Diyetin ardındaki psikolojik sebepler

Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Rafiye Dağistan
Biyopsikososyal açıdan beden, beyin, ruh ve çevre etkileşimini inceleyen bilimsel diyet programı olarak bilinen “Psikodiyet” alanında ilk olarak online hizmetle başlayan Diyetisyen Esra Irmak ile Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Rafiye Dağistan’ın Çözüm Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde bu alanda verdikleri hizmetleri konuştuk

NAZ AKMAN/ANKARA- Beslenme tutumlarını geliştirme, beslenme alışkanlıklarıyla duygusal dünya arasındaki bağı keşfetme ve sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getirmeyi amaçlayan “Psikodiyet” multidisipliner yaklaşımla beslenme kontrolünü hedefliyor. Uzmanlar, diyette, beslenme ve egzersiz kadar önemli role sahip olan psikolojinin, yeme davranışlarını etkilediği belirtiyor. Fiziksel ve ruhsal sağlığın korunması için geliştirilen psikodiyet, yemek yeme davranışının yalnızca fizyolojik açlık sonucu ortaya çıkmadığını savunuyor. “Duygusal yeme”, kişinin ruh haline göre; aşırı mutlu, üzgün, öfkeli, sinirli veya mutsuzken yemeğe yönelmesine neden oluyor. Duygusal yemeyle birlikte kilo kontrolünü sağlayamayan bireyler bu kez aşırı kilo artışı nedeniyle yeni bir psikolojik travma yaşayabiliyor. Aslında hem yemek yememizi etkileyen hem de yemek yedikten sonra mutsuzluğa neden olan bu psikolojik faktör, aynı zamanda diyet yaparken de bir bariyer olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar tam da bu noktada önemli bir role sahip olan psikolojinin diyet sürecine dahil edilmesiyle ruhen ve fiziksel yönden tam bir iyilik halinin sağlanabileceğini belirtiyor.
İki çocukluk arkadaşı  Diyetisyen Esra Irmak ile Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Rafiye Dağistan’ın, beslenme ve psikolojik danışmanlık hizmeti sunmak için ilk olarak online ortamda başlayan şimdi ise fiziksel ortamda devam ettirdikleri “Çözüm Psikolojik Danışmanlık Merkezi”nde bu alanda yürüttükleri çalışmaları konuştuk.

Diyetisyen Esra Irmak

Irmak ve Dağistan, “Fiziksel ve ruhsal sağlığı korumak için bir aradayız”
İlk olarak “Ruhe PsikoDiyet Danışmanlık” adıyla online ortamda hizmete başlayan Irmak ve Dağistan, sağlığın, beden, ruh ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olduğu görüşünü benimseyerek, bedence ve ruhça iyilik halinin sağlanmasını hedefleyen psikodiyeti uyguluyor. Online hizmetin ardından Ankara’da Çözüm Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde yüz yüze danışmanlık hizmeti de vermeye başlayan ikili, beslenme ve psikoloji alanlarını bir araya getiren Psikodiyete ilişkin, “Psikodiyetin amacı sağlıklı beslenme tutumları geliştirmek, beslenme alışkanlıkları ile duygusal dünya arasındaki bağı fark ettirmektir. Çünkü ilişkilerimizde yaşadıklarımız, geçmişteki travmalarımız, ebeveyn-çocuk ilişkilerimiz, sosyal çevremiz vb. birçok etken yediklerimizi ve yeme davranışlarımızı etkiliyor. Biz de diyetisyen ve psikolojik danışman olarak bireylerde fiziksel ve ruhsal sağlığı korumak için bir aradayız” diyor.
Fiziksel ve duygusal açlık
Psikolojimizin yeme alışkanlığımız üzerinde büyük etkisi olduğunu ifade eden Irmak ve Dağistan, duygu durumlarına karşı gösterilen yeme alışkanlıklarının kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirtti. Fiziksel ve duygusal açlık arasındaki farkları değerlendiren Irmak ve Dağıstan, duygularımızın yeme alışkanlığımız üzerindeki etkisine ilişkin, “Öncelikle hepimiz birey olarak biriciğiz ve birbirimizden farklıyız. Gün içinde yaşadıklarımız ve bunlara verdiğimiz tepkiler, duygu durumlarımız farklılık gösterir ve yediklerimiz elbette bundan etkilenmektedir. Duygu durumlarımıza karşı gösterdiğimiz yeme davranışlarımız da farklıdır. Kimisi stresliyken kimisi mutluyken daha fazla yemek yemeyi tercih eder. Yemek yemeden önce düşünmemiz gereken aç olan bedenimiz mi, duygularımız mı? Kısaca bahsedecek olursak duygusal açlık siz tokken bile sizi yemeye tetikler. Genelde can sıkıntısı, yalnızlık, üzüntü gibi duygular nedeniyle aniden ortaya çıkar ve bu açlığı hemen gidermenizi emreder. Duygusal açlıkta çoğunlukla yağlı, şekerli ve yüksek kalorili besinler tercih edilir. Sonrasında bir suçluluk duygusu gözlenebilir. Fiziksel açlık ise fizyolojik ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkar. Doyurulması gereken duygular değil bedendir. Farklı yiyecek alternatiflerine açıktır, belli bir yiyeceği istemez. Doyum sağlandığında fiziksel açlık ortadan kalkar ve bir genel olarak suçluluk duygusu gözlenmez” dediler.
Salgın, yeme alışkanlıkları ve ruhsal dengenin rutinlerini nasıl etkiledi?
Salgın sürecinde beslenme alışkanlığında değişiklikler yaşandığı, eve kapanmayla birlikte mutfakta fazla zaman harcandığı ve sonuç olarak kısıtlamaların fazla yemeye neden olduğunu söyleyen Irmak ve Dağistan, bu dönemde psikodiyete duyulan ihtiyacı şöyle anlattılar:
“Evde güvende olduğumuz bu süreçte toplum olarak stres seviyemiz çok yükseldi. Evde vakit geçirmeye özlem duyarken, salgın nedeniyle oluşan zorunluluk süreci yeme alışkanlıklarımızın ve ruhsal dengemizin rutinlerini olumsuz etkiledi. Bu süreçte gündüzleri ekmek yaptık, akşamları egzersizler yaptık. Özellikle yaşadığımız süreç psikolojik ve fiziksel dengemizin ayrılmaz bir bütün olduğunu bize daha iyi gösterdi. Kısıtlamalar bizlere fazla yeme isteği olarak yansıdı. Evde nasıl vakit geçireceğimizi bilemememiz herkesi mutfağa yöneltti ve istenmeyen kilolar alındı. Bu nedenle yaşadığımız bu süreçte ruh sağlığı danışmanlığı ve beslenme danışmanlığının hayatımızın aslında önemli parçası olduğu anlaşıldı. Bu farkındalığı toplum olarak kazandığımızı düşünüyoruz açıkçası bunun için mutluyuz. Tekrar vurgulamak isteriz ki bedensel ve ruhsal sağlık ayrılmaz bir bütündür, her birey biricik ve özeldir, bu nedenle fizyolojimiz ne kadar sağlıklı ise ruhsal açıdan da o kadar sağlıklı oluruz. Uzman desteği almaktan çekinmemek gerekiyor.”
“Diyet, kişilere sağlıklı beslenme davranışlarını aşılayarak hem bedensel hem ruhsal bir doyum sağlar”
Diyetin kişilere sağlıklı beslenme davranışlarını aşılayarak hem bedensel hem ruhsal bir doyum sağladığını ifade eden Irmak ve Dağistan, diyet yaparken psikolojinin önemine işaret ederek, diyetteyken en sık yapılan düşünce hatalarına değindiler. Diyetin kilo vermeden ibaret olmadığını doğru beslenmenin yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğini belirten Irmak ve Dağistan, “Birey öncelikle kendini her haliyle sevmeli ve diyet yaparken amacı da daha sağlıklı bir bedene kavuşmak olmalıdır. Diyet denilince akla ilk olarak zayıflama gelmektedir fakat bireyler diyabet, hipertansiyon gibi birçok hastalık tedavisinde beslenme danışmanlığına ihtiyaç duyarlar. Diyet, kişilere sağlıklı beslenme davranışlarını aşılayarak hem bedensel hem ruhsal bir doyum sağlamaktadır. Bedensel sağlık ve ruhsal sağlık birbirinden ayrı düşünülemez. Öncelikle en sık yapılan yanlışlardan biri, sağlıklı olmak için çözümü birtakım tozlarda, çaylarda, detokslarda aramaktır. Sağlığınızı iyileştirmek adı altında ticari amaçla satılan bu ürünleri kullanmamak gerekiyor, çevrenizde kullanan kişiler varsa mutlaka uyarmalı. Sağlık kazanılması zor, kaybedilmesi ise kolay olan bir durumdur. Bu nedenle bir beslenme uzmanından yardım almadan sosyal medyadan gördüğünüz diyetleri, detoksları uygulamayınız. Diyet kişiye özgüdür. Ruhsal ve fiziksel sağlığınızı düşünerek hareket edin. Diyet bir süreçtir ve bu süreçte profesyonel destek almalısınız. Sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getirmek gerekiyor. Sağlığınızı riske atacak hızlı kilo kayıpları amaçlamamalısınız” dediler.
“Çocuğunuz üzerinden kıyaslama yapmadan önce ihtiyacını anlamaya çalışın”
Ebeveyn olarak çocukların doğru yeme alışkanlığı kazanması için yapılması gerekenleri sıralayan Irmak ve Dağistan, son olarak, “Beslenme ana rahminde başlayan bir süreçtir ve en temel fizyolojik ihtiyaçtır. Çocuklar rol model olarak anne ve babayı baz alırlar. Hayatındaki her şeyi ilk olarak sizlerden öğrendikleri gibi beslenme davranışlarını da sizlerden öğrenmektedirler. Bu noktada çocuklarınıza besin olarak ne sunduğunuz çok önemlidir. Doğru besin seçimlerinin yapabilmesi için onlara sağlıklı bir zemin hazırlamaya çalışın. Yaşa ve ruhsal duruma bağlı olarak her çocukta zaman zaman besin ayırt etme, iştahsızlık ya da çok yeme gibi yeme davranışları gözlenebilir. Bu durumlarda sabırlı olmakla birlikte çocuğunuzu anlamaya çalışın. Çocuklarınızla birlikte mutfağa girmek ve onlara yiyecek hazırlama fırsatı sunmak, sevmediği bir besini farklı şekillerde pişirerek tekrar tatmasını sağlamak doğru yeme davranışları kazanmasını sağlayacaktır. Bu konuda en sık yapılan yanlışlar çocuk yemek yemek istemediğinde ısrarcı olmak ve aç olduğunu düşünerek doyması için çocuğun en sevdiği besini sırf doyması için ona sunmaktır. Çocuğunuz üzerinden kıyaslama yapmadan önce ihtiyacını anlamaya çalışın. Büyüme ve gelişmesi normal ise iştahta yaşadığı dalgalanmaları gözünüzde büyütmeyin ve sabırlı davranmaya devam edelim. Mutlu ve huzurlu bir yemek ortamı sağlayalım. Her çocuk etine dolgun ve yanaklı olmak zorunda değil, böyle olmadığı için çocuğunuzun sağlıksız olduğunu düşünmeyin” sözlerine yer verdiler.