Halk dürüstlük ister

Mehmet Necati GÜNGÖR

Halk, yönetenlerden ehliyet ve dürüstlük bekler.
Ehliyet, iyi yönetilmek içindir.
Dürüstlük, yetim hakkının korunması için.
İkisi de Kur’an buyruğudur.
Dürüst ol, adil ol, ehil olanları işbaşına getir.
Yöneticinin sahip olması gereken yetkinlikler bunlardır.
Bürokratik hayatımda hep dürüst siyasetçiler ve bürokratlarla birlikte oldum.
Kültür Bakanlığında rahmetli Rıfkı Danışman, Avni Akyol ve askeri dönemde Cihat Baban’la çalıştım.
Onlardan çok şeyler öğrendim.
Sonra, Başbakanlık yılları.
ANAP döneminin en etkili bakanlarından sayın Kâzım Oksay’la çalıştım.
Petrol sektörü, Diyanet, Vakıflar, bankacılık, olağanüstü hal koordinasyon kurulu, örtülü ödenek dahil olmak üzere 23 kalem işi omuzlayan bir bakandı.
Dönemin hükümetinde “ağabey bakan” sıfatını taşıyan bir bakandı.
Bakan arkadaşları ve üst bürokratlar kendisine ağabey diye hitap ederlerdi.
Petrol sektöründe yetkin isimler işbaşındaydı.
Bir zamanlar benim de yönetim kurulu üyeliğini yaptığım Petrol Ofisi’nin başında çalışkan ve dürüstlüğü ile göz dolduran Mehmet Gültekin, Petrol Rafinerilerinin başında yine yetkin bir isim Mehmet Savran, Botaş’ın başında rahmetli Nezihi Berkkam, Türkiye Petrollerinin başında Özer Altan, Ditaş’ın başında Amiral Turgay Beltan, Vakıflar Bankasının başında rahmetli Sami Erdem.
Sami Erdem, neredeyse batık vaziyete düşen Vakıflar Bankası’nı ayağa kaldırmıştı.
Mehmet Gültekin, Petrol Ofisi’nin Pazar payını yüzde 45’ler seviyesine çıkarmıştı.
Mehmet Savran TÜPRAŞ’ı ayağa kaldırmıştı.
O yıllarda 24 milyon ton ham petrol satın alınıyor ve işletiliyordu.
Kâzım Oksay’ın başında bulunduğu bakanlık katrilyonlar harcıyordu.
Ne bakan hakkında, ne bürokratları hakkında tek kuruşluk şaibeli iş olmadı.
Dürüst bakanlarla çalışmak, biz bürokratlar için de şanstı.
Bizlere de çok şükür tek kuruşluk şaibe bulaşmadı.
Kâzım Oksay’dan sonra bize Bursa Milletvekili İlhan Aşkın bakan oldu.
Petrol Sektörü de ona bağlıydı.
Çok kişi, bu bakanın ismini unutmuş olabilir.
Dürüst kişiliği ile akıllarda ve vicdanlarda kalan bir bakandı.
Bakanlık koltuğuna oturduğu gün sormuş, bakanlığın tecrübeli danışmanı kim diye, beni çağırdılar.
Bana sordu: “Bursa’da kardeşimle birlikte ortak olduğum bir müessesemiz var. O’nu kapatmam gerekir mi?”
Cevap verdim: “Devlete fatura kesmeyecekseniz gerekmez sayın bakanım.”
Nitekim, o müesseseden devlete tek kuruşluk fatura kesilmedi. Daha doğrusu o müessese devletle parasal iş yapmadı.
Sonunda iflas noktasına geldiler.
Öyle ki o dürüst bakan, özel sektörde maaşlı bir işe girmek zorunda kaldı, hayatını öyle idame ettirdi.
O’na da diğer bakanlarımız gibi çok büyük saygı duyuyorum.