CHP’li Adıgüzel: Sağlık Bakanı, gerçek verileri açıklamayarak ‘sansür bakanı’ oldu

TBMM – CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Türkiye’nin Kovid-19 salgın verilerine ilişkin, “Sağlık Bakanı, gerçek verileri açıklamayarak adeta ‘sansür bakanı’ oldu.” dedi.
Adıgüzel, Meclis’te yazı tahtasıyla düzenlediği basın toplantısında, salgına ilişkin “gerçek veriler” olduğunu öne sürdüğü rakamları tahtaya yazdı.
Sağlık Bakanlığının salgına ilişkin verilerinin gerçeği yansıtmadığını, pandeminin Türkiye’de kontrolden çıktığını savunan Adıgüzel, testi pozitif çıkan işçilerin tarım arazilerinde çalışmaya devam ettiğini, çok sayıda vatandaşın hastanelerde sıra beklediğini söyledi.Sağlık Bakanlığının açıkladığı günlük vaka ve vefat sayılarının gerçeği yansıtmadığını öne süren Adıgüzel, “Türkiye’de gerçek günlük vaka sayısı 12 bin civarındadır. Açıklanan yanlış veriler nedeniyle vatandaş da önlem almadan günlük hayatını yaşıyor. Sağlık Bakanı, gerçek verileri açıklamayarak adeta ‘sansür bakanı’ oldu.” diye konuştu.
CHP’li Adıgüzel, pandemi nedeniyle birçok ilde sağlık çalışanlarının hayatını kaybettiğini, Kovid-19 bulaşmayan personelin de psikolojik sorunlar yaşadığını ifade etti.
Özel sağlık kurumlarında pandemi tedavisinin geri ödeme kapsamından çıkarılmasını da eleştiren Adıgüzel, “Sağlık Bakanı sanki salgın sona ermiş gibi, özel sağlık kurumlarını Kovid-19 tedavi geri ödeme listesinden çıkardı. Hastalar evinde tedaviye gönderiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçim bölgesi Ordu’da, mahalle mahalle inceleme yaparak 15 günde 64 vatandaşın Kovid-19 nedeniyle vefat ettiğini belirlediklerini anlatan Adıgüzel, bu rakamın, Ordu’da günde 4 vefata denk geldiğini belirtti. Adıgüzel, “Ordu’nun nüfusu Türkiye nüfusunun yüzde 1’ine denk gelmektedir. Bu durumda günlük vefat sayısı Türkiye’de 400’den az değildir.” ifadelerini kullandı.
Adıgüzel, bilim insanlarının, Çin ve ABD’den bile veri alırken Türkiye’den alamadığını ileri sürdü.
Türkiye’nin salgın sürecinde daha kötü günler göreceğini iddia eden Mustafa Adıgüzel, okulların, ikinci eğitim-öğretim döneminde açılması gerektiğini, ilk dönem okulları açmanın “cinayete teşebbüs” olacağını savundu.