Güzelliğin “öteki” yüzü: Estetik

Serkan Yıldırım: Sosyal medya aracılığıyla herkes çok güzel ve mükemmel görünmek zorunda

Popüler kültürün dayattığı yeni “güzellik” algısında, artık yaşlanmaya yer yok. Kırışıklıklar, fazla kilolar, beyazlamaya başlayan saçlar bu yeni güzellik algısında istenmeyen ya da çirkin olanı betimliyor. Reklamlar, diziler, sosyal medya, kozmetik piyasası… Hepsi yaşınız kaç olursa olsun, sizden en fazla 30 yaşındaymışsınız gibi görünmenizi talep ediyor. Bu algıya karşı, doğallığın ve doğal yaşlanmanın güzelliğine vurgu yapanların sayısı ise büyük resmin çok küçük bir alanını kapsıyor. Dayatılan güzellik algısını benimseyenler, bazen işin en garanti ve kısa yolu olan estetik ameliyatlarına başvuruyor. Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahı Doç. Dr. Serkan Yıldırım, estetik ameliyatı ve değişen güzellik kavramı gibi konulara dair düşüncelerini oldukça samimi bir dille anlatıyor
Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahı Doç. Dr. Serkan Yıldırım
RÖPORTAJ / SULTAN YAVUZ  (ANKARA) – Estetik operasyon ve diğer uygulamalar denildiğinde akla ilk gelenler; burun küçültme, meme büyütme, dolgu, göz kapağı kaldırma ve liposuction… Aslında bu branş, “Estetik, plastik ve rekonstruktif cerrahi” adı altında, sadece akla gelen uygulmaları değil, kaza sonucu parçalanan bir çeneyi yeniden birleştirmeyi ya da kopan bir eli yeniden dikmeyi de içeriyor. Aynı alan içinde bir yandan meme büyütme operasyonları yapılırken, bir yandan da fazla büyük oldukları için fiziksel olarak sıkıntıya yol açan memeler ameliyatla küçültülebiliyor.
Estetik operasyonlar bunların yanı sıra, günümüzde bambaşka trendlerle de belirleniyor. Bir dizi operasyonla bir anime karakterine benzemek, sıra dışı veya korkunç bir görüntüye kavuşmak istemek gibi… Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Doç. Dr. Serkan Yıldırım, bu konunda merak ettiklerimizi yanıtlıyor.
1973 yılında Ankara’da doğan Yıldırım, üniversiteye kadar olan eğitim hayatını babasının mesleği nedeniyle farklı şehirlerde tamamlamış. Daha sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitiren Yıldırım, beş yıl plastik cerrahi ihtisası yapmış ve bu süreçte ulusal ve uluslararası literatürde ses getirecek başarılı işlerde yer almış. Mikro cerrahiyle yoğun şekilde ilgilenen Yıldırım, on senedir estetik cerrahi alanında çalışıyor. Özellikle meme ve burun operasyonlaerı yapan Yıldırım’ın, akademik kariyerinde baskın olan alanı mikro cerrahi ve el cerrahisi olsa da, yıllardır içinde bulunduğu estetik cerrahinin kendisini memnun ettiğini söylüyor. Meme küçültme ameliyatına rağbetin fazla olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bu belki Orta Doğu coğrafyasının bir karakteristiğidir, tabii yeme alışkanlıklarımız da var. Diyebilirim ki, burun estetiğinden sonra meme, karın germe, liposuction ve göz kapağı ameliyatları geliyor” diyor.
“Bu işin temelinde insanları mutlu etmek var”
Yıldırım, daha önceleri kopan bir organı yerine koymanın ya da doku transferi gibi zorunluluktan kaynaklanan uygulamaları gerçekleştirmenin kendisi için manevi bir tatmin verdiğini belirterek, şimdiki alanını da şu sözlerle anlatıyor,
“Günün sonunda insanları mutlu ettiğini görüyorsun. Diğerinde tıbbi bir gereklilik olduğu açık ama insan denen varlık, ruhsal ve biyolojik olarak bir bütün ve hastalar senden psikolojik olarak mutlu olmak için bir şey talep ediyor, sen de bunu yerine getiriyorsun. Mesela çok büyük bir meme, ciddi anlamda günlük hayatta sıkıntıya sebep oluyor ve onu küçülttüğünde hastanın yüzü gülüyor; sana sarılmak istediğini görüyorsun. Nefes alamadığı bir burnu olan ve psikolojik olarak da görüntüsünden rahatsız olan bir başka hastanın burnunu düzelttiğinde de, onun ne kadar mutlu olduğunu görüyorsun.
Bunun yanı sıra, bence işin ucu biraz kaçıyor gibi… Artık görsel bir dünyada yaşıyoruz ve sürekli dijital bir algı pompolaması altındayız. Sosyal medya aracılığıyla, herkes güzel ve mükemmel görünmek zorunda. Bu işi yapmama rağmen, ben bile bazen ‘bu iş nereye gidiyor böyle?’ diye düşünmeden edemiyorum. 16 yaşında bir çocuk geliyor ve ‘Burnumu düzeltir misin?’ diyor, tuhaf geliyor… Ama her şeye rağmen bu işin temeli insanları mutlu etmek ve bu da oldukça keyifli.”
“Fındık gibi burun herkese gitmez”
Âdeta estetik trendi hâline gelen aynı tip burun, dudak, kaş gibi estetik operasyonların fazla talep görmesinin bir pazarlama stratejisinin ürünü olduğunu belirten Yıldırım, “Tıpkı giyim sektöründe olduğu gibi ‘Burun böyle olacak, yüz şöyle olacak’ deniyor. ‘Brezilya poposu, Fransız dudağı’ gibi isimler verdiğinizde kitlenin büyük kısmı da bunu talep etmeye başlıyor. Bana sorarsanız, estetik böyle bir şey değil. Her kişinin kendine yakışan bir vücut profili var, bir yüz proporsiyonu dediğimiz oranları var. Fındık gibi bir burun herkese gitmez ki… Herkesin ki öyle olmamalı da zaten. Bence estetik moda olmamalı, kişinin kendisine yakışan ve doğal görünen, doğal güzelliği sağlayan neyse o olmalı” diyor.
Yıldırım, hastalarını yönlendirdiğini ama son kararın onlara ait olduğunu söyleyerek, estetik algısının müdahale edildiği belli olmayan, doğal görünümden yana olduğunu kaydediyor. Türkiye’de estetik cerrahinin çok başarılı olduğunu da sözlerine ekleyen Yıldırım, bunun nedeninin kalifiye eleman fazlalığından ve maliyetlerin düşüklüğünden kaynaklandığını ifade ediyor. Ekonomik krizin henüz sektöre olumsuz bir yansıması olmadığını dile getiren Yıldırım, artan maliyetlerin fiyatlarına da yansımaya başladığını ancak hitap ettikleri orta ve üst gruba mensup insanlar için bunun şimdilik caydırıcı olmadığını söylüyor.
Sıra dışı talepleri reddettiğini belirten Yıldırım, farklı bir taleple kendisine gelen hastalardan da bahsediyor. Yıldırım şöyle anlatıyor, “Mesela psikolojik sorunu olduğu anlaşılan hastalar da geliyor. Aslında kendisinde gördüğünü sandığı bir patolojik durum yok ama ona öyle geliyor. Önce ikna etmeye çalışıyorsun ama başaramayınca, ona zarar vermeyecek bir şeyse, bunu yaparak aslında hastayı içinde bulunduğu psikolojik durumdan kurtarmış oluyorsun. Mesela ‘Çenemin şurasında çıkıklık var’ diyor ve eğer ameliyat etmezseniz, başka yere gidip ameliyat olacağını söylüyor. Dolgu öneriyorum ve yaptığımda ‘Şahane oldu’ diyerek rahatlıyor. Siz yapmazsanız, başka yere gidip kötü bir şekilde sonuçalanabilecek işler yaptırabileceğini biliyorsunuz çünkü.”
“İnsanlar artık yaşlandıklarını görmekten korkuyor”
Eski kuşağın yaşlılığı olduğu gibi kabul etme düşüncesinde olduğunu ama şimdiki neslin yaşlanmaktan korktuğunu anlatan Yıldırım şunları söylüyor, “Bunların sebebi görsel medya ve her şey başkaları tarafından beğenilmek üzerine kurulmuş. Güzellik tanımında kırışıklığa yer yok. Bir de yaşam süresi uzadı ve insanlar artık 80 yaşında da hâlâ dinç ve aktifler. Aktifken de, kendilerini öyle görmek istemiyorlar. Ama sürekli genç görünmek istemek çok yorucu olmalı. Tamam, aktif olabiliriz ama 30 yaşındaki gibi görünmek zorunda da değiliz. Bence ‘Biraz iyi hissedebilirim’ diyerek estetik uygulamalara da bu şekilde yaklaşılmalı.”
Kimi estetik uygulamalarından sonra ortaya çıkan nahoş görüntüler için de Yıldırım şu ifadeleri kullanıyor, “Overdose kullanım ve hastanın talebi nedeniyle bu tip durumlar meydana geliyor. Eğer hem hasta hem de uygulayıcı doğallıktan yanaysa, doğal bir sonuç alınıyor ama ikisi de ekstrem sonuçlardan yanaysa, rahatsız edici olabilecek bir görüntü oluşuyor. Dolgu malzemesi her hastada aynı sonucu vermez. Dolayısıyla hasta ya ‘Bu yeterli’ diyecek ya da sonucu kabullenecek.”
Yıldırım, serbest piyasa koşulları içinde herkesin yaptığı iş için bir bedel talep ettiğini söyleyerek, fiyatların hitap edilen gelir düzeyine ve ameliyata göre değiştiğini vurguluyor. Piyasada meme büyütme operasyonunun 7 bin ile 25 bin arasında değiştiğine dikkat çeken Yıldırım, “Biz ortayı tutturmaya çalışıyoruz. Ne emeğimizi düşürüyor ne de olduğundan çok abartıyoruz. Burun ameliyatı benim için 10-15 arası rakamlarda değişiyor, göz kapağı ameliyatı da 6 ila 9 bin arasında” diyor.
Hırsızlık yapabilmek için estetik ameliyat olmuş
Doç. Dr. Serkan Yıldırım, ilginç bir anısını da bizimle paylaşıyor. Bir hırsıza yaptığı estetik uygulamalarını şu sözlerle anlatıyor,
“Erkek bir hasta geldi ve burun estetiği istedi. Hastayla konuşurken, onun ekonomik ve entelektüel düzeyini aşağı yukarı anlarsınız. İçimden diyorum ki ‘Bu hasta bu ameliyatı yaptıramaz.’ Fakat söylediğim rakamı hemen kabul etti ve ameliyatını oldu, kontrollere gelmeyi de ihmal etmedi. Daha sonra tekrar geldi ve bu kez de kaşına, elmacık kemiğine ve dudağına yağ enjeksiyonu istedi. Gey olabilir mi diye düşündüm ama öyle bir algı da oluşturmuyordu. Bir anormallik seziyor ama anlam da veremiyorduk. Ödeme yaparken desteyle para çıkarıyordu. Derken tüm uygulamalar bittiğinde, bizim çalışanlar bir haber okuyorlar; “Çarşaflı Hırsızlar Yakalandı” diye. Meğer soygun yaparken kara çarşaf giyiyor ve kadın görüntüsü vermeye çalışıyorlarmış. Hastamız da feminen gözükmek için o ameliyatları yaptırmış, o paraların da nereden geldiği anlaşıldığı yani… Çok şaşırmıştık.”