Chico & The Gypsies ile Lura, İstanbul ve Bodrum’da sahne alıyor

►26 AĞUSTOS HARBİYE
AÇIKHAVA TİYATROSU’NDA

Yetenekleri konusunda sınır tanımayan ve Gypsy Kings’in başarısının mimarı olan Chico’nun kurduğu Chico and The Gypsies, ABD’de Platin Plak kazanması ve 20 milyon albüm satışıyla Buena Vista Social Club’ı da geride bırakarak dünyanın en büyük müzik hareketlerinden biri haline dönüştü. Chico, Chico & the Gypsies grubunu yönetmekle yetinmeyip, aynı zamanda Unesco’nun özel barış elçisi de oldu.
Zengin seyahat kültürü ve 1936-1939 İspanya İç Savaşı’nın başlamasıyla Katalunya’dan güney Fransa’nın Akdeniz bölgelerine yayılan çingene gelenekleriyle eşsiz bir yakınlık kurdu.
‘’Chico İspanyolca’da küçük çocuk demek. Lakap üstüme yapıştı’’ diyen Chico 16 yaşında ilk gitarını aldı. “Balık için su ne ise gitar da Chico için aynı şeydi. Doğal bir ritim duygum vardı. Kariyer yapmak gibi bir düşüncem yoktu; sadece eğlenceliydi’’ diyor.
Gipsy Kings’in kurucu ortaklarından biri olan ve Djobi Djoba, Bamboléo ve Soy gibi grubun dünya çapındaki en büyük hitlerinde imzası bulunan Chico, coşkulu yaz günleri ve tasasız yaz tatilleriyle özdeşleşmiş durumda. İhtişamlı Flamenko karışımı müziği 80’lerden beri her yerde karşımıza çıkıyor.
Chico & The Gypsies Turkcell Yıldızlı Geceler kapsamında 26 Ağustos’ta Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarıyla buluşacak.
Chico & The Gypsies
Gipsy Kings’in kurucu ortaklarından biri olan ve Djobi Djoba, Bamboléo ve Soy gibi grubun dünya çapındaki en büyük hitlerinde imzası bulunan Chico, coşkulu yaz günleri ve tasasız yaz tatilleriyle özdeşleşmiş durumda. İhtişamlı Flamenko karışımı müziği 80’lerden beri her yerde karşımıza çıkıyor.
Bununla birlikte Gypsy Kings’in başarısının mimarı Chico, yetenekleri konusunda sınır tanımıyor: Grup, ABD’de Platin Plak kazanan ilk Fransız grup olma ve 20 milyon albüm satmasıyla Buena Vista Social Club’ı da geride bırakarak dünyanın en büyük müzik hareketlerinden birine dönüştü.
Chico, kendi kurduğu Chico & the Gypsies grubunu yönetmekle yetinmeyip aynı zamanda Unesco’nun özel barış elçisi de oldu. Sanatçının kayda değer bir hayat hikayesi var: özünde çingene değil fakat zengin seyahat kültürü ve 1936-1939 İspanya İç Savaşı’nın başlamasıyla Katalunya’dan güney Fransa’nın Akdeniz bölgelerine yayılan çingene gelenekleriyle eşsiz bir yakınlık kurdu.
​Chico, Fransa’de doğdu; inşaat sektöründe çalışan babası Faslı, annesi ise Cezayirliydi. Reyes ailesi ile arkadaşlıklarının başladığı Camargue bölgesinde büyüdü. Duayen José Reyes yetenekli bir şarkıcıydı ve kariyerine 60’ların başında Gümüş Eller anlamına gelen Manitas de Plata lakabıyla tanınan Flamenko gitar virtüözü kuzeni Ricardo Baliardo’nun yanında başlamıştı; birlikte manouche (gypsy jazz) efsanesi Django Reinhardt’dan ilham alarak Afro-Küba rumba ritimlerinden etkilenmiş bir müzik stilini popüler hale getirdiler.
16 yaşında ilk gitarını alan müzisyen; balık için su ne ise gitar da Chico için aynı şeydi. ‘’Doğal bir ritim duygum vardı. Kariyer yapmak gibi bir düşüncem yoktu; sadece eğlenceliydi. Sanatçı ’Chico İspanyolca’da küçük çocuk demek. Lakap üstüme yapıştı’’ diyor.
