Dünya değişiyor, kafalar değişmiyor

Mehmet Necati GÜNGÖR

Dünya başdöndürücü bir hızla değişiyor.
Teknoloji almış başını gidiyor.
Endüstri 4.0 konuşuluyor artık.
Birbiriyle anlaşan, konuşan robotlar dünyası diyebiliriz.
Düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, bir o kadar da yüksek güvenirlilikte çalışan donanımlar ve donanımları çalıştıracak yazılımların endüstri ile buluşturulması.
Dünya, yani insanlık büyük bir hızla yeni dünyalara, yeni keşiflere, yeni icatlara doğru koşarken, bazı kalıplaşmış zihniyetlerin halâ yerinde sayıyor olmaları şaşırtıcıdır.
Bunları hem aşırı sağda, hem aşırı solda görüyoruz.
Cemil Meriç, bunlara bakarak bir “izm” tarifi yapıyor ve diyor ki:
“İzmler, bir topluma giydirilmiş deli gömlekleridir.”
Yani saplantılar, yani değişmez, değiştirilemez sabitiler.
Bu kafadakilerle değil dünyayı değiştirmek, Of’a bile gidilemez.
Neymiş efendim, adayların kökü anlardan olsunmuş.
Eee, o adaylarla kazanamayacaksan kökü senden olmuş, ondan olmuş ne çıkar?
Seçmen tercihleri neyi gösteriyorsa o.
Sağ seçmenin olduğu bir kente ya da ilçeye solcu birini aday olarak çıkarırsanız sonuç alamazsınız.
Ya da, sol seçmenin ağırlıkta olduğu bir yöreye sağcı bir adayın konulması.
Bırakın bu takıntıları da, yüzünüzü gerçeğe dönün.
Gerçek size hangi fotoğrafı gösteriyor, ona bakın!
İstanbul, bu bakımdan önemli bir laboratuvar.
İstanbul’a sağcı, ya da solcu, kürt, ya da Türk kökenli adaydan çok, her kesimden oy alabilecek bir aday gösterilmeli ki kazanılsın.
Çeşitli isimler telaffuz ediliyor.
İstanbul’u ne aşırı soldan, ne aşırı sağdan bir adayla almak mümkün değil.
Her kesime yakın olacak, saplantısı olmayacak, hizmet amacı güdecek bir aday.
Etrafımıza bakıyoruz, iktidar da, muhalefet de böyle bir aday çıkarmanın peşinde.
İstanbul, Türkiye’nin özeti.
İstanbul’u alan Türkiye’yi de alıyor.
Türkiye’yi alan iktidar oluyor.
Demek oluyor ki; İstanbul demek iktidar demek.
O halde bırakın saplantılarınızı da, İstanbul’u alacak, ona hizmet edecek insanları değerlendirin.