Kabahat kimde?

Evet, cemaat kötü. Anladık.

Zaten, biz de “iyi” dememiştik.

Zira, cemaatlere de, tarikatlara da uzağız.

Onların devlet organlarına sızmasını elbette kabul edemeyiz.

Peki ama;

“Ne istediniz de vermedik?” diyen sizdiniz.

Yani, o “paralel” ise sizin paraleliniz.

Okyanus ötesine gözü yaşlı hasret mesajları gönderen de sizdiniz.

O yapının devlet organlarına sızdığını söylüyorsunuz. Peki, sızmasına kim öncülük etti?

Kim inisiyatif tanıdı onlara?

Kim semirtti?

Yani, bütün bu olup bitenleri cemaat tek başına mı yaptı?

Her şeyden önce; Orduya kumpası cemaat tek başına mı kurdu?

Terörü cemaat mi azdırdı?

Barış masası dediğiniz o masayı cemaat mi devirdi?

Ekonomiyi cemaat mi bozdu?

Bütün suçları cemaatin üstüne yıkarak kendinizi aklamaya çalışmayın.

Bu ülkeyi 14 yıldır siz yönetiyorsunuz.

            Bir kısmını paralelinizle birlikte yönettiniz.

Onlardan valiler, kaymakamlar, genel müdürler. Müsteşarlar tayin ettiniz.

Milletvekili, bakan yaptıklarınız var.

 Şimdi ise teker teker kellelerini alıyorsunuz.

Nasıl yol yapmakla övünüyorsanız, kabahatlerinizi de bilin.

Perişan etmediğiniz bir değerimiz kalmadı.

Yüce dinimizi de anlaşılmaz hale getirdiniz.

Gençlik, yaptıklarınızı gördükçe dininden soğuyor.

Hırsızlık, yolsuzluk, sayenizde mubah oldu.

    Yalan, alamet-i farika!

  Bütün güzel sesleri, baskın sesinizle boğdunuz.

 Hukuku, adaleti yok ettiniz.

   Gırtlağımızı sıktınız.

Hayat alanımızı daralttınız.

İçimizi dışımızı kararttınız.

Geleceğe dair umutlarımızı sildiniz.

Yaşama sevincimizi yok ettiniz.

Bırakın, nefes alalım!

Yetti artık! Yetti artık!