Chico grubun sözcüsü oldu ve neşeli hareketli müziklerinin sahip olduğu uluslararası potansiyeli öngörerek grubun adını Los Reyes’den Gypsy Kings’e çevirmeyi önerdi; fakat grup arkadaşları ilk başta karşı çıktı. İngilizce bir ad kullanmaya gönülsüzlükleri vizyon ve ticari zeka bakımından eksiklikleri olduklarının göstergesiydi. Chico 2006’da Gwenndoline Sauval’ın kaleme aldığı biyografisi Chico, L’âme des Gypsies’de ‘’Dünyanın geri kalanına kapı açabilecek yeni bir isme ihtiyacımız vardı.’’ dedi.
Gypsy Kings’in göçebe yaşam tarzı, birçok yeri gezip görmelerine ve Saint-Tropez’de Brigitte Bardot ile tanışmalarına vesile oldu. Fransız ikon Bardot ‘’Bence muhteşemdiler; onlarla birlikte takılıp gitar öğrenmeye çalışırdım. Onlarla dans ederdim. Müzikleri cezbediciydi. Dans etmemek, şarkılara eşlik etmemek ve el çırpmamak elde değildi. Çalma tarzları öyle neşeli, öyle hayat dolu ve kuvvetliydi ki…’’ demişti.
Bardot, 2010 yapımı ‘’Chico, Un Gipsy Peu Ordinaire’’ “Chico, Sıradışı Bir Çingene” adında bir televizyon belgeselinde Chico’nun ‘’grubu grup yapan kişi, patron’’ olduğunu vurgulayarak abla kardeş gibi olduklarını ve Chico’nun ihtiyaç zamanlarında hep yardımına koştuğunu da ekledi.
Gypsy Kings 1986’da potansiyellerini keşfeden menajer Claude Martinez ile atılım gerç ekleştirdi ve bir sonraki yıl André, Nicolas ve Pablo Reyes ile Tonino, Paco ve Diego Baliardo ve Chico’dan oluşan bir kadro ile grubun adını taşıyan bir çıkış albümü yaptı. Djobi Djoba ve Bamboléo İle Fransız televizyon programlarının olmazsa olmazı haline geldi. Ayrıca aslı Claude François’ya ait, bir Frank Sinatra standardı haline gelmiş Comme D’Habitude/My Way’i kendileri A Mi Manera adlı düzenlemeleriyle yorumladı. ABD’nin ünlü plak şirketi Elektra ile anlaşma yaparak, Meksika, Avustralya ve Londra Royal Albert Hall gibi yerlerde konser vererek dünyaya açıldı.
1990’da Gypsy Kings Los Angeles, Moskova ve Tokyo’da başarılı performanslar sergiledi; fakat Chico grubun en iyi İngilizce konuşan ve en fazla ticari zekaya sahip üyesi olarak menajerlik servisinin aldığı aşırı komisyon payını sorguladı. Diğer Gypsy Kings üyeleri menajer Martinez’in tarafını tutunca Chico zor durumda kaldı ve 1991’de ortaklaşa kurduğu ve adını koyduğu gruptan çıkarıldı. Bu durumun yasal boyutta yansımaları yıllarca sürdü ve Chico’ya büyük miktarda paraya mâl oldu.
Böyle bir durumda çoğu kişi pes ederdi ama Chico etmedi; hep görev insanı olmaya devam ettiği gibi tutkulu bir şekilde özgürlüğe inanıyordu. 1992’de Chico & The Gypsies’i kurarak istifini bozmadan Flamenko rumba yolunda ilerlemeye devam etti ve (1996) Vagabundo, Fransa’da televizyonda reklamı yapılan Fiesta (2013) ve 2011’de yayınladıkları ünlü Fransız şarkıcı Charles Aznavour şarkılarının coverlarından oluşan Chantent Charles Aznavour gibi yaratıcı albümlerle listelere geri dönüş yaptı. Chantent Charles Aznavour albümünün 250 bini aşkın kopyası satıldı. Chico & The Gypsies’in 2012 programında Aznavour, Nana Mouskouri, Cheb Aissa gibi birçok konuk isim yer aldı.
Chico & The Gypsies Eylül 1994’te Harry Belafonte, Montserrat Caballé ve orkestra şefi Zubin Mehta’nın da yer aldığı UNESCO konserine davet edildi. Bu deneyimle Chico’nun barış ve uzlaşmanın gücüne ve müziğin bu süreçte oynadığı role olan inancı sağlamlaştırdı. ‘’Müzik söz konusu olduğunda ne hudut vardır ne de sınır. Müzik insanların arasında bir köprü, bir bağ olabilir,’’ dedi.
