Kaçan ipin arkasından koşmak

Güray SOYSAL

ÖNCE YIKARIZ, SONRA…

Türkiye’nin ilk veledromu Konya’da yapılacakmış.
“Haydaaa…”
Dedikten sonra sporumuzu yönettiklerini zannedenlere bir çift lafım olacak.
Türkiye’nin ilk veledromu Konya’da idi. Hatta Balıkesir’deki Atatürk Stadı’nda da veledrom vardı.
Adı daha önceleri ATATÜRK olan bu veledromlu statlar yıkıldıktan sonra kaderine terk edildi.
Konya ülkemizde bisiklet sporunun kaynağıydı.
Hatta Konya’da yaşantısını sürdüren yaşlı-genç, kadın-erkek şehirde hep bisikletin üzerindeydi.
Sonra…
Veledroma atılan kazmalar nedeniyle bisiklet sporu Konya’da kaderine terk edildi.
Geçenlerde Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, veledrom örneklerini yerinde incelemek için İsviçre’de temaslarda bulundu.
Kasapoğlu, Konya’da hayata geçirilecek Türkiye’nin ilk veledrom (İçinde motosiklet ve bisiklet yarışlarının yapıldığı pist) projesi için örneklerini yerinde incelemek ve konuyla ilgili görüş alışverişinde bulundu.
Bisiklet sporunda üst düzey bir antrenman ve eğitim alanı konumundaki bu merkezin bir benzeri Konya’da yapılacak. Söz konusu merkezin içerisinde 250 metre kapalı veledrom olacakmış.
Bu girişime saygı duyarım.
Ne diyeyim…
Kaçan ipin arkasından koşmakta bir meziyet olsa gerek.

ALKIŞLANACAK HAREKET

Süper Lig’in 11. haftasında sahasında Kayserispor’u ağırlayan Gençlerbirliği bu maça özel bir forma ile çıktı. Eryaman Stadı’nda oynanan mücadelede Kayserispor ile karşı karşıya gelen Gençlerbirliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük insan Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım sebebi ile sahaya “Kemal Atatürk” imzalı forma ile çıktı. Bu maçta Başkent takımı, sahasında bu sezon ilk kez 3 puan alırken, futbolcuların giydiği Mustafa Kemal Atatürk imzalı forma ise takdirle karşılandı.
Bu düşünceyi gerçekleştirenlere benden de büyük alkış…
Bir sitemim de Sio’ya olacak. Gençlerbirliği’nin gol ve şov adamı Sio 62’nci dakikada gereksiz yere aldığı sarı kart ile takımını Kasımpaşa maçından yalnız bırakırken, bu davranışla ne denli profesyonel (!) olduğunu ortaya koydu.

Unutulmayanlar / SADIK SALMAN

1957 yılında Doğu Beyazıt’ın Eskisu kazasında doğan Türk atletizmimizin efsanesi ilkokulu burada bitirip, Muğla Teknik Lisesi sonrasında yüksek tahsilini tamamladı. 1978’da başladığı atletizmde büyük başarılar elde etti. 1974’de İtalya’da 4’ncü, Fransa’da ise 3’ncü oldu. Ağrı denildiğinde bu kentin yetiştirdiği kişiler arasına bileğinin hakkı ile giren Sadık Salman, 1974 ve 1978’de 10 bin metrede Balkan Şampiyonluğunu kazandı. Ağrı’ya kırgın, ama Ağrılı olmaktan mutlu olduğunu söyleyen Sadık Salman, atletizmi bıraktıktan sonra Bitlis ve Ağrı’da Spor İl Müdürlüğü yaptı. Ağrı’da görevde bulunduğu dönemlerde, doğduğu kenti spor tesisleri ile donattı. Eşinin vefatından sonra Ankara’da spor malzemesi satan mağaza açan Sadık Salman, çocukları ile birlikte hayatını sürdürüyor.

Ankaragücü sevdalısıydı / YILMAZ GÖKDEL DE GİTTİ

Onu yıllar öncesinde, yani 1980-81 sezonunda Ankaragücü’ne geldiğinde tanımış, daha sonra dost olmuştum. Galatasaray’da futbol oynadığı dönemlerde kıvrak ve süratli sağ kanat oyuncusuydu.
Sonra…
Brian Birch ustalığından geçip, Ankaragücü’ne Teknik Direktör olarak gelmişti. 2. Ligde Ankaragücü’ne hem Türkiye Kupası’nı, hem de Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandırmıştı. Bu nedenle Ankaragücü tarihine geçti.
79 yaşında vefat etti. Bir dostum ve Ankaragücü sevdalısı daha toprağa teslim edildi.
Ne diyeyim. Emir büyük yerden gelince, boynumuz eğri kalıyor.
Allah rahmet eylesin.

İŞTE, SPORUN GÜCÜ BU OLSA GEREK

Engelli olup, bir köşeye çekilmek, o kişi için en büyük ihanet olsa gerek. Her şeye rağmen hayata sarılıp, yapabileceği sporun peşinden gidenlerden birine örnekte, İlayda adlı kızımız oldu. Sarıyer’de yaşayan görme engelli 18 yaşındaki İlayda Afra Yurtsuz, yüzmede kazandığı 40’a yakın madalyayla yaşından çok ödül almanın mutluluğunu yaşıyor. Yüzde 95 engeli bulunan İlayda, “Yüzme ile hayatım değişti. Benim gibi engelli arkadaşlarıma tavsiyem; pes etmesinler ve hayata tutunsunlar” diye sesleniyor. Bu kızımızı tebrik eder, köşede kalmış engellilere de İlayda’nın felsefesini tavsiye ederim.
(Atila Güvenç’e teşekkürlerimle)

IRAZ HOCA, GÖÇELİ 2 YIL OLMUŞ

Ülkemde güreşten sonra gelen başarılı spor dalı Tekvando ise, bunun mimarı İsmet Iraz’ın olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bu spor dalının tanımı için yapmadığını bırakmayan bu spor ustası, kafeste arslanla dövüşmeyi bile teklif etmişti. Yeter ki tekvando müstakil Federasyon olmalıydı.
Sonunda bu arzusu yerine geldi.
Şimdilerde onun açtığı yolda gidenler, Türk tekvandosunun bulunduğu yerde ne gibi başarılar ortaya çıkardığını hep birlikte görüyoruz.
Demek ki, İsmet Iraz hocam, tekvando ve sporumuz için iyi işler yapmıştı.
14 Kasım Perşembe günü ikinci ölüm yıldönümünde Karşıyaka’daki ebedi ikâmetgahında olacağız.
Onu bir kez daha eşi, kızı, öğrencileri ve sevdalıları ile her geçen gün artan özlemle, anacağız.

DOĞRU SÖZE NE DENİR?

“Daha fazlası iyidir” diyerek kendini kandırma. SÜLEYMAN DEMİREL