karikatür pek bulunmaz. Mizah refah açısından ve demokrasi açısından çok rahat yerlerde yapılamaz. Rahat adam neden çizsin? “ dedi

SULTAN YAVUZ – Ankara Karikatür Atölyesi’nin pandemi nedeniyle online gerçekleştitdiği atölyelerin 17. haftasında, Almanya’da yaşayan usta karikatürist Hayati Boyacıoğlu konuk oldu. “Konuşarak Çiziyoruz” atölyesinde, atölye sahibi Emre Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan ve bir yandan da karikatür çizen usta, Türkiye’de ve Almanya’da mizahın nasıl şekillendiğini anlatarak, Almanya’da daha çok metinli karikatürlerin kaleme alındığını ya da karikatürün altına açıklama yazıldığını ifade etti.
1960, İstanbul doğumlu olan Boyacıoğlu 12 yaşından tibaren eve alınan gazetelerdeki karikatürleri takip etmeye başladığını ve özellikle Gün gazetesindeki çizimleri çok sevdiğini belirtti. Bir süre sonra Gün’ün, Gırgır dergisine evrildiğini ve “Karikatür dolu o günlerin” tüm gazeteler için geçerli olduğunu söyleyen Boyacıoğlu, “Elinden biraz çizim gelen çocuklar da bunlara öykünerek çizmeye başlardı” dedi. Günümüzde ne öyle gazetelerin ne de her gün karikatüre yer verilmesinin mümkün olduğunu kaydeden Boyacıoğlu, 15 yaşındayken İtanbul Küçük Çiftlik’teki lunaparkta “Cesaret olsun diye” çizmeye başladığını anlattı.
Söz konusu parkta standına pek çok konuğun geldiğini belirten Boyacıoğlu, bu konuklardan birinin de Oğuz Aral olduğunu söyleyerek, onu da çizmesinin kendisi için hoş bir anı olduğunu dile getirdi. Boyacıoğlu 1980 darbesinden önceki mizah ortamını şöyle anlattı:
“1980 öncesi yazının, çizinin, okumanın çok olduğu yıllardı. Ben Politika dergisine girip çıkar, dönemin ruhuna uygun olarak 7’den 70’e herkesin katılabildiği karikatür yarışmalarına katılırdım. Bu bizler için övünç kaynağıydı, daha dik yürümemizi sağlardı. Bir yandan Fransız ekolüyle çizenler, Gırgır ekolü ile rekabetteydi, sonra Çarşaf’ı çıkardılar, daha renkli bir dergiydi. 25- 30 kuruşa alabiliyordunuz ve ustalara ulaşmak zor da değildi. Sabahları dergiye gittiğinizde bulurdunuz ve sohbet imkanınız olurdu.”
“Karikatür açısından doğurgan yıllardı”
O dönemin “Karikatür açısından doğurgan yıllar” olduğunu ifade eden Boyacıoğlu, orta okuldan yeni mezun olduğunda tiyatro sınavını da kazandığını ancak 18 yaşın altında olduğu için annesinin izin vermemesi üzerine bu macerasının sonlandığını belirtti. Daha sonra dramaturji eğitimi alarak, oyunlar yazan Boyacıoğlu, tiyatro ve karikatür çizmenin birbirini beslediğini dile getirdi.
Üniversite çağındayken Almanya’daki yakınlarının yanına üniversite okumaya giden Boyacıoğlu, Berlin’de Alman dili filolojisi ve gazetecilik dallarında yüksek lisans yapmış. Tiyatroda Bertolt Brecht’in “yabancılaştıma” efektini, çizerken uyguladığını söyleyen Boyacıoğlu, Almanya’da ortaya koyduğu oyunların da beğeni topladığını belirtti. Özellikle İtalyan oyun yazarı Dario Fo’nun kendisi için özel bir anlam ifade ettiğini sözlerine ekleyen Boyacıoğlu, Almanya’daki politik kabarenin ise oldukça ilgi çekici ve yaygın bir etkinlik olduğunu dile getirdi.
Almanya’da mizah
Bundan 40 yıl önce Almaya’nın ikiye ayrıldığı zamanlarda Doğu Berlin’de daha çok sosyalist çizgide ve sistem eleştirisinin olduğu karikatürler yapılırken, Batı Almanya’da ise daha çok günlük hayatın eleştirisinin yapıldığı çizimlerin ön planda olduğunu kaydeden Boyacıoğlu, “Doğu kapitalizmi eleştirirken, Batı pek etliye sütlüye karışmazdı. Şimdi ise dört beş karikatürist, yayınlanan tüm gazetelerde karikatür çiziyor. Bu gelenekteki karikatürler ise ya bol yazılı oluyor ya da karikatürün altına açıklama yazılıyor. O yüzden dikkat edin, Almanya’dan pek ödüllü karikatür çıkmaz, çünkü Alman geleneğinde karikatür mutlaka anlaşılsın istenir, yazısız karikatür pek bulunmaz” dedi.
Almanya’da siyasi kabare geleneğinin ise sağlam olduğuna dikkat çeken Boyacıoğlu şunları söyledi:
“Belki 100 usta var bu alanda… Festivaller yapılır, Alman halkı da siyasetçilerin maskelerini takararak bu etkinliğe eşlik eder, hatta polisler bile kılık değiştirir. Siaysetçiler ise kendileri olarak ya da kılık değiştirerek katılırlar.
Alman mizahıyla Türk mizahı çok farklıdır. Biz elimizi korkak alıştırıyoruz. Mizah refah açısından ve demokrasi açısından çok rahat yerlerde yapılamaz. Rahat adam neden çizsin? “

Hayati Boyacıoğlu kimdir?

1960 yılında İstanbul’da doğan Boyacıoğlu, Beyoğlu Fındıklı Lisesi’ni bitirdikten sonra Almanya’ya yerleşti. Berlin’de Alman filolojisi ve gazetecilik dallarında yüksek lisans yaptı. Almanya’ya yerleşen Hayati Boyacıoğlu’nun “Integrationale Begegnungen” (Farklı Kültürlerin Buluşması) adlı bir karikatür albümü bulunmaktadır. Almanya’nın çeşitli eyaletlerinde pek çok kişisel sergi açan Boyacıoğlu’nun yazdığı “Kanaken sind Süpermaenner” adlı kabare, 1985 yılında Ludwigshafen’da Türkçe ve Almanca olarak sergilendi.