2014’te Chico & The Gypsies… & Friends ve 2016 yılında yayınladıkları Color 80’s çalışmalarıyla Chico cezbedici, hareketli, özel müzikler yapmaya devam ediyor.
26 Ağustos’ta Color 80’s 2 albümünü yayınlayacak olan grup Mounin, Joseph, Manitas de Plata’nın torunu Kema, Babato, Tané, Kassaka ve Manitas de Plata’nın torunu Rey’den oluşuyor.
►27 AĞUSTOS BODRUM KALESİ
Cabo Verde’nin hasret, aşk ve deniz kokan şarkılarını tüm dünyaya ulaştıran, son yıllarda dünya müziğinin kazandığı en özel isimlerden biri haline gelen ve kariyerinin en iyi şarkılarını topladığı “Best Of Lura” için çıplak ayaklı diva Cesaria Evora’yı kaybetmeden kısa bir süre önce “Moda Bo” isimli şarkıyı seslendiren Lura, 12.Uluslararası D Marin Klasik Müzik Festivali kapsamında son albümü Herança’nın en güzel şarkılarının da yer aldığı repertuvarıyla 27 Ağustos’ta Bodrum Kalesinde hayranlarına unutulmaz bir akşam yaşatmak için Bodrum’a geliyor.
Lura, 2015 yılında yayınladığı, “Maria di Lida”, “Sabi di Más” ve “Ness Tempo di Nha Bidjissa” gibi enerjik ve hızlı tempolu şarkıların da yer aldığı son albümü “Herança” ile köklerine dönerken, Cabo Verde ruhunu taşıyan en güzel şarkılarını dinleyenlerin beğenisine sunuyor.
Gerçek adı Maria de Lurdes Assunção Pina olan 31 Temmuz 1975 Lizbon, Portekiz doğumlu Lura, Cabo Verde’nin (Yeşil Burun’un) ve atalarının müzikleri ile dünyaya ulaşıyor. Geleneksel Cabo Verde müzikleri olan Morna, Funana ve Batuque gibi Afrika kıyılarının cennet adalarından çıkan tarzları tıpkı, düet yapma şansı da yakaladığı efsanevi yıldız Cesaria Evora gibi tüm dünyaya sunuyor.
Ancak Lura’nın en belirgin özelliği Cabo Verde’nin ruhunu Afrika ve Batı müzikleri ile sentezlediği kendine has tarzı. Babası Santiago, annesi Sao Nicolau asıllı olan Lura çocukken bir yüzme hocası olmak isterken, 17 yaşında teklif aldığı bir Juka düetiyle kaderi değişmiş ve birçok projede ardı ardına bir şarkıcı olarak yer alırken, Paulino Vieira, Bonga, Paula Flores, Bonga gibi birçok isimle çalıştıktan sonra 1996 yılında ilk albümü Nha Vida’yı kaydederek solo kariyerine başlamış. 1997 yılında, AIDS yararına olan Onda Sonora: Red Hot + Lisbon projesinde de yer alan Lura’nın uluslararası büyük çıkışı Carlos Saura filmi Fados ile gerçekleşmiş.
Kısa bir süre içinde uluslararası festivallerin aradığı yıldızlarından biri haline gelen Lura Eclipse albümü için “Müziğimdeki çeşitlilik Cabo Verde’nin doğasında var. Sadece Afrika değil Brezilya, Amerika ve Avrupa’dan gelen müziklerle Cabo Verde’nin müzikleri çok keyifli harmanlanmış. Ama şarkılarımın hepsinin kökleri kesinlikle geleneksel müzikler” diye konuşuyor.
Kariyerinin en iyi şarkılarını topladığı en iyiler albümü “Best Of Lura” için çıplak ayaklı diva Cesaria Evora’yı kaybetmeden kısa bir süre önce “Moda Bo” isimli şarkıyı da kaydeden Lura, 2011 yılında Cesaria anısına “Nós Diva” adlı şarkıyı seslendirdi.
2015 yılında yeni albüm kayıdı için stüdyoya giren sanatçı “Maria di Lida”, “Sabi di Más” and “Ness Tempo di Nha Bidjissa” gibi enerjik ve hızlı tempolu şarkıların da yer aldığı “Herança” adlı son albümünü yayınladı. Lura 12.Uluslararası D Marin Klasik Müzik Festivali kapsamında 27 Ağustos’ta Bodrum Kalesinde hayranlarıyla buluşacak.