ENGÜRÜ, Terennüm Klâsik Türk Müziği Topluluğu’ndan çok özel bir konser

Ankara’nın amatör müzik toplulukları yeni yıl konserlerini peş peşe veriyor. Bu alanda ciddi çalışmaları ile ön sıralarda yer alan ENGÜRÜ Türk Müziği Derneği, Terennüm Klâsik Türk Müziği Topluluğu da yeni yıl konserinde müzikseverlerle birlikte oldu. Zeki Ârif Ataergin ve Mustafa Nâfiz Irmak şarkılarından oluşan repertuar izleyicilerden tam not aldı.

ÇOK ÖZEL İKİ BESTEKÂRDAN 18 ESER SESLENDİRİLDİ

Sayıları 300’ü bulan Ankara amatör Türk müziği topluluklarından ENGÜRÜ Türk Müziği Derneği, Terennüm Klasik Türk Müziği Topluluğu yeni yıl konserini 30 Ocak Cumartesi günü DTCF Fârâbî Salonun’nda verdi. Sunuculuğunu Faruk Cenap Erdoğan şefliğini Vedat Kaptan Yurdakul’un yaptığı konserde topluluk, beş eserden oluşan mini faslın ardından Zeki Ârif Ataergin ile Mustafa Nâfiz Irmak’ın bir birinden değerli ancak çok bilinmeyen ve seslendirilmeyen eserlerinden oluşan bir repertuar sundu.

Konserin sunuculuğunu yapan Faruk Cenap Erdoğan açılış konuşmasında müziğimizin bu günkü hali ve bestekârların seçilme nedenlerini şu cümlelerle dile getirdi:

Mûsıkî, öyle bir âlem ve öyle bir derya ki…

Hikâye edildiğine göre; Dede Efendi’ye sormuşlar:

“Musikiyi bize nasıl anlatırsın?” diye…

O da: “Mûsıkî bir deniz, ben paçalarımı sıvadım, girmeden gidiyorum” demiş.

İçine girdikçe hiçbir şey bilmediğimizi anladığımız bu bilim, öğrendikçe bilinmezliğini artırıp, benlik duygusunu aciz bırakıveriyor.

Klâsik dönemden, Cumhuriyet yıllarına ve son döneme geldikçe mûsıkînin zaman içinde farklılaştığını hepimiz görüyoruz.

Değişen toplumsal düşünce ve anlayış kendini san’at içinde öyle güzel anlatıyor ki!

Bir zamanlar bu müziğin icrasında, eserlerin, tavır ve üslubun düzgünlüğü çok önemliydi. Bu alanda tanınan bestekâr ve sanatçılar mutlaka işinin ehli kişilerdi. Bugün de var tabii ama sayıları çok az.

Asaletini, derinliğini, kültürünü, kimliğini kaybeden bir Türk Müziği hangi sanatçıyı ve dinleyiciyi mutlu eder? Zaman geçmiş; zaman, deliller bırakarak tüketmiş kendini. Her geçen gün, bir öncekini özletir olmuş, ne tuhaf!

Ne besteler eskisi gibi, ne yorumlar…

Düşündük: “Neydi bu kadar farkı yaratan?”

Yine “sevgi”ye geldi cevabı.

Çıkarsız, kalbî, ümitle, coşkuyla sevmek. Her alanda olduğu gibi, musikide belki daha da önemli sevmeyi bilmek, yaşamak, emek vererek çalışmak ve inanmak.

İşte bunları düşünerek icra etmeye karar verdik Zeki Ârif Ataergin ve Mustafa Nâfiz Irmak şarkılarını.

Bu bestekârların eserlerinin önemli bir kısmı herkesin okuyabileceği eserler değil. Zaten kimseler de bu zorluğa katlanmak istemediği için birçok eserini nadiren dinleyebiliyoruz bu bestekârlarımızın. Okumak için olduğu kadar, dinlemek için de emek vermek gerekiyor.

Topluluk 7’si Zeki Ârif Ataergin, 11’i Mustafa Nâfiz Irmak bestesi toplam 18 eser seslendirdi.

PİYANİST GÜLSİN ONAY, ZERAFETİ VE YETENEĞİ İLE GÖZ KAMAŞTIRDI

Müzik kariyeri, Arjantin’den Japonya’ya uzanan bir coğrafyada 5 kıta ve 72 ülkeyi kapsayan Gülsin Onay, Beylikdüzü Belediyesi Kültür Merkezi’nde hayranları ile buluştu. Yoğun bir alkış ile karşılanan sanatçı konserine Chopin’in önemli bir eseri ile başladı. Piyano tuşlarına her bir dokunuşta dinleyiciyi kendine hayran bıraktıran Gülsin Onay; o gece adeta müziğin kraliçesiydi. Eşsiz müziği ile kulaklara hitap ettiği kadar zarif hareketleri ve şık görüntüsüyle de gözleri kamaştıran Onay, bir sanatçının sahneyi nasıl kullanması gerektiğini sanatsal tavırları ile gösterdi. Konserde Chopin’in yanı sıra Mozart ve Liszt gibi ustaların eserlerden de çaldı. Program bitiminde dakikalarca alkışlanan Onay’a çiçek takdimini ise Belediye Meclis Üyeleri M. Deniz Çakıroğlu, Doğan Subaşı ve Başkan Danışmanı Erhan Bayladı yaptı.

Gülsin Onay’ı “Duyarlı bir kesinliğe ve zekice bir parıltıya, en hassas şeyleri bile maharetli parmaklarına neredeyse gülümsercesine emanet etme yeteneğine sahip ve tutkulu bir sanatçı. Hayal gücü yüksek, mükemmel bir piyanist” olarak tanımlayan Dünyaca ünlü müzik eleştirmeni Peter Cosse de bu cümleleri ile sanatçısının başarısını ortaya koyuyor. Türkiye’nin en önemli bestecilerinden biri Ahmed Adnan Saygun’un öğrencisi olan ve onunla uzun seneler çalışan Onay, bugüne kadar dünyanın belli başlı tüm müzik merkezlerinde dinleyicilerle buluştu. Sanatçı Dresden Staatskapelle, İngiliz Kraliyet Filarmoni, Philharmonia Orkestrası, İngiliz Oda Orkestrası, Japon Filarmoni, Münih Radyo Senfoni, Saint Petersburg Filarmoni, Tokyo Senfoni, Varşova Filarmoni, Viyana Senfoni gibi önemli orkestralarla da konserler verdi.

Gülsin Onay’a 1987 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1988 yılında Boğaziçi ve 2007 yılında Hacettepe Üniversiteleri tarafından Fahri Doktora ile onurlandırıldı. Onay, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Solisti olup, Bilkent Üniversitesi’nin de Sürekli Sanatçısıdır. Yurtiçi ve dışında pek çok yardım konseri veren Gülsin Onay, 2003 yılında UNICEF Türkiye Milli Komitesi tarafından “İyi Niyet Elçisi” seçildi. Sanatçıya ayrıca Sevda-Cenap And Müzik Vakfı tarafından 2007 Onur Ödülü Altın Madalyası ve Donizetti 2011 Klasik Müzik Ödülleri Yılın Piyanisti ödülü, 42. İstanbul Müzik Festivali’nin 2014 “Onur Ödülü” verildi.