Demokrasi kentinden barış-sevgi ve aşk diyarlarına

AKADEMİK DER’den Çorum ve Amasya Tarih Gezisi

AKADEMİK DER (Akademik Tarih, Eğitim ve Kültür Derneği) tarafından Çorum ve Amasya’ya düzenlenen Tarih Gezisi’nde Hititler-Hattiler’den günümüze kadar geçen dönemlerdeki medeniyetleri yerinde inceleyen bilim insanları, “Bu gezi bizim için bir nevi laboratuar çalışması oldu” dediler. Dernek Başkanı Y. Doç.Dr. Oğuzhan Kavaklı Hattuşa ve Alacahöyük’den sonra Amasya da her bir köşede 18 medeniyetten birine ait eserler gördüklerini ifade etti

HABER MERKEZİ – 8 bin yıllık Barış Şehri Çorum Kalkolitik Çağın karakteristik özellikleriyle (M.Ö. 6000-3000) Eski Tunç Çağında “Hatti Ülkesi” olarak biliniyor. Hititler de yeni yerleşim alanlarını böyle tanımlıyor.
Etilerin başkenti Çorum; Frig, Roma ve Bizans dönemlerini de yaşamış. Selçuklu ve Osmanlı’nın en güzel eserlerini günümüze taşımış.

Y. Doç.Dr. Oğuzhan Kavaklı

İLK ADIM HATTUŞA
AKADEMİK-DER’in tarih gezisi Demokrasi kenti İzmir’den hareketle Hattuşa’dan başladı. 350 yıllık Dulkadiroğulları Konağı’nda İzmirli ekibi ağırlayan Boğazkale Kaymakamı Yunus Ataman bölge hakkında bilgiler verdikten sonra belde ile ilgili projelerini aktardı. Akademisyenlerden Hattuşa’nın tanıtımı için destek vermelerini istedi. Gezi Alacahöyükle devam etti. Çorum’da son durak Çorum Müzesi’ydi.
Boğazkale Müzesinden Murat Kölemen ve Rehber Ahmet Ercan Gül, Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Ercan, Gazeteci Recep Mebet konuklara Büyük Mabet, Aslanlı Kapı, Yazılıkaya ve çevredeki örenyerlerini tanıttı Alacahöyük’den sonra Çorum Müzesindeki çok değerli eserler görüldü.
GÜN BATMADAN AMASYA
Gün batmadan 8 bin 500 yıllık Amasya’ya varıldı. Yeşilırmağa vuran kızıl ışıklar yer yer ırmağı renklendiriyor, güneş ışıkları durgun suda dans ediyordu. Herkes yalı konaklarındaki odalarına yerleşti. Biraz dinlendikten sonra Mısırlılar Konağı’ndaki (Grand Pasha) akşam yemeğine geçildi. Amasyalı gençler İzmirli ekibe müzik ziyafeti çekti. Gençler o kadar güzel çalıyor söylüyordu ki saatler 01:00’i gösterdiği halde kimsenin kalkmaya niyeti yoktu. Bu sevgi,aşk ve huzur kentinin insanları İzmirli konuklarla çok çabuk kaynaştı. Beraber çaldı, beraber söylediler. Yalçın kayalardan gökyüzüne yükselen nağmeler ne kadar güzel bir atmosfer yaratmıştı…
Amasya’nın o kadar güzel bir havası vardı ki sabah 6:00’da herkes ayaktaydı. THM Sanatçısı Adem Alkan mırıldanıyordu:
“Yeşilirmaktan esen seher yelleri
Sevgilimden haber getir…”
MÜZİKLE TEDAVİ
Ekip, kahvaltısını Grand Pasha’da yaptıktan sonra otobüse binilip Bimarhane’nin yolu tutuldu. Adem Hoca bu defa volümü biraz daha yüselterek “Amasya’nın Gençleri”ni söylemeye başladı. Ekip de ona katılınca güzel bir koro oluştu.
Dünya’da müzikle tedavinin denendiği ilk akıl hastanesi (Bimarhane) Amasyadaydı … Ki o dönemler, bugün imrendiğimiz Avrupa’da akıl hastaları “İçine cin girdi” diye zincire vuruluyordu. Dönemin ünlü cerrahları da buradan yetişmişti.
Amasya Üniversitesi Konservatuarına bağlı, zaman zaman konserlerin verildiği bu tarihimekan bugün “Sabuncuoğlu Şerefetin Müzesi” olarak hizmet veriyor. Salonların duvarlarında ameliyat motifleri ve hangi makamın hangi hastalıklara iyi geldiği belirtilen yazılar hala yol gösteriyor. Burada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prpof.Dr.Ramazan İNCİ’nin katkıları da ihmal edilmemeli.
Yeşilırmağı karşı geçerindeki 1-2 katlı konaklar, ırmağın yarattığı, onuyalayarak şifa alan rüzgarın şehrin içlerine kadar yayılmasını sağlıyor. Ve insanların yüzüne can geliyor. Tıpkı İzmir’in imbatı gibi…
AŞIKLAR MÜZESİNDEN ARKEOLOJİ MÜZESİNE
Dedik ya, Amasya “Sevgi, Aşk ve Huzur”kenti. Tabii Aşıklarında bir müzesi var Amasya’da. Ferhat Dağının eteklerinde, Ferhat Su Kanalının hemen yanıbaşında öncelikle “Ferhat ile Şirin” karşılıyor ziyaretçileri, sonra ülkemizdeki tüm aşıklar ve aşk hikayeleri.18 kilometrelik su kanalının yanına kurulan temsili mezarlarla da mesaj veriliyor. Ferhat’ın mezarının üzerinde bir kırmızı gül, Şirin’in mezarında da bir beyaz gül açıyor. Bu güller birbirlerine uzanırken, aradaki çalı gülleri birleştirmiyor.
Amasya Arkeoloji Müzesi’nin en değerli eserleri Hitit Dönemi Fırtına tanrısı TESUP, 8 Türk-İslam mumyası, Meryem Ana Heykeli, Amasya Vilayet Sancağı, Amasya sikkeleri, ahşap sanduka ve taş lahitler. Kalkolitik Çağdan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait eserleri bu müzede görmek mümkün. Bu müzelerin dışında 3 müze daha var. Hazeranlar Konağı, Hat-Tezhip Müzesi ve Milli Mücadele Müzesi.
II. BAYEZİD KÜLLİYESİ
Sultan Bayezid adına oğlu Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından yaptırılan (1481-1485) külliyede cami, medrese, imaret, şadırvan ve kütüphane, muvakkıthane mevcut. Ayrıca bu mekanlara Amasya’nın minyatür bir maketi de eklenmiş.
AMASYA KALESİ
Harşena Kalesi 1075’de yapılmış ve birçok defa onarım görmüş. Kalede zindanlar/ hapishane, cami, sarnıçlar/ su depoları, dehliz (cilanbolu) mevcut. 8 savunma kademesinden oluşuyor.
Kayalara işlenmiş 18 kralkaya mezarı ve Kızlar Sarayı kentin seyir terası gibi.
Hamamlar ve tarihi camilerle donatılmış Amasya’da 74 adet evliya var ve bunların birisi, bir kadın evliyaya ait.
Yıkılmakta olan Bedesten yeniden restore edilmiş. Bugün güzel bir çarşı olarak hizmet veriyor. Aynı şekilde Büyük Ağa (Hüseyin Ağa) medresesi de kullanılır halde.
Coğrafyacı Strabon, Hattad Şeyh Hamdullah ve Zembilli Ali Efendi’nin memleketi AMASYA, tarihi zenginliğiyle beraber çevre güzellikleriyle de göz dolduruyor. Amasya’da bir gören bir daha görmek istiyor. Aşık oluyor, seviyor ve huzur buluyor…
MİLLİ MÜCADELE MÜZESİ
Binlerce tarihi eser ve birçok medeniyeti bağrında barındıran Amasya’da en önemli gelişme Saraydüzü Kışlasında imzalanan “Amasya Tamimi”
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı tamim ve kurtuluş mücadelesi söz konusu olduğunda 17. Dönem Amasya Milletvekili Savaş Arpacıoğlu devralıyor rehberliği. Atatürk’ü 10 gün evlerinde misafir eden ve sonra da bu evi müze olması için bağışlayan Arpacıoğlu Ailesi’nin Tamimin hazırlanmasında da katkısı var. Atatürk’ü karşılayan Heyetin başkanı Savaş Arpacıoğlu’nun dedesi, Tamimin raportörü de diğer dedesi.
Dernek Başkanı Y. Doç.Dr.Oğuzhan Kavaklı, “Amasya’ya gelişimizden ayrılana kadar Savaş Arpacıoğlu’yla birlikte liseden arkadaşım Hasan Varış’ın, Amasya Müzesinden Arkeolog Muzaffer Doğanbaş ve birçok yerel yöneticinin Yeşilırmak Gazetesi, Sahibi Zeki Karadayı ve Amasya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cihan Okur’un katkıları var. Hepsine de ayrı ayrı teşekkür borçluyuz” diyor.
ŞEHZADELER DİYARI
Bazılarına padişahlık nasip olmasa da bir çok Osmanlı şehzadesi yönetim deneyimini Amasya’da kazanmış. Amasyalılar da “Şehzadeler Yolu”nda onların büstlerini sıralayarak Ferhat ile Şirin heykeliyle ve Ferhat Çeşmesiyle yolu tamamlamışlar.
Daha çok gezecek yer varı ama zaman bitti, İzmir Ekibi de Amasya’yı terketti. Tabii özlemle, hüzünle. Bir daha görüşmek üzere…