Değişen Dünyada kız çocuğu olmak

Aydın Doğan Vakfı, bu yıl altıncısını düzenlediği 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’nda, küresel salgınlar ve iklim değişikliği gibi ortaya çıkan yeni riskler çağında, kadınların ve kız çocuklarının karşılaştığı toplumsal cinsiyete dayalı zorlukları “Değişen Dünyada Kız Çocuğu Olmak” teması ile gerçekleştirdi

NAZ AKMAN/ANKARA

Aydın Doğan Vakfı’nın, Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Acil Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) işbirliğiyle bu yıl altıncısını gerçekleştirdiği “Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı”nda, küresel salgın ve iklim değişikliğiyle beraber tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüs salgınında kız çocukları ve kadınların karşılaştığı toplumsal cinsiyete dayalı zorluklar masaya yatırıldı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından sekiz yıldır kutlanan Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla Aydın Doğan Vakfı tarafından online gerçekleştirilen etkinliğin bu yılki teması ise “Değişen Dünyada Kız Çocuğu Olmak” şeklinde belirlendi.
Sunuculuğunu Oyuncu Hazal Kaya’nın gerçekleştirdiği organizasyona Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden çok sayıda aktivist katılırken ayrıca Basketbolcu Cedi Osman, milli voleybolcu Bahar Toksoy Guidetti, UNFPA Türkiye Temsilci Yardımcısı Zeynep Başarankut Kan’da gönderdikleri videolarla günün anlam ve önemine işaret ettiler.

Bahar Toksoy Guidetti
Cedi Osman

 

Hazal Kaya

Kaya, “Kız çocuklarının dünyanın her yerinde karşılaşmakta olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliğine vurgu yapıyoruz”
İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkiler, zorunlu göçler, yoksulluk ve afetler kız çocuklarını şiddet, çocuk yaşta evlenme, okuldan ayrılma gibi risklerin kız çocukları ve kadınları daha fazla savunmasız hale getirdiğine dikkat çeken Hazal Kaya, konferansta bu zorluklarla mücadele yollarının tartışılacağını belirtti. Kaya, “11 Ekim, kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların tüm insan haklarından eşit şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla 2012 yılından bu yana Dünya Kız Çocukları Günü kutlanıyor. Bu özel gün kız çocuklarının dünyanın her yerinde karşılaşmakta olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliğine vurgu yapıyor. Türkiye’de ise bu gün Aydın Doğan Vakfı ile BM, UNICEF, UN Women, UNFPA güç birliğiyle her yıl büyüyerek, ödüllü ve uluslararası bir platform haline geldi. 2020 dünyanın büyük bir hızla değiştiği yıl olarak tarihe geçti. Bu süreçte yapılan araştırmalara göre; bu değişimden en fazla kız çocukları ve kadınlar etkileniyor. İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkiler, zorunlu göçler, yoksulluk ve afetler kız çocuklarını şiddet, çocuk yaşta evlenme, okuldan ayrılma gibi risklere karşı daha savunmasız hale getiriyor. Covid-19 gibi küresel salgınlar da bu olumsuz sonuçları oldukça yüksek düzeyde etkiliyor. Bu nedenle bu yıl gerçekleştirdiğimiz konferansımızda küresel salgınlar ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı yeni riskler dolayısıyla kadınların ve kız çocuklarının karşılaştığı toplumsal cinsiyete dayalı engelleri ele alacağız. Kız çocuklarının bu gibi zorluklar karşısında değişim aktörleri olarak nasıl bir rol model üstelenebileceklerini tartışacağız” dedi.

Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vuslat Doğan Sabancı

Sabancı, “İnsanlık tarihine geçecek zor bir tecrübeyi dünya nüfusunun çok yaygın bir kısmıyla birlikte aynı anda yaşıyoruz”

Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vuslat Doğan Sabancı konferans kapsamında, Covid-19 virüs salgınının iki milyar insanı eve hapsettiğini, üretim ve tüketim en alt seviyelere düştüğünü, 20 trilyon dolar kaynağın kısa bir süre içinde tüketildiğini ve yüz binlerce şirketin iflasın eşiğine gelerek, yüz milyon kişinin işsiz kaldığına vurgu yaptı. Sabancı Covid-19’un etkilerine ilişkin, “Bu yıl insanlık tarihine geçecek zor bir tecrübeyi dünya nüfusunun çok yaygın bir kısmıyla birlikte aynı anda yaşıyoruz. Toplam ağırlığı sadece gramlarla ölçülebilecek bir virüsün dünyayı nasıl sarstığına hep birlikte tanık oluyoruz. Bu virüs birkaç hafta içerisinde tam iki milyar insanı evlere kapattı. Üretim ve tüketimi en alt seviyelere düşürdü. Tam 20 trilyon dolar kaynağın çok kısa bir süre içinde tükenmesine sebep oldu. Yüz binlerce şirketin iflasına ve yüz milyon kişinin işsiz kalmasına sebep verdi. Ancak ilginç bir gelişme daha tüm bu olumsuzluklara rağmen dünya üzerindeki toplam hava kirliliği yüzde 75’ini birkaç ay içinde temizledi” diye konuştu.
“Pandemi döneminde dünyanın her yerinde kadına ve çocuğa karşı şiddetin arttığını görüyoruz”
Pandemi sürecinde dünyanın pek çok yerinde kadına ve çocuklara yönelik şiddetin artış gösterdiğini ifade eden Sabancı, “Aydın Doğan Vakfı, dünya kız çocukları konferansının altıncısını gerçekleştiriyoruz. Bu konferans bir kez daha genç kızlarımızın aydınlık geleceğinin olması ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği için çalışan bizleri, bu topluluğu bir araya getirdi. Hayatımız küresel salgınla çok değişti. Peki bu değişimden genç kızlarımız ve kadınlarımızın payına ne düştü? Yaşamın evlerde geçtiği bu pandemi döneminde dünyanın her yerinde kadına ve çocuğa karşı şiddetin arttığını görüyoruz. Bazı bölgelerde bu artış oranı yüzde 30’lara vardı. Maalesef birçok ev içinde cinsel istismarın da arttığı görülüyor. Üstelik cinsel istismara uğrayan kadınlar ve çocuklar pandemi koşullarından dolayı kendilerini istismar eden yakınlarıyla aynı çatı altında kitli olarak kalmaya devam ediyor. Ev işçiliği ve bakım gibi daha az kazanan ve güvencesi olmayan işlerde çalışanların çoğunun kadın olduğunu biliyoruz. Bu dönemde belki de en zor durumda kalan iş kolu onlarınki oldu” dedi.
“Eğitim alanına yaptığımız katkıları bu topraklara olan minnet borcumuzun bir ifadesi olarak görüyoruz”
Türkiye’de karantina sürecinde kadınların erkeklere yaklaşık dört katı fazla ücretsiz iş yapmak durumunda kaldığını belirten Sabancı, “Üstelik işten çıkarılan kadınların sayısı da erkelerin çok üstünde. Bugün sadece kötü tabloyu konuşmayacağız, kız çocuklarının gücünü de konuşacağız. Eğitim, özellikle genç kızların eğitimi vakfımızın ana misyonudur, öncelikli destek alanlarımızdan biri olmuştur. Eğitime verdiğimiz destek ve teşviklerle hem Türkiye ekonomisini güçlenmesine katkı sağlıyor hem de genç kızlarımızın toplumda güçlü bireyler olarak katılımlarını sağladığımıza inanıyoruz. Genç kızlarımızı sadece eğitim süreçlerinde değil, eğitim sonrasında da hiç yalnız bırakmıyor, maddi ve manevi destek veriyoruz vermeye devam ediyoruz. Doğan Ailesi ve Doğan Grubu olarak eğitim alanına yaptığımız katkıları bu topraklara olan minnet borcumuzun bir ifadesi olarak görüyoruz. Kız çocuklarına karşı ayrımcılığın, dışlanmanın ve şiddetin olmadığı bir dünya hepimizin ortak hedefi. Her ne kadar pandemi nedeniyle bu hedefe ulaşmada yolumuza engeller çıkıyor olsa da bunun bir maraton olduğunu unutmayalım ve hızlı adımlarla koşmaktan asla vazgeçmeyelim” sözlerine yer verdi.

UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Nona Zicherman

Zicherman, “Kız çocukları özellikle erken yaşta, zorla çocuk işçiliğine ve evlendirilmeye maruz kalmakta”
Konferans kapsamında konuşan UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Nona Zicherman ise pandemi dolayısıyla eğitimin sekteye uğraması sonucunda olası riskleri sıralayarak, krizle başa çıkılması konusunda sivil toplum örgütlerine çağrıda bulundu. Zicherman günü önemine ilişkin, “Aydın Doğan Vakfı’na, sürekli olarak kadınların ve kız çocuklarının dünyada ve Türkiye’de güçlenmesine yönelik sundukları desteklerden dolayı teşekkür ederiz. Sürekli olarak değişmekte olan bir dünya ve koşullar içerisindeyiz. Covid-19 pandemisi ve iklim değişikliği halihazırda karşılaştığımız güçlüklerin başında gelmekte. Biliyoruz ki çocuklar da orantısız biçimde bu krizlerden sağlıkları ve refahları etkilenecek biçimde en büyük orantısız payı almakta. İklim değişikliğinin sonucu olarak bugün doğan bir çocuk özellikle 71 yaşına gelinceye kadar dört derece daha sıcak bir dünyada yaşayacak. Çocukların şu an neredeyse yüzde 25’i çok kısıtlı su kaynaklarının olduğu bir ortamda yaşayacak. Kız çocukları özellikle kriz bağlamlarında erken yaşta, zorla çocuk işçiliğine ve evlendirilmeye gidecek kadar pek çok olumsuzluğa maruz kalmakta” dedi.
“Kız, erkek çocuklarına bu krizle başa çıkma konusunda destekte bulunalım”
Pandemi nedeniyle 192 ülkede okulların kapanması dolayısıyla çocukların eğitim hayatının sekteye uğradığını, eğitimin kesintiye uğramasıyla birlikte yedi milyon istenmeyen hamilelik, 31 milyon toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlik ve 30 milyon çocuğunun evlendirilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Zicherman, şöyle konuştu:
“Okulların kapanması, temel hizmetlerin kesintiye uğraması ve insanların evlerine kapanmasıyla kadınların ve kız çocuklarının yaşamları çok ciddi şekilde etkilendi. 192 ülkede çocuklar, okullar kapandığı için okula gidememekte, 2,6 milyar öğrenci okula gitmemekte. Özellikle bu kesintiye uğramanın uzun sürede etkisinin yedi milyon istenmeyen hamilelik, 31 milyon toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlik ve yine 30 milyon çocuğun evliliğine neden olacağı öngörülmektedir. İklim değişikliği ve Covid-19’un kız çocukları üzerindeki etkisi bir taraftan çok negatif olurken diğer taraftan kız çocuklarının bu anlamda oynadıkları rolü unutmamak gerekiyor. Bizler bu süreçte evrensel ve nitelikli eğitim alanında çocuklarımızın yetilerini geliştirecek şekilde odaklanmalıyız. Bu özel günde bir kere daha kadınları ve kız çocuklarını bütün potansiyellerini tanıyacak ve gerçekleştirecek şekilde daha eşit dünyaya katkıda bulunacak şekilde önemli olduklarını ortaya koyalım. Bütün kuruluşlar toplumun tüm bireyleriyle bir arada çalışmalı ve kız, erkek çocuklarına bu krizle başa çıkma konusunda destekte bulunalım.