Genç Tespih Ustası Abdul Samed Ürün: Her tespihin bir hikayesi var

Ankara Kalesi’nde usta işi tespihler

Türklerin İslamiyet’i kabulüyle birlikte altın çağını yaşayan tespihin, Ankara’daki genç ustalarından Abdul Samed Ürün (29), birçok dinde zikir vasıtası olarak kullanılan tespihin sanata ve koleksiyona dönüşen hikayesini anlattı

NAZ AKMAN – Tespih sanatının genç ustalarından Kırıkkale’nin tek tespih ustası, koleksiyonist Abdul Samed Ürün (29), ortağı Ahmet Yılmaz ile birlikte Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde, toplumumuzda alt kültür olarak nitelendirilen tespihe yönelik algının değişmesi için mücadele eden ve tespihi sanata dönüştüren ustalardan biri. Henüz lise yıllarında tespihe olan ilgisini ustalardan edindiği bilgiler ışığında geliştiren ve hobisini mesleğe dönüştüren Ürün’ün elinden çıkan her eserin bir hikayesi var. Tespihin ipe dizilmiş 33, 99 veya 500 boncuktan ibaret olmadığını savunan Ürün, tespih sanatının incelikleri ve tespih taşımanın adabı hakkında bilgi verdi. Henüz altı ay önce Ankara Kalesi’nde atölyesini açan Ürün, tespih dışında ayrıca yüzük, kolye, saat, antika objeler, desenli çakmaklar, eski paralar, model arabalar, gümüş takı aksesuar, antika gramofon ve radyolar, bıçak sapı ve silah kabzası gibi farklı ürünleriyle de yerli ve yabancı turistler tarafından kapısı sıkça çalınan bir sanatçı.
Toplumumuzda kimilerinin zikir vasıtası, kimilerinin sanat, kimilerinin ise koleksiyon için tercih ettiği tespih sadece Türk kültüründe değil pek çok medeniyette ve dinde önemli bir yere sahip. İslamiyet’te namazı tamamlayan önemli ayrıntılardan biri olarak kabul edilen tespihin, insanlık tarihinde avlanan hayvanların sayısını tutmak ya da uğur getirmesi için avlanan hayvanların dişlerinin veya boynuzlarının ipe geçirilerek kolye olarak kullanılmasının ardından farklı inanışlarda da izlerine rastlanılan bir obje olduğu tahmin ediliyor. Tespihin Budizm ile birlikte dini bir araca dönüştürüldüğünü söyleyen Ürün, “Tespihi sadece ipe dizilmiş boncuk olarak düşünürsek bunun tarihi çok eskilere dayanıyor. İnsanlar avladıkları hayvanların dişlerini, kemiklerini uğur getirsin diye boyunlarına asarmış. Ancak tespihin dini araç haline dönüştürülmesinin Budizm ile başladığı belirtiliyor. Budistlerin bu tespihlerinin 108 taneden oluştuğu ve o dönemler savaş gibi büyük toplumsal olayların yaşanmasıyla birlikte bu kültürün Hristiyanlara ve ardından Müslümanlara geçtiği biliniyor. Müslümanlıkta tespih dini bir obje Allaha zikir etmek için kullanılıyor, pek çok ayette tespih sözcüğünün geçtiği de belirtiliyor. Tespih özellikle İslamiyet’le birlikte Türklere geçtikten sonra sanatsal bir boyut kazanıyor. Dünyada Türk ustaları tespih alanında ün yapmıştır. Tespih, Türkler tarafından taçlandırılmıştır. Keza Osmanlı Dönemi’nde de yaklaşık 200 tespih ustasının olduğu ve padişahların tespih yaptırdığı söyleniyor” dedi.
Usta işi tespih!
Çeşitli değerli taşlar ve malzemelerden yapılan tespih, Müslümanlıkta genellikle 33, 99 ve 500 taneli olarak kullanılıyor. 33 taneli tespih namazın ardından çekilirken, 500 tane ise dergah ve tekkelerde zikir amaçlı çekiliyor. Her birinin imamesinin ve siteminin değişiklik gösterdiği tespihlere sanatsal boyut kazandıran Ürün, tespihin kişiye özel olması gerektiğini düşünüyor. Tespih sanatında da usta çırak ilişkisinin kaybolduğunu ifade eden Ürün, “Her dönemde farklı amaçlarla kullanılan ve üretilen tespih, günümüzde sanatsal bir boyuta ulaştı. Bunun nedeni tespihin yüzyıllardan beri kültürümüzün içinde önemli bir yerinin olmasının dışında belki de kaybolmaya yüz tutmuş sanatlar arasında sayılmasıdır. Günümüzde tespih ustalarının sayısı her geçen gün azalıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tespihi, unutulmaya yüz tutmuş sanatlar arasında sayıyor. Çoğu sanat dalında olduğu gibi tespihte de usta çırak ilişkisi sürdürülemediği için yeni ustalar yetişemiyor. Ankara’daki usta sayısı 20’yi geçmez. Tespihte ustalık çok önemlidir. Bu sanatın meraklıları, iyi ustaların elinden geçmiş tespihleri koleksiyonuna katar. Ben tespihlerimi çizerek, hikayeleriyle yapmaya çalışıyorum, yani usta işi tespih yapıyorum. Bu sanata meraklı olan insanların gelip hikayelerini anlatmaları üzerine bir olay örgüsü kurgulayıp, çizimimi yapıyorum. Bu nedenle her tespihim kişiye özeldir, aynısından bir tane daha yapamam. Yaptığım her tespih yaklaşık iki haftamı alıyor. Hiçbir usta benim gibi yaptığı tespihi belli bir hikâye üzerinden kurgulayıp çizmez. Tespih bir sanattır ben de bu sanata kattığım hikayecilik yönümle destek vermeye çalışıyorum” diye konuştu.
“Bu tespihler gelecek nesle miras”
Ülkemizde Erzurum’da bulunan Oltu taşı dışında diğer değerli taşları yurt dışından getirttiklerini söyleyen Ürün, en değerli malzemeler arasında kehribar, safir ve fildişinin yer aldığını belirterek ancak günümüzde tespihte hayvan dişi veya boynuzunun kullanılmasının yasak olduğunun da altını çizdi. Ürün değerli taşlar hakkında, “Tespihte en çok tercih edilen ve bilinen kehribardır. Oltu taşı dışında kullandığımız tüm malzemeler yurt dışından geliyor. bu da haliyle pahalı oluyor. Usta işi bir tespihin kehribar gram fiyatı 20 dolardan başlıyor. Kehribar çam ağaçlarının reçinesidir. Ağaç yaralandığı zaman kendini tedavi etmek için bir sıvı salgılar bu da reçinedir. Bu reçine zamanla birikip toprağa akar ve milyonlarca yıl toprakta kaldıktan sonra işlenmeye başlar, işlenen bu madde kehribardır. Bu taş en fazla Rusya’da vardır. Bu taşlar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de şifa kaynağı olarak görülür. İnsanlar, guatr hormonunu düzenlediği, ağrı kesici etkisi yarattığı, çocuklarda diş çıkarırken salyayı kestiği veya sarılık tedavisine iyi geldiği için bu taşları kolye veya bileklik olarak vücudunda taşır. Ayrıca Osmanlı sıkma kehribar dediğimiz bakalit de çok kıymetlidir. Genel olarak tespihte pahalılığı belirleyen şey taşlardan önce ustanın işidir. Ben, eski, kaliteli ve kıymetli malzemeyle çalışıyorum. Çünkü bu tespihlerin gelecek nesle miras olarak kaldığını düşünüyorum” sözlerine yer verdi.
“Bir adabı vardır”
Tespih sanatına meraklı Amerikalı, Arap, İngiliz ve Avustralyalı müşterilerinin olduğunu söyleyen Ürün, toplumumuzda alt kültür olarak nitelendirilen tespihe yönelik bu algının değişmesi için mücadele ettiğini söyleyerek, tespih usta ve satıcılarının da ticari kaygı gütmeden mesleği yaşatmaları gerektiğini belirtiyor. Tespih taşımanın ve sallamanın bir adabı olduğunu ifade eden Ürün, “Tespih toplumumuzda filmlerde veya sokakta mafyavari tiplemelerin racon keserken elinde salladığı bir obje olarak değerlendiriliyor. Bu bakış açısının değişmesi gerekiyor. Ben bu algı nedeniyle yabancı bir ortama girdiğimde kendimi tanıtırken tespih ustasıyım diyemiyorum. Bir de hemen hemen her esnaf tespih yapıyor veya satıyor. Oysa tespih bir sanattır. Usta işi bir tespihi eline alıp gelişi güzel sallamak ustanın emeğine hakarettir. Bu dükkandan içeri girerken elinde tespih sallayana tespih satmıyorum. Tespihin bir adabı vardır. Ürettiğim tespihi müşterime teslim ederken iki elimle yastık yapıp veriyorum, bu işin meraklısı da tespihi eline alıp, koklayıp sevdikten sonra sağ eliyle çekmeye başlar. Tespih sokakta yürürken veya girilen her ortamda sallanmaz, dost meclisinde güzel bir muhabbetin olduğu ortamda keyifle alınıp, çekilir. Bu bizim kültürümüzü yansıtan bir değer, sahip çıkmamız gerekiyor. Geçmişten günümüze gelen bir değer” sözlerine yer verdi.
Tespih alırken dikkat!
Tespih meraklılarına uyarılarda bulunan Ürün, “İyi bir tespihte işçiliğe bakılır. Tespihin sistemli olması, motifleri, imamesi tespihin kalitesini ortaya koyar. Tespihin imamesindeki işçilik tespihin hem değer kazanmasına hem de çok daha güzel gözükmesini sağlar. Ustanın sanatına belgelerine bakmak gerekiyor. Maalesef bizim alanımızda gerçek taş diye satılan pek çok sahte taş var. Bir koleksiyoncu özel bir tespihe sahip olmak istiyorsa bunu işlemeli tanelerden, motiflerden ve el yapımı olanlardan seçmeli. Koleksiyonerin olmazsa olmazı, usta imzalı, tarihi değeri olan ve değerli ve nadir malzemeden işlenmiş tespihlerinin olması gerekiyor” dedi.
Hikayeleriyle tespih sergisi
Tespihin diğer sanat dallarında olduğu gibi usta çırak ilişkisiyle geleceğe aktarılabileceğini söyleyen Ürün, yurt içi ve yurt dışında tespih alanında sergiler açarak, tespih sanatına daha fazla katkı sağlamak istediğini belirtti. Ürün son olarak, “Tespihin alt kültür olarak görülmesi ve para kaygısı yani ticari amaçla yapılmasından rahatsızım. Bu algının değişmesini istiyorum. Sanat üzerine koya koya gelişir. Eğer usta çırak yetiştirmiyor veya sanatına farklı bir boyut kazandırmıyorsa o usta değildir. Benim 12 öğrencim var, hepsine sanat öğretiyorum. İlerleyen dönemlerde tespih alanında hem yurt içi hem de yurt dışında kapsamlı bir sergi açarak, her eserimi hikayesiyle birlikte sergilemek istiyorum. Bu sergi için şimdiden yaptığım tespihlerim var, biriktirmeye çalışıyorum. Üniversitede sağlık bölümünden mezun olmuştum ancak insanın sevdiği işi yapması gerektiği görüşündeyim, ben her tanesini işlerken ortaya ne çıkacağını merak ettiğim bu sanatı icra etmekten zevk alıyorum” sözlerine yer verdi.