Hastane soygunu mu?

Mehmet Necati GÜNGÖR

Adı Nargiza Sidamutova.
İnfosu’na baktım;
İran National Universty’de fars dili okumuş.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.
Müzikle meşgulmüş.
Facebook’ta paylaştığı şikâyet dikkatimi çekti.
Özetle:
Rahatsızlanınca kriz halinde Sakarya Devlet Hastanesine götürülmüş.
Yapılan muayenelerde herhangi bir hastalığının tespit edilmediği söylenmiş.
Birkaç uzman tarafından muayene edilmiş, herhangi bir bulguya rastlanmadığı söylenmiş.
Ancak, rahatsızlığı devam ediyormuş.
Kendisine sağlam raporu bile verilmiş.
Bir ara hamile olduğundan bile şüphelenilmiş, ısrarla “hamile değilim” demesine rağmen.
“Ameliyathaneyi hazırlayın” şeklinde sesler bile duymuş ama ameliyat edilmemiş.
Sosyal güvencesi yokmuş.
Hastane, yaptığı muayene ve tahliller sonunda kendisine 580.99 lira fatura çıkarmış.
O anda parası olmadığı için borçlanarak çıkmış hastaneden.
Belki de senet imzalatmışlardır.
“O kadar muayeneye ve sağlam raporuma rağmen halâ sıkıntım devam ediyor.”
Kısaca diyor ki; “hastaneye gittim ama iyileşmeden,  yüklü bir fatura imzalayarak çıktım.”
Hani, Sağlık Reformu ile övünülüyor ya.
Bu hanımefendinin başına gelenler “reform” un nasıl bir reform olduğunu anlatıyor bize.
Bu ülkede Suriyelilere ve birçok mülteciye hastanelerde parasız bakılır da, ödeme gücü olmayan vatandaşına 500 küsur liralık fatura çıkarılır.
Eski yıllarda dillerden düşmeyen bir şarkı vardı.
Bu şarkıyı Tanju Oral veya Nükhet Duru seslendirmişti:
“Ah bir zengin olsam…”
Şimdi, birçok vatandaşımız Suriyelilere tanınan imtiyazlara bakarak bu şarkının sözlerini “Ah bir Suriyeli olsam” diye değiştirirlerse ne diyebiliriz?
Bu olayı Sağlık Bakanının dikkatine getiriyoruz.
Herhalde verilecek bir cevabı, yapılacak bir işlemi vardır.