Heykel fakiri bir ülkeyiz

Birsen GÜRDİL

Yurtdışı seyahatlerimde gittiğim pek çok ülkede yerden, duvarlara, duvarlardan, binaların çatılarına kadar yerleştirilmiş çeşitli türde heykellere daima hayran kalmış, biraz da kıskanmışımdır.
Sanatın ve heykellerin yüzüne tükürüldüğü çirkin günleri artık geride bıraktık. Tabi heykel kırma hastası şehir magandaları da rahat bırakırsa yurdumuzda heykeli dikilecek pek çok ölümsüz isim vardır.
Ülkemde heykelcilik Osmanlı döneminden başlamış, günümüze kadar gelmiştir. Ne var ki yine de üretilen yapıtlar ya yıkılmakta veya kırılmaktadır. Sembol olarak heykel dikmek o ülkenin güzel sanatlarına ve tarihine bir saygıdır.
Görsel sanatları desteklemek heykelcilik sanatını geliştirmek amacıyla 1939’lu yıllarda Ankara’da devletçe düzenlenen sergiler, 1945 yılına kadar sürmüştür. Bu arada 1973 yılında da 20’den fazla ressam ve heykel sanatçısına ödül verilmiştir.
Sanata özellikle heykel yapımcılarına devletin destek vermesi basımından bu uygulamanın devam etmesi şarttır. Biz yine de ülkemde heykel sanatçısı olarak ün yapmış olan sanatçılara bakalım.
• Kuzgun Acar, 1928’de doğan 1976 yılında aramızdan ayrılan soyut anlaşıla yapılar üreten bir Türk heykeltıraş sanatçısı idi. 1948 yılında girdiği akademiyi bitirerek 1953’te de ağaç, metal, tel örgü gibi değişik metaller kullanarak eserler üretmeye başladı. 1961 yılında Paris 2. Genç sanatçılar festivalinde birincilik kazandı. 1960’doa Paris’te Rodin Müzesi’nde sergi açtı. Acar’ın Türkiye’de pek çok binanın yüzünü süsleyen eserleri vardır.
• Aşir Ratip Acudoğdu, Anıtları ve figüratif yapıtları ile tanınan sanatçı, Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel sanatlar akademisi)’nde iki yıl eğitim gördükten sonra Almanya ve Fransa’da mesleki çalışmalarda bulundu.
• Hadi Baba, Türk heykelciliğinin ikinci dönem sanatçılarından, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde heykel eğitim gördü 1925-1927 yılları arasında Paris’te mesleki çalışmalarda bulundu. Türkiye’ye dönüşte akademiye asistan olarak atandı. 1950’de kendi adını taşıyan atölyeleri açtı. 1964 yılında emekli oluncaya kadar çalışmalarını burada sürdürdü. 1950’den sonra soyut heykeller yapamaya başladı. 1935’te Adana Anıtı, 1937’de İstanbul Orduevi’ndeki Atatürk Heykeli, Beşiktaş Barbaros Anıtı, Hadi Baba’nın eserleridir. 1906’da doğan ünlü heykeltıraş, 1971’dte aramızdan ayrıldı.
• Şadi Çalık, 1949’da güzel sanatlar akademisi heykel bölümünden mezun oldu. Aynı bölümde asistan (1959), Doçent (1969) ve profesör oldu.(1971) Figürlü heykellerden bazıları 1962-1966’da Eskişehir Anıtları, Sakarya ve Ortadoğu Teknik Üniversitesindeki Atatürk anıtları, Şadi Çalık’ın pek çok yerde eserleri bulunmaktadır.
• Hüseyin Gezer, anıt heykelleri ile tanınan ünlü bir heykeltıraştır. Antalya Atatürk Anıtı, TBMM Atatürk Anıtı, İstanbul-Saraçhanebaşındaki Fatih Anıtı(1987) ile tanınan Gezer, 1966-1969 yılları arasında hem akademinin, hem de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin müdürlüğünü yapmıştır. Cumhuriyet döneminde Türk Heykeli adlı kitabı yayımlandı.(1964)
• İlhan Koman, uluslararası alanda tanınmış ünlü bir heykelcisi idi. 1946’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirip, Avrupa sınavını kazandı ve 1946’da Paris’e gitti. Dönüşte Anıtkabir için dört heykel hazırladı. 1959’da İsveç’e giderek oraya yerleşti. 1986’da vefat etti.
• Zühtü Müritoğlu, Cumhuriyet dönemi Türk heykelciliğinin başlıca temsilcilerinden olan Zühtü, 1924-1928 yılları arasında Paris’te çeşitli atölyelerde çalışmalar yaptı. 1932-1936 arası Arkeoloji Müzesi heykeltıraşlığını yaptı. Zonguldak’taki atlı Atatürk ve İnönü heykelleri Zühtü Müritoğlu’nun eserleridir.
• Turgut Pura, 1948’de güzel sanatlar akademisi heykel bölümünden mezun oldu. İzmir’de Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı’nı yaptı. 1922’de doğan Turgut Pura, 1979’da aramızdan ayrıldı.