Erdoğan: Anlayış birliğine vardığımıza inanıyorum

TBMM – Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile ilişkiler konusunda, “Türkiye, siyasetin ve diplomasinin imkanlarını sonuna kadar kullanmayı savunan bir ülke olarak, bu meseleyi müttefiklik ruhuna uygun şekilde çözmek için üzerine düşenleri yapmaya devam edecektir. Yeter ki bizim hakkımıza, hukukumuza, hassasiyetlerimize riayet edilsin. Bu yapıldığı sürece dostlarımızla sonuna kadar yol yürümekten asla geri durmayız, çekinmeyiz. Sayın Trump ile önceki akşam tüm bu konularda tarihi öneme sahip bir anlayış birliğine vardığımıza inanıyorum.” dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarıyla daha aşağılarda yuvalanan DEAŞ artıklarının bulunduğunu belirtti.
Suriye meselesinin çözümünün formülünü, hep bu ülkenin toprak bütünlüğüyle her kesimin hakkını hukukunu koruyacak ve beklentileri karşılayacak yeni anayasa ve özgür seçimler olarak ifade ettiklerini anımsatan Erdoğan, bugün de aynı noktada olduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un “Zulmü Alkışlayamam” şiirini okuyarak, “Zulmü alkışlamayacak, istiklalimize de sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Tabii şu gerçeği de çok iyi biliyoruz; Suriye’yi kan ve gözyaşı gölüne çeviren nice güçler, bölgede cirit atarken Türkiye’nin elleri kolları bağlı bir şekilde beklemesini isteyenler, aynı krizi bizim topraklarımıza taşıma hesabı yapanlardır. Hiç kimseye böyle bir fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Kendimizle birlikte Suriyeli kardeşlerimizin haklarını sonuna kadar savunacağız.” diye konuştu.
ABD ile Suriye meselesinde uzunca bir süre farklı yaklaşımlara sahip olduklarını ve bu durumun kendilerini üzdüğünü anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Niye üzdü? Çünkü biz, stratejik ortağız. Olaylara farklı yaklaşımlarımız olabilir ama aynı hedefe kilitlenmek üzere olur. Aynı hedefe kilitlenme değil de farklı hedef olunca, açılar da farklılaşır bu defa farklı yerler vurulur. Özellikle Obama döneminde bize verilen sözlerin yerine getirilmemesinden tutun da terör örgütleriyle ‘al takke ver külah’ ilişkilerine kadar pek çok sorunlu konuyla ilişkilerimiz adeta zehirlendi. Sayın Trump’ın başkan seçilmesinin ardından, kendisinin Suriye meselesinde farklı yaklaşımlar içinde olduğunu görmekten tabii ki memnuniyet duyduk. Ancak bize ifade edilen bu yaklaşımlar, maalesef uzunca bir süre fiilen sahaya yansımadı. Bunun üzerine biz de kendi politikalarımız doğrultusunda askeri harekat planlarımızı tamamlayıp hazırlıklarımızı yaptık. Geçtiğimiz ay tam sahaya çıkmak için hazırlıklarımızı son kez gözden geçirirken Sayın Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Bu görüşme bizim açımızdan gerçekten umut verici bir içeriğe sahipti. Sayın Başkan Amerika’nın Suriye’deki askerlerini tümüyle çekeceğini, DEAŞ artıklarıyla mücadeleyi de Türkiye’ye bıkaracaklarını gayet açık ve net bir şekilde bize ifade etti. Biz de Fırat Kalkanı Harekatı’ndaki göğüs göğüse çarpışmalarımızı hatırlatarak Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin önceliklerimizin başında geldiğini ifade ettik. İlerleyen süreçte Amerika ile Suriye konusundaki ilişkilerimizin olumlu yönde seyrine sıcak bakmayan yönetimdeki kimi isimlerin değişmesi umutlarımızı daha da artırdı. Bunun askeri harekatımızı biz de beklemeye aldık. Elbette arada bir takım çatlak sesler çıkıyordu ama biz asıl muhatabımızın Sayın Trump olduğunu bildiğimiz için bunları çok da önemsemiyorduk.”
“Gayet müspet bir görüşme oldu”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın kişisel sosyal medya hesabından verilen bir takım mesajların kendisini ve arkadaşlarını üzdüğünü, bunun üzerine harekete geçtiklerini vurgulayarak, bu meseleleri dün gece Trump ile telefonda tekrar konuştuklarını anlattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gayet müspet bir görüşme oldu. Kendisi Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilme kararını bir kez daha teyit etti. Suriye’de Türkiye sınırı boyunca bizim tarafımızdan oluşturulacak güvenli bölge dahil, hatırlayın Obama döneminden itibaren benim vurguladığım, bu güvenli bölge konusu 20 mil olarak kendisi tarafından da ifade edildi ki bu da 30 kilometreyi aşkın bir derinlikte bir güvenli bölge, böyle bir hat. Gündemimizdeki tüm konularda ekiplerimiz arasında süren görüşmelerin devamına karar verdik. Türkiye olarak önceliğimizin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle etkili bir şekilde mücadele etmek olduğunu vurguladık. Bizim Suriye’de hiçbir etnik ve dini grup gözetmeden herkese kucak açtığımızı, buna karşılık PKK/YPG’nin kendisine tabi olmayan Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan gruplara zulmettiğini ifade ettik, bunların belgelerini de kendi danışmalarına ulaştırdığımızı, verdiğimizi kendisine tekrar söyledik. Bundan da memnun oldu.”
ABD Başkanı Trump’ın bölgedeki terör örgütlerinin özellikle Hristiyanlar’a yaptıklarından çok da bilgisi olmadığı için bu konuda kendisini aydınlatmasından memnun olduğunu ifade ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Görüşmemizde sadece bunlarla da kalmadık. İkili ticaret hacmimizi 75 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda daha hızlı ve kapsamlı adımlar atma kararına vardık. Böylece ilişkilerimizde Suriye özelinde başlayan olumlu seyri, aramızdaki diğer ihtilaflı meselelerle sınırlamayıp ekonomik alana da taşıma perspektifimizi güçlendirmiş olduk. Türkiye, siyasetin ve diplomasinin imkanlarını sonuna kadar kullanmayı savunan bir ülke olarak, bu meseleyi müttefiklik ruhuna uygun şekilde çözmek için üzerine düşenleri yapmaya devam edecektir. Yeter ki bizim hakkımıza, hukukumuza, hassasiyetlerimize riayet edilsin. Bu yapıldığı sürece dostlarımızla sonuna kadar yol yürümekten asla geri durmayız, çekinmeyiz. Sayın Trump ile dün akşam tüm bu konularda tarihi öneme sahip bir anlayış birliğine vardığımıza inanıyorum.” Erdoğan, bu vesileyle uluslararası çevrelerde sıkça dile getirilen çok önemli bir yanılgıyı düzeltmek istediğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ülkede yaşayan herkesin, en başta da Türküyle Kürdüyle Arabıyla tüm kardeşlerimizin devletidir. Hangi inanç grubundan olursa olsun hepsinin devletidir. Biz ülkemizde bugüne kadar asla bu tür ayrımcılıklara müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyiz. Zira bizim temel ilkemizde hep söylediğim gibi, ‘yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.’ ilkesi yatmaktadır.”  değerlendirmesini yaptı.