Esrarsız milli kenevir tohumu

Utku ŞENSOY

Google’a girip Kenevir’ in faydaları yazdığınızda tam 131 bin sonuç çıkıyor karşınıza! Zararları diye yazarsanız sadece 59 bin 800! En masum gıdalardan bal için “balın zararları” ya da “balın yan etkileri” yazarsanız 3 milyondan fazla sonuç ile karşılaşırsınız!
Tıp alanında Kenevirin, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi onlarca hastalıkta kullanıldığı biliniyor.
Kamuoyunda pek bilinmeyen ise, bir dönümlük kenevirin 25 dönüm ormana eşdeğer oksijen ürettiği ve radyasyon temizleyici özelliğine sahip olduğu gerçeği.
Kenevir ile ilgili yazılıp çizilen çok sayıda suiniyetli makale ile de karşılaştık, bu bilgileri sanal ortamda geniş kitlelerle bazı hesaplar için paylaşanlara da rastladık. Tüm bunları derleyip yorumunu size bırakıyoruz.
Kenevir tohumunun protein değerinin çok yüksek olduğunu ve içindeki iki yağ asidinin de doğada pek bulunmadığını öğrendik. Bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretildiğini, kenevirin çok kısa bir zamanda birkaç ayda yetiştiğini, oysa bir ağacın erişkinliğe ulaşması için en az 20 yıla ihtiyaç olduğuna ilişkin bilgilere rastladık. Dünyanın hemen her yerinde yetişebilen ve çok az suya ihtiyaç duyan kenevirin, kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymadığını öğrendik! Hatta kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşsaydı, kanserojen etkileri olan tarım ilacına gereksinim duyulmayacağı iddialarına bile rastladık.
Üretimi soyadan çok daha ucuz olan kenevirle beslenen hayvanların ise, hormon takviyesine ihtiyaç duymadığını, ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı gibi 3 bin farklı kullanım alanının olduğuna rastladık satır aralarında. Ayrıca kullandığımız plastik ürünlerin neredeyse tamamını, doğada kolayca çözülüp ayrışabilen kenevirden üretilebilirmişiz! Hatta bir otomobilin gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten daha da güçlü olabilirmiş! Dayanıklı, ucuz ve esnek olan kenevir evlerimizin ısı yalıtımı için de kullanılabilirmiş! Kenevir sabun yapımında da kullanılabilirmiş ve doğayı kirletme özelliği de bulunmazmış! Bu arada, İlk kot pantolon, kenevirden yapılmış!
Peki Birinci Dünya savaşında Amerikan doları üzerinde bile kenevir tarımı yapan çiftçilerin resmi varken, yine Amerika’da 18. yüzyılda kenevir üretimi zorunluyken ve üretmeyen çiftçiler hapse atılırken ne oldu da kenevir yasaklandı?
Yine bu konudaki yerli ve yabancı yayınlarda, 19’ncu yüzyılda geniş ormanlara sahip olan, kağıt üreticisi ve medya sahibi W. R. Hearst, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden birine sahip ünlü Rockefeller ailesi ve petrol ürünlerinden plastik üretme patentine sahip Dupont şirketi ana hissedarı Mellon gibi isimlere rastlıyoruz. Bunlar kenevirden elde edilecek kağıda, bio yakıt üretimine karşı lobi oluşturmuşlar. Zira kenevir endüstrisi, bu isimlerin pazarını tehdit ediyormuş!
Mellon, 1928’ de ABD Başkanı Herbert Hoover’ in hazine bakanı olunca, kenevirin bir düşman olduğuna karar verilmiş ve ortadan kaldırılmış! Böylece kenevir deyince, aklımıza artık “marijuana” gelir olmuş. Kenevir ilaçları piyasadan çekilip, yerine bugün kullanılan kimyasal ilaçlar almış, kağıt üretimi için, ormanlar katledilmeye başlanmış, tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser artmış, dünyamız plastik çöplerin zararlı atıklarıyla dolmuş!
Yukarıda yazılanların dışında, kenevirin insan üzerindeki tehlikelerini de göz ardı etmemek gerekir. Ülkemiz, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri.
2014 yılından itibaren Türkiye’de “Tıbbi amaçlı” olarak 19 il’de kontrollü üretime izin verilince, devlet denetiminde kenevir ekimine yeniden başlandı. Üniversiteler “zararsız kenevir” için araştırmalarını sürdürüyor yakın bir tarihte esrarsız kenevir tohumu üretebilecekler. Amaç, sadece bir tarım bitkisi olmayıp farklı kullanım alanlarına sahip olan, “endüstriyel keneviri” yetiştirebilmek. İçinde uyuşturucu madde özelliği çok az bulunan türüne endüstriyel kenevir deniyor. Artık dünyada esrarı çok az üreten kenevir çeşitleri var. Dolayısıyla, kötü amaçlı kullanma hiçbir fayda sağlamayacak kenevir türleri bulunuyor. Başta Fransa olmak üzere Çin ve İsrail, tohumculuk ve endüstriyel kenevir üretiminde dünyada ilk sıralardalar. Avrupa’da 58 çeşit esrarı çok düşük kenevir olmasına rağmen henüz bizde yok. Çalışmalar sonuçlandığında, birkaç yıla kalmaz “esrarsız milli kenevir tohumunu” ülkemizde de üreteceğiz.
Sonuç olarak; İçinde uyuşturucu maddesi olmayan endüstriyel keneviri, katma değeri yüksek bir ürün olarak ekonomimize kazandırmak, bu sıkıntılı dönemde ülkemize ilaç gibi gelecektir.