Erciyes Antik, eski kilimlerle geçmişe uçuruyor

Erciyas: Anadolu kilimleri tüm dünyada ünlüdür

Ankara Kale’de yer alan Erciyes Antique Shop’un sahibi Arif Erciyas, sattığı eski kilim ve halılarla insanı âdeta geçmişe uçuruyor. 45 yıldır Kale ve civarında dükkânı olan, bölgenin en eski esnafından Erciyas, Anadolu kilim ve halıları ile meslek aşkını 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

SULTAN YAVUZ – Arif Erciyas, Ankara Kale’de yer alan Erciyes Antique Shop’ta başta eski kilim olmak üzere pek çok antikayı meraklısıyla buluşturuyor. Kale’nin en eski esnaflarından olan Erciyas, 45 yıllık meslek hayatının başlangıcını eski bakır ve gümüş satışıyla yapmış. Koç Müzesi’nin alt tarafında yer alan Salman Sokak’ta 1988 yılında büyük bir yangın sonucunda oradan ayrılmak zorunda kalan Erciyas ailesi, baba ve kardeşlerle yürüttükleri dükkânları bir süre sonra ayırmışlar.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi parçaları alıp satan Erciyas, “Babam bu mesleği çok severek yaptığı için biz de sevdik. Eskiyi sevmezseniz, devam ettiremezsiniz” diyor. Antikacılık yaparken aynı zamanda eğitim hayatına da devam eden Erciyas, daha sonra üniversiteden ayrılarak antikacılıkta karar kılmış. Emekli olmasına rağmen, çok sevdiği için mesleği bırakamadığını söyleyen Erciyas, aynı zamanda arkeolojik paçalarla da ilgilendiğini ve antika aşkının yıllar içinde derinleştiğini kaydediyor.
Erciyas, mesleği için şunları söylüyor:
“Tarihle ilgilenmezseniz, eskiyi sevmezseniz bu işe yanaşmazsınız. Bu iş hem sevgi hem de ilginin bir araya gelmesiyle yapılabilir. 45 senedir içinde olmama rağmen, bilginin ancak yüzde 50’sine vakıf olduğumu düşünüyorum. Öğrenmenin sonu yok. Branşlaşsanız da her şeye ilgi duyuyorsunuz. Hayatın her parçasını, mesela antropolojiyi bilmeniz lazım. Her dönemin kendine özgü bir hayat tarzı, işçiliği ve sosyolojisi var ve siz bulduğunuz her parça ile o dönemin heyecanını yaşıyorsunuz. 1000 yıllık bir parçayı düşünün, birileri onu kullanmış ve siz de aynı hissi almaya çalışıyor, araştırıyor ve her geçen gün yeni bir bilgi ediniyorsunuz.”
“200 senenin üstünde yaşı olan kilim sattım”
Erciyas, yıllar içinde yünün nasıl yapıldığı, kök boyası gibi el yapımı kilim ve halıların tüm üretim sürecini öğrendiğini ve bu bilgilerin alıcıya aktarılmasının öneminden bahsediyor. Gördüğü bir el dokumasının hangi yöreye ait olduğunu kolayca anlayabildiğini belirten Arif, “Üstündeki desenler, kullanılan materyaller, iplikler ve dizaynı o yöreye özgüdür. Her yörenin kendine ait tarzı vardır” diyor.
Sattığı kilimler arasında en yaşlı olanın 200 yılın üstünde olduğunu vurgulayan Arif, “Nadir bulunan, Kömürcü diye bilinen bir kilimdi, çok güzeldi. Sattığıma sonradan pişman oldum çünkü dengi yok, çok keyifli bir kilimdi. O güzellikteki bir kilimi bir daha bulamadım. Elimde 120, 90 yıllık halı ve kilimlerim mevcut” diyor.
Erciyas, sattığı parçalar içinde unutamadıkları arasında, Sivas Şarkışla’ya ait şah modeli denilen 14 buçuk metrekarelik kilimin olduğunu anlatıyor. Rusya’nın dağılmasının ardından Gürcistan, Dağıstan, Azerbaycan ve Türkmenistan kilimlerinin geldiğini, onlar arasında yer alan bir Avar kilimini de unutamadığını ifade ediyor. el dokuması ipekten yapılan, Sivas’ın Fındık yöresine ait bel bağının da aklında kaldığını kaydeden Erciyas, “Bu çarkın dönmesi için satmamız gerek, seviyorsunuz, bazen satmak da istemiyorsunuz ama eninde sonunda başka bir parça geliyor ve sizin ilginiz de ona yöneliyor. İşimizde süreklilik olduğu sürece her gün yeni şeyler göreceğiz” diye belirtiyor.
Fabrikasyon kilim, el dokuması kilim
Erciyas, fabrikasyon halı ve kilimlere günümüzde daha fazla rağbet gösterildiğini ancak zaman içinde el dokumalarının kıymetinin bilineceği görüşünde. Erciyas, aradaki farklılığa şöyle dikkat çekiyor:
“El dokuması için elde edilen yün, koyundan kırkıldıktan sonra temizleme aşamasına tabi tutulur. Sonra boyanır, kirman ya da çıkrıkla iplik aşamasına getirilir. Natürel boyalar da doğadaki bitkilerden elde edilir. Makine ile bir seccade boyu kilim bir saatte yapılırken, el dokumasında bir ayı alır. Bunları algılarsanız, aradaki farkı da görürsünüz. Burada emek ortaya çıkıyor. Benim evimde makine halısı yoktur, sentetik, kimyasal boyalı halıların stresi artırdığı, elektriklenmeyi çoğalttığı zaten biliniyor. Diğerinden her şey doğal…”
El dokumacılığının günümüzde çok azaldığını kaydeden Erciyas, bunun nedeninin zanaatkârların emeklerinin karşılığını alamaması olduğunu vurguluyor. Kooperatifleşme yoluna giderek bu sorunun halledilebileceğine dikkat çeken Erciyas, “Birleşme olmadığı sürece kısa sürede kaybolmaya mahkûm” diyor.
“Pazırık halısı nasıl unutulmuyorsa, Anadolu kilimi de sürecini devam ettirecektir”
Anadolu halı ve kilimlerinin Orta Asya’dan gelen bir süreçte şekillendiğini söyleyen Erciyas, İran, Afgan, Türkmen ve Azeri kilim dizaynlarının olduğunu belirterek, şunları ifade ediyor:
“Her toplum, renkleriyle, yaşadıkları ortamın koşullarına uygun olarak ona özgü dokuma tekniği geliştirmiştir. Türk düğümü mesela tüm dünyada geçerlidir. İran dokuması çok detaylı ve incedir. Anadolu’ya özgü teknikte ise Hitit motifleri, ana tanrıça, eli belinde, hayat ağacı gibi yaşanmışlık ve kültürel aktarımı görürsünüz. Pazırık halısı nasıl unutulmuyorsa, Anadolu kilimi de sürecini devam ettirecektir…”