İş yapan ve yapmayanların durumu

Güray SOYSAL

KAPLUMBAĞA BİLE SİZİ GEÇER

Her fırsatta dile getirdiğim ve bundan sonra da bıkıp, usanmadan getireceğim Ankara’nın sahipsizliği konusu gündemimizden düşmeyecek.
Spor tesisinin yanı sıra, sahipsizliği zirveye vuran Başkent Ankara’nın mevcut durumu böyle.
Son örnek 19 Mayıs Stadının yıkılıp, boş arazisinin ne olacağındaki sorulara cevap verecek bir Allah’ın kulu çıkmadı.
Spor sitesinin içinde kabak gibi duran boş araziye rağmen, etrafındaki salonlara günde 2 bin kişinin spor yapma gayesi ile girip çıkmasına arkasını dönenlere Başkentliler isyan ediyor. Hele hele her fırsatta yalnızlığını gösteren Ankaralılar, 19 Mayıs Stadının yerine ne gibi tesisin yapılacağını bir türlü çözemiyor.
Buraya 55 bin kişilik stat yapılacağını devletimizin en üst yöneticisi açıkladı.
Ama…
Açıklanan günden bu yana yıkılan 19 Mayıs’ın yerine yapılacak spor tesisi için şu güne kadar bir çivi bile çakılmadı.
Büyükşehir Belediyesi yetkilileri “Konunun bizimle alakalı değil” derken, Gençlik ve Spor Bakanlığı konuda cevap vermemek için, problemin başka yerlerde olduğunu söyleyip duruyorlar.
Herkesin merak ettiği soruyu ben burada haykıracağım.
Buraya stat mı, yoksa Millet Bahçesi mi yapılacak…
Ne yapılacaksa yapılsın ve hiç değilse bu konuda ki yalnızlığımızı unutalım.

ÇİVİ YERİNDEN ÇIKTI ARTIK

Günlerdir Ankaragücü’ndeki biber gazlı olağanüstü genel kurul konusu konuşuldu ve sonuçta, tek Başkan adayı Mehmet Yiğiner, 1910 yılında kurulan takımının başına getirildi. Ama, kulüpteki problemler her geçen gün büyüyüp, hala ortada duruyor.
Bu problemlerin büyük kısmını halletmek isteyen Başkan adayı Murat Ağcabağ’ın önü kesilmişti. Mehmet Yiğiner, 3 yıl koltuğunda rahat oturursa, otobana çıkmaya hazırlanan otomobil durumundaki Ankaragücü’nü yürütmeye çalışacak.
Oysa…
Yolun kenarında bulunan gecekondu gibi büyük bir grup, Ankaragücü otomobilini kullananlara daha ne kadar sabır göstereceğini merakla bekliyorum.
Dediğim gibi, 6 sezon önceki Ankaragücü o günlerdeki birlik ve beraberliğinden şimdilerde pek eser kalmadı.
Çünkü…
Çivi yerinden çıkmıştı.

NİHAYET BECERDİLER

Yıllardır yapılan TSYD Ankara Şubesinin futbol turnuvasındaki engeller, mevcut yöneticiler tarafından nihayet çözüldü. Geçen sezonki turnuvayı eften-püften sebeplerden dolayı yapamayan TSYD yöneticileri, nihayet 9 Ağustos’taki geleneksel turnuva konusunda becerilerini gösterdiler.
Şimdi 9 Ağustos günü Eryaman Stadında saat 20.00’de oynanacak Ankaragücü-Gençlerbirliği maçını dört gözle bekliyorum.
Darısı.
TSYD yöneticilerinin, tüzük maddelerindeki konulardaki hassasiyetlerdeki becerilerinin ortaya konulması.

Unutulmayanlar / ALİ POLAT3

1923 yılında dünyaya gelen bu spor ve sporsever dostu, İstanbul’daki Haydarpaşa lisesini bitirdikten sonra Elazığ ve Zonguldak da Beden Eğitimi öğretmenliği yaptı. Hocalık döneminde, bilhassa kabiliyetli atletlerin öne çıkmasını sağlayan Ali Polat, daha sonra Ankara’ya gelip aynı işlevini Naili Moran atletizm sahasında gerçekleştirdi. Türk atletizminin gelişmesi için sayısız genç atletlerin yetişmesi için çırpınan Ali Polat, şimdilerde sağlık problemlerinin ortadan kalkması için çaba gösteriyor.

TAKIM ARKADAŞIM FATİH TERİM

Tarihini hatırlamıyorum, ama bugün Türk futbolunun 1 numarası olan Fatih Terim ile, özel maç dahi olsa, bir maçta aynı takımda oynama şansını buldum.
O dönem çalıştığım gazetede futbol yorumculuğu yapan Fatih Terim, TSYD’nin bir futbol organizasyonda yer aldım. Fotoğrafta ayaktakilerin soldan birinci sırada olan Fatih Terim, oynadığı futbolla biz spor yazarlarına örnek olmuştu. Ayaktakilerin en sağındaki kişi de ben.
Bu tarihi fotoğrafını yayınlarken, içimden “ ne günlerdi” demek geçti.

YÜZMEYİ BİZE SEVDİREN SPİKER

Güney Kore’de düzenlenen Dünya yüzme şampiyonası boyunca gözümüzü ekrandan ayırmadık.
41 madalyanın dağıtıldığı ve yüzme sporunun kalbinin attığı bu ülkede7 rekorunu kırılmasını da izledik.
Müsabakalar çok güzeldi, ancak ekrandan nakleden kardeşim Levent Özçelik ile meslektaşım Hünkar Mutlu, daha muhteşemdi.
Müsabakaları öyle güzel anlattılar ki, bir ara eşim tarafından önüme konulan yemeği dahi unutup, ekrana takılı kaldım.
Son dönemlerdeki başarılarıyla, Türkiye’nin en iyi spor spikeri olduğunu bir kez daha kanıtlayan Levent Özçelik ile meslektaşım Hünkar Mutlu’yu tebrik ederim. Spor adamlığının nasıl yapılacağını herkese gösterdikleri için.

DOĞRU SÖZE NE DENİR?

Bazı şeyleri YARIM bileceğine, bir şey bilme daha iyi. NİETZCHE