Güzellikler ve çirkinlikler bir arada

Güray SOYSAL

19 mayıs stadı ne oldu?

1936 yılında hizmete giren 19 Mayıs Stadı tarihi işlevini tamamlayıp, yıkıldı.
Buraya kadar yapılan işin “doğru” olduğunu kabul edelim..
Ama…
Yıkılan 19 Mayıs Stadının yeniden yapılacağı konusu ise, tam manası ile muammaya döndü.
1 yılı aşan yıkım işinden sonra, Başkent Ankara’nın göbeğinde bomboş duran ve tam manası ile moloz yığını ile Başkentlilerin karşısındaki bu arazinin yapım işi ne zaman başlayacağını kimse bilmiyor.
Bu işin sorumlusu olan Bakan, Büyükşehir Belediye Başkanı, Spor Genel Müdürü ve 36 Ankara Milletvekili biran evvel çıkıp, Ankara’nın göbeğindeki bu yere yapılacak spor tesisi konusunda Başkentlilere bilgi vermeli.
Aksi halde, verilen sözlerin geçerliliğinin değeri yok olmak üzere..
Bilene…

SÜMER DEMİRSİZ GEÇEN 1 YIL

Yıllar öncesinden beri tanırdım.
1966 yılında Tan gazetesinde başladığı meslek hayatı Havadis, Dünya, Yeni İstanbul, THA ve Hürriyet’te devam etti.
Sonra emekli olmasına karşın hep sporcu kimliği ile beraberdik.
Koyu bir Fenerbahçeli idi.
Onun için Fenerbahçe her şeydi.
Sonunda…
Vefat etti. Aramızdan ayrılalı 1 yıl olmuş.
“Olmuş” diyorum.
Sanki, yine aramızda ve bize takılıp, hep Fenerbahçe’nin iyiye gittiğini söyleyip duruyor.
1 yıl öncesinde Karşıyaka mezarlığında, meslektaşım Doğan Bulgun ile ıslık çalıp söylediğimiz Fenerbahçe marşı ile birlikte ebedi istirahatgahına koymamız dün gibiydi.
Renkli bir kişilikti Sümer Demir abimiz.
Allah rahmet eylesin.

GÜREŞ USTASININ CİMNASTİKÇİ AKRABASI

Milli Cimnastikçi Nazlı Savranbaşı, gelecek yıl Japonya’nın başkenti Tokyo’da yapılacak 2020 Yaz Olimpiyatları’na katılma hakkı kazandı.
Başarılı sporcumuz Almanya’da 49.799’luk puanıyla, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na katılma hakkı elde ettiği kaydedildi.
Bu sonuçla, Nazlı Savranbaşı, Cimnastikte 2020 Tokyo Olimpiyatları’na kota alan, ikinci sporcu oldu.
İşin başka ilginç yönü daha var. Bu Cimnastikçi kızımızın dayısının, güreşin ustalarından Yardımcı Doçent Ramazan Savranbaşı olduğunu duyunca şaşırmadık.
Demek ki, armut dibine düşmüş.

SPORUN GÜCÜ BU

Sporun gücü her zaman öne çıkıyor.
Yarışı birinci bitirmek elbette her sporcunun hedefi.
Ama…
Ondan daha önemlisi var.
Doha’da düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası’nda yıllarca unutulmayacak bir an yaşandı. 5 bin metre erkekler yarışında sakatlanan Jonathan Busby yarışı rakibi Braimi Suncar Dabo sayesinde tamamladı.
Hava sıcaklığının ve rekabetin yüksek olduğu 5 bin metre yarışında sakatlanan Busby’nin yardımına rakibi Dabo yetişti. Gine Bissau’lu sporcu bitkin rakibinin yarışı bitirmesi için mücadeleyi bırakarak yardımcı oldu.
Zorlukla ayakta duran Busby, rakibi Dabo’ya sarıldı ve iki atlet bitiş çizgisine beraber geldi. Busby bitiş çizgisini geçtikten sonra kendisini yere bıraksa da rakibi Dabo bir an olsun yanından ayrılmadı.
Şampiyonayı tribünde izleyen seyirciler bu güzel görüntüyü dakikalarca ayakta alkışladı.
Bende buradan onları alkışlıyorum.

Unutulmayanlar / NESLİHAN DEMİR

9 Aralık 1983 tarihinde Eskişehir’de dünyaya gelen kadın voleybolumuzun bu pırlanta sporcusu 1995’de doğduğu kentte DSİ Spor takımında spora başladı.14 yaşında iken ilk transferini yapıp Yeşilyurt kulübünde voleybol oynamaya devam etti. Yeşilyurt’ta 4 yıl oynadıktan sonra Vakıfbank Güneş Sigorta’da oynarken, yıldızı parladı. Neslihan, Bu kulüpte sol kolu ile smaçları ile ön plana çıkan ve 2006’da İspanya’nın Spar Tenerife takıma transfer oldu. Bu kulüpte smaçları ile de tanınan Neslihan Demir “Demir yumruk” olarak ününü artırdı. Daha sonra Türkiye’ye dönüp Eczacıbaşı ve Galatasaray’ın formasını giydi. Milli takımda da birçok başarısı ile kadın voleyboluna imzasını atan Neslihan, halen Voleybol Federasyonunda Başkanlıkta Danışmanlık yapıyor. Neslihan’ın ilk evliliğinden Zeynep Penelope adlı kızı bulunuyor.

SPOR MÜZESİZ TÜRKİYE

Spor yöneticilerine yıllardır söyleyip dururum.
Spor müzesinin kurulması, hep kulak arkasına atılır, durur.
Bir dönem rahmetli Bakan Yücel Seçkiner’in öncülüğünde Atatürk Spor Salonunda kurulan Spor Müzesi, Bakan görevden ayrılınca yerini yağmacılara bıraktı.
Ortada ne madalyalar, ne kupalar, ne de özel eşyalar kaldı. Yağmacılar efsanelerin eşyalarını yürüttüler.
Geçenlerde halterin efsanesi Naim Süleymanoğlu’nun Büyükçekmece’deki evinde yapılan incelemelerde “rezalet” iyice ortaya çıktı.
Ev tamamen perişan edilmişti. Kupa ve madalyalardan eser yoktu. Üstelik evin içi tam manası ile darmadağın edilmişti.
Her tarafta ise, kuş iskeletleri vardı.
Bunu niçin gündeme getirdiğimi anlatırken, böylesine büyük şampiyonların madalyaları, kupaları ve hatta özel eşyaları devletin toplayacağı bir yerde olmalı ve korunmalı.
Buralara gelen yerli ve yabancılara, sporumuzun efsanelerinin eşyalarını, madalyalarını ve kupalarını kurulacak müzelerde göstermeliyiz.
Yoksa…
Onların bize bıraktıkları güzellikleri har vurup, harman savurmak işine son vermek zorundayız. Onun için “Spor Müzesi” konusunu yine gündeme getirmek istedim.
Kulakları duymayan, gözleri görmeyenlere bir kez daha bu konuyu hatırlatmak isterim.