Erdoğan: S-400 savunma sisteminden vazgeçmemiz söz konusu değil

Erdoğan, “F-35 meselesindeki mevcut uzlaşmaz tavır sürerse Türkiye’nin orta vadeli ihtiyaçlarını karşılamak için başka arayışlara girmek zorunda kalacağını da ayrıca söyledik. Bölücü terör örgütünü, DEAŞ’a karşı savaşan bir yapı gibi göstermek için çırpınanlar bugün aynı örgütün sivil katliamlarını örtmeye çalışıyor” dedi

TBMM – Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmelerine ilişkin, “Yaptığımız görüşmelerde aramızdaki birçok meseleye kökten bir çözüm getiremedik ama bu meselelerin ilişkilerimizi esir almasına da izin vermediğimizi tüm dünyaya gösterdik.” dedi.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada ABD Başkanı Trump’ın davetine icabeten ABD’de çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, “Başkan Trump ile dar kapsamlı ve heyetlerimizin katılıyla oldukça verimli toplantılar yaptık. Türkiye-Amerika ilişkilerinin oldukça zor bir dönemden geçtiği, takdir edersiniz ki sır değil. Amacımız bu zor dönemi her iki ülke için de en makul, kabul edilebilir ve sürdürülebilir şekilde yöneterek geride bırakmaktır.” ifadelerini kullandı.
Gerek bölgedeki, gerek dünyadaki gelişmelerin Türkiye ve Amerika’nın çok daha yakın ve birbirlerini destekleyici ilişkiler içinde olmasını gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Aramızdaki sorun alanlarının pek çoğu küçük pürüzlerden ibarettir. Bu sıkıntılar, Amerika’daki ülkemiz karşıtı çevrelerin köpürtmesiyle suni olarak büyütülmüş ve ilişkilerimize zarar verecek boyuta taşınmıştır. İki ülke arasındaki ilişkileri bozmaya yönelik çabaların gerçek mahiyetini en iyi gören de Sayın Trump’tır. Bunun için sistemin ve siyasetin tüm baskılarına rağmen Türkiye-Amerika ilişkilerinin belirli bir seviyenin altına düşmemesi konusunda inisiyatif kullanmaktadır.
Biz de aynı anlayışla, yüzümüzü geleceğe çevirerek, kronik sorunları derinleştirmek yerine iş birliği yapabileceğimiz alanlara odaklanıyoruz. Son ziyaretimiz bu bakımdan oldukça faydalı geçmiştir. Yaptığımız görüşmelerde aramızdaki birçok meseleye kökten bir çözüm getiremedik ama bu meselelerin ilişkilerimizi esir almasına da izin vermediğimizi tüm dünyaya gösterdik. Öncelikle 100 milyar dolarlık ticaret hedefimize ulaşma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha karşılıklı teyit etti. Bu konuda gümrük vergilerinin düşürülmesinden tercihli ticaret anlaşmasına kadar kısa sürede katedebileceğimiz çok mesafe bulunuyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bununla ilgili gerekli adımları atacağız.”
“Patriot alma talebimizi de tekrarladık”
S-400 meselesinin sorunların kilit noktası haline getirilmeye çalışıldığını bildiren Erdoğan, “S-400 meselesinde görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız vasıtasıyla çözüm yolları aranması konusunda da mutabık kaldık. Sayın Trump’a, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi alma noktasına nasıl geldiğini bir kez daha ifade ettim. Zaten kendisi de bu konuda bize hak veriyor. Ülkemizin artık bu savunma sisteminden vazgeçmesinin söz konusu olamayacağını, çözümün bu gerçek ışığında bulunması gerektiğini söyledik.” diye konuştu.
NATO’nun kendi savunma konsepti açısından herhangi bir mani teşkil etmediğini açıkladığı S-400 konusunda kopartılan fırtınanın başka amaçlara matuf olduğunu da Trump’a anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu husustaki aşırı ısrarın Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik tecavüz anlamına geleceğinin de altını çizdik. Amerika’dan Patriot Sistemi alma talebimizi de tekrarladık. F-35 uçaklarıyla ilgili ülkemize yapılan haksızlığı tekrar dile getirdik. Türkiye’nin F-35’in proje ve üretim ortağı olduğunu belirttik. Zira F-35’te Türkiye malum müşteri değil, ortaktır. Bu projede taahhüt ettiğimiz 2,1 milyar doların 1,4 dolarını ödediğimizi tekrar hatırlattık. Şayet F-35 meselesindeki mevcut uzlaşmaz tavır sürerse Türkiye orta vadeli ihtiyaçlarını karşılamak için başka arayışlara girmek zorunda kalacağını da ayrıca söyledik.”
Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı kararının tarihi gerçeklere aykırı ve haksız olduğunu belgeleriyle ortaya koyduklarını bildiren Erdoğan, “Nitekim görüşmemizin ardından Ermeni iddialarının Senato gündemine getirilmesiyle ilgili teşebbüsler bildiginiz gibi akamete uğratılmıştır, bloke edilmiştir. Diğer meselelerde de zaman içinde küçük de olsa ilerlemeler kaydedilmesini umuyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, Suriye’de DEAŞ’a karşı en etkili mücadeleyi veren ülke”
Başkan Trump’la ilgili Amerika’da hala devam eden azil sürecine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi:
“Amerika’da halen süren azil süreci ve yaklaşık 1 yıl sonra yapılacak seçimlerin Başkan Trump’ı temkinli hareket etmeye yönelttiği de açıktır. İnşallah bu süreç bittiğinde ilişkilerimiz o gün gelene kadar meseleyi suhuletle sürdüreceğiz. Suriye meselesi, Amerika ziyaretimizin en önemli başlıklarından biriydi. Türkiye’nin Suriye’de DEAŞ’a karşı en etkili mücadeleyi veren ülke olduğunu her fırsatta tekrarlıyoruz. Sadece Fırat Kalkanı Harekatı’nda 3 binin üzerinde DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Diğer operasyonlarımızla bu rakam 4 binin üzerine çıkıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki cezaevlerinde bin 200’den fazla, Suriye’de Türkiye’nin kontrolündeki yerlerdeki cezaevlerinde 310’dan fazla, geri gönderme merkezlerinde ise binden fazla DEAŞ’lı bulunduğunu bildirdi.
Erdoğan, Amerika tarafından düzenlenen bir operasyonla öldürülen DEAŞ teröristbaşı Ebubekir El Bağdadi’nin eşi, kız kardeşi ve diğer fertlerinden oluşan çok sayıda kişinin yakalandığını belirterek, şöyle devam etti:
“Bu kişilerden çok değerli istihbari bilgiler elde edildi. Buna karşılık, PKK/YPG, Suriye’deki cezaevlerinde ve kamplarda bulunan binlerce DEAŞ’lıyı şantaj malzemesi olarak kullanarak serbest bıraktı. Kim bunlar? Hani ortaklar vardı ya YPG/PYD, ortak davranıyorlardı ya, işte bunlar şimdi o DEAŞ’lıları serbest bıraktılar. Amerikalı muhataplarımıza bunları da anlattık. DEAŞ’a karşı sahada bir başka terör örgütüne ihtiyaçları olmadığını, Türkiye’nin bu mücadeleyi yürütebilecek imkana ve kararlılığa sahip bulunduğunu da söyledik, söylüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunlara rağmen ABD’deki bir kesimin Suriye’de bölücü terör örgütünü destekleme ve güçlendirme yönünde çaba gösterdiğinin anlaşıldığına işaret ederek, “Türkiye’nin başarıyla sürdürdüğü Barış Pınarı Harekatı, bu projeyi önemli ölçüde akamete uğrattı. Ülkemize yönelik öfkenin gerisindeki sebeplerden biri de bu büyük oyunu bozmuş olmamızdır. Barış Pınarı Harekatı’nda kontrol altına aldığımız yerleşim yeri sayısı 600’ü aşarken etkisiz hale getirdiğimiz terörist sayısı 1200’e yaklaştı. Hem Amerika’nın hem de Rusya’nın vardığımız mutabakatlara uygun şekilde belirlediğimiz bölgeleri teröristlerden tamamen arındıramadığı açıkça ortadadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Harekat alanı sınırları dışında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu mensuplarına yönelik neredeyse her gün saldırı düzenlendiğine, sivillere yönelik bombalı eylemlerin gerçekleştirildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Saldırıların tamamının müsebbibi PKK/YPG terör örgütüdür. Türkiye’nin yürüttüğü harekata şiddetle karşı çıkıp bize akıl, mantık dışı ithamlar yürütülenlerin hiçbiri bu insanlık dışı saldırılara ses çıkarmadı. Bölücü terör örgütünü DEAŞ’a karşı savaşan bir yapı gibi göstermek için çırpınanlar, bugün aynı örgütün sivil katliamlarını örtmeye çalışıyor. Terör örgütünün mevzi haline getirdiği okul, cami, hastane, kilise gibi yerleri görüntüleriyle dünya kamuoyunun dikkatine getirmemize rağmen kimse dönüp de bunlara bakmıyor. Çünkü mesele ne Türkiye’nin yaptıkları veya yapmadıklarıdır, ne de terör örgütünün gerçekte nasıl bir eli kanlı katiller sürüsü olduğudur. İşte bakıyorsunuz, ne diyorlar? Mazlum Kobani… Ne Mazlum Kobani’si? Böyle birisi yok, bu biliyorsunuz Ferhat Abdi. Bu adam bizim ülkemizde yüzlerce insanın öldürülmesinin başını çekmiş olan bir katildir, bir terör örgütünün başıdır. Bunu biz defaatle Amerika tarafında da anlattık, Rusya tarafına da anlattık. Bütün bunlara rağmen en sonunda Amerika’da Sayın Trump’a, Senatörlere video kaydından da bunları kendilerine anlattım. Görüntülü olarak kendilerine bunları orada da kendilerine gösterdim. Tabii bu onları ciddi mana da etkiledi. Bunu anlatmaya devam edeceğiz